Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

HAMİLELİKTE BU ENFEKSİYONLARA DİKKAT!

HAMİLELİKTE BU ENFEKSİYONLARA DİKKAT!

Hamilelik anne adayının sağlığına özellikle dikkat ettiği bir süreçtir, ancak bazı enfeksiyonlardan ya dahastalıklardan kaçmak aşıya, bağışıklığa ve gerekli önlemlere bağlıdır. Özellikle enfeksiyon hastalıkları anne adayı ve bebeğin sağlığı açıısından risk oluşturabilir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Numan Bayazıt hamilelik sürecinde geçirebileceğiniz enfeksiyonlar hakkında bilgi verdi.


HEPATİT B:
Daha çok cinsel ilişki ve kan nakli ile geçer. Mikrop bulaşanların yarısı hiçbir belirti vermezken yüzde 1’lik bir bölümde ise karaciğer iflası ile ölüme kadar giden ağır bir durum oluşur. Hepatit B enfeksiyonuna spesifik bir tedavi yoktur. Erişkinlerin yüzde 2-6’sında kronik enfeksiyon kalır. Bu hastalarda siroz ve karaciğer kanseri gelişme riski yüzde 15-20’dir. Bu mikropla daha önce karşılaşmamış hamilelerin aşılanmasında sakınca yoktur. Hepatit B taşıyıcısı olan hamileler bebeklerine mikrobu en çok doğum esnasında kan ve genital sekresyonlarla bulaştırırlar. Nadiren anne karnındayken plasentadan geçişle veya süt verirken olur. Taşıyıcı anneden doğan bebeklere hemen aşı ile birlikte serum (hepatitB immünglobülin) verilir.

KIZAMIKÇIK (RUBELLA):
Çocuklarda hafif bir ateş ve döküntü ile seyreden bu viral enfeksiyon hamileliğin ilk 3 ayında geçirilirse ciddi sonuçlara neden olur. Bunlar; düşük, fetal ölüm ve doğumsal anomalilerdir.

Yaygın aşı programları sayesinde görülme sıklığı çok azalmıştır. Hamilelik planlayan anne adayının bağışık olup olmadığını anlamak için test yaptırması gerekir. Kan testinde Immunglobulin G negatif ise aşı yaptırıp 3 ay korunmaları önerilir. Önceden test yapmamış hamile bir kadın geldiğinde kızamıkçık muhakkak araştırılmalıdır. Kan testinde immünglobülin G’nin pozitif olması bağışıklığı M’nin varlığı ise aktif enfeksiyon geçirildiğini gösterir. Her ikisi de negatif ise yani hamile kadın daha önce bu mikropla hiç karşılaşmamış ise doğumdan sonra aşılanması önerilir.

TOXOPLASMOZİS:
Toxoplasma adı verilen bir parazitin neden olduğu hastalıktır. Toplumdaki insanların çoğu farkına varmadan bu hastalığı geçirebilirler. Bu oran Fransa’da yüzde 70’e kadar yükselmiştir. Hafif ateş ve lenf bezlerine büyüme yapar.

Hamilelikte geçirildiğinde ise parazit fetusa geçerse, yenidoğanda mental retardasyon, körlük, epilepsi gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. İnsana 2 şekilde bulaşır: pişmiş et ve iyi yıkanmamış sebze-meyve yenilmesi. İkincisindeki döngü kedi pisliğinden toprağa, topraktan sebze-meyveye doğrudur. Bu nedenle hamilelikte etlerin iyi pişirilip sebzelerin iyi yıkanması gerekir. Evde kedi varsa, bakımını hamile yapmamalı, mecbur kalırsa eldiven kullanmalı, bu sürede yeni geçiş olmaması için kedi dışarıya çıkarılmamalıdır.

Fetusa bulaşma, kadın hamilelikte parazitle ilk kez karşılaşırsa olabilir. İlk 3 ay içinde fetusa geçme ihtimali yüzde 10-15’dir. Ancak geçerse sonuçları ciddidir. Hamileliğin geç dönemlerinde ise tersi olur. Fetusa geçme olasılığı yüzde 60’lara yükselir, ama ciddi zarar verme olasılığı düşüktür.

Doğduktan sonra, parazit bulaşan bebeklerin 3’te 1’i belirti verir. En ciddi sonuçları hidrosefali, beyin ve gözde hasardır.

Enfeksiyon hamilede kan testi ile taranır. Ancak laboratuar sonuçları her zaman kesin değildir. Bebeğin gerçekten etkilenip etkilenmediği amniyosentez ve bebek kordonundan alınan kan örnekleri ile anlaşılmaya çalışılabilir. Ultrason da bu tanıda yardımcı olur. Fetusta enfeksiyon tespit edilirse, hamileliği sonlandırma ile antibiyotik tedavisi arasında seçim yapılır.

HERPES SİMPLEKS:
Genital Herpes yaşam boyu tekrarlayabilen viral bir infeksiyondur. HSV Tip 1 ve 2 olmak üzere 2 tipi vardır. Tekrarlayan genital herpeslerin çoğu HSV-2’dir. Ağrılı yaralar yapabilir. Ancak bazen kişi enfeksiyonu aldığının ve yaydığının farkında olmayabilir. Dolayısı ile virüs bulaşmış bir yenidoğanın annesi geçmişte böyle bir enfeksiyon öyküsü hatırlamayabilir. Anne virüsü doğuma yakın bir dönemde aldıysa, bebeğe geçme riski yüksektir (yüzde 50-60). Hamileliğin başlarında almış ise olasılık yüzde 1’den azdır. Bebeğe geçiş doğumda ülserli lezyonlardan olur. Doğum ağrıları başladığında lezyonları olan hamilelerde sezaryen tercih edilmelidir.

SU ÇİÇEĞİ:
Bu da bir virüstür ve ilk ataktan sonra vücutta uyku fazında kalabilir. İlk enfeksiyon tablosu bilindiği gibi tipik döküntülere neden olur, uyku fazındaki virüsün tekrar aktive olduğunda yaptığı hastalık ise zona zosterdir. Suçiçeği çok bulaşıcıdır. 1995’de aşının piyasa çıkmasından sonra görülme sıklığı düşmüştür. Daha önce suçiçeği geçirmemiş kadınlar test yaptırıp bağışık olmadıkları anlaşıldığında aşı yaptırmalıdırlar. Aşıdan sonra 1 ay hamile kalmamaları gerekir. Hamilenin hastalığı doğumdan 5 gün önceden 2 gün sonraya kadar olan sürede başlamışsa bebeğe geçen enfeksiyon çok ağır seyreder. Bu dönemde bebeğin kaybedilme riski yüzde 30 kadar yüksektir. Hamileliğin ilk 20 haftasında başladığında ise bebekte anomalilere neden olma olasılığı yüksektir.

Hasta biri ile temas kuran ya da aynı ortamda uzun süre bulunan hamilelere koruyucu olarak immünglobülin verilebilir. Hamilelikteki enfeksiyonların pnömoni yapma olasılığı yüksektir. Hastalık geçiren hamilelerin yakın takip edilip, gerekirse hastaneye yatırılmaları gerekir.

ASEMPTOMATİK BAKTERİÜRİ VE AKUT SİSTİT:
Hamilelikte alt idrar yolu enfeksiyonlarının 2 şekli vardır: Asemptomatik bakteriüri ve akut sistit. Asemptomatik bakteriüri’de kadının herhangi bir şikayeti yoktur, ancak idrarda az miktarda mikrop ürer. Hamilelerin yüzde 4-8’inde görüldüğü için bütün hamilelere ilk muayenede idrar kültürü yaptırılmalıdır. Hafif gibi görünen idrar yolu enfeksiyonları hamileliklerde daha süratli ilerler, çünkü idrar akımı yavaşlar ve üremeye uygun bir ortam oluşturur. Tedavi edilmeyen idrar yolu enfeksiyonu böbreklere doğru ilerler, erken doğumu tetikleyebilir. Akut sistit gebelerin yüzde 1-3’ünde görülür. Ağrılı, sık ve acil idrar duygusu vardır. Her iki durumun tedavisi de bebeğe zarar vermeyecek antibiyotik seçimi ile yapılır. Tedaviden sonra kültür tekrar edilerek kontrol edilmelidir. İlerleyen haftalarda tekrarlama eğilimi vardır.

VAJİNAL CANDİDİAZİS (MANTAR):
Hamilelikte sık görülür. Özellikle diabet ve antibiyotik kullanımından sonra sıklığı artar. Hiçbir şikayet vermeyebileceği gibi kaşıntı ve akıntı yapabilir. Hamilelik üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığı kabul edilir. Şikayete neden oluyorsa, ilk 3 ay geçtikten sonra tedavi edilmesi tercih edilir. Tedavide vajinal tablet ve kremler kullanılır.

BAKTERİYAL VAJİNOZİS:
Vajinal florada baskın olan bakterilerin değişmesi ile ortaya çıkar. Kadınlar kokmuş balık gibi kokan anormal bir akıntıdan şikayet ederler. Bu koku ilişkiden sonra daha belirgindir. Bütün belirti veren hamileler tedavi edilmelidir. Çünkü erken doğum, suların erken gelmesi, koryoamniyonit yani gebelik kesesi ve plasentanın iltihaplanması, sezaryan sonrası rahim iltihabı ile sonuçlanabilir. Daha önce erken doğum yapan ve suları erken gelenlerde tarama yapılabilir.

GENİTAL SİĞİLLER (HPV-CONDYLOMA ACCUMINATA):
Human papilloma virüs neden olur. Yeri ve büyüklüğüne göre ağrı ve kaşıntıya neden olabilirler. Hamilelik boyunca yayılıp büyüyebilecekleri için temizlenmeleri önerilir. Triklorasetik asit sürülür veya yakılır. Hamilelikten sonra genellikle iyileşme eğilimine girerler.

Yeni doğanda laringeal yani boğazında siğiller olabilmektedir. Daha az olmakla birlikte sezaryanda da olabildiği için siğiller doğum kanalını kapatacak kadar büyük değilse normal doğum önerilir.

KLAMİDYA:
Chlamidya trochomatis isimli bakterinin neden olduğu cinsel yolla geçen hastalıklar arasında en sık rastlananlardandır. Önce rahim ağzına yerleşir. Kadının şikayeti olmayabilir. Vajinal akıntı, ilişki sonrası kanama, ağrılı idrara neden olabilir.

Erken doğumu ve suyun erken gelmesini tetikleyebilir. Doğumdan sonra bebekte konjunktivit, pnömoniye neden olabilir. Yüksek riskli hastalarda tarama yapılıp tedavi verilebilir.

 

HAMİLELİK BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2013 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.