Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

DÜŞÜKLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

DÜŞÜKLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Hamile kaldığını öğrendiği andan itibaren anne adayları çevrelerinden bir takım direktifler almaya başlarlar: “Aman yükseğe uzanma, sakın ağır kaldırma, spor yapma, fazla yürüme, cinsel ilişkiye girme...” ve daha niceleri. Zaten düşük korkusu yaşayan anne adaylarının içine bir parça daha korku salmak ve günlük aktivitelerini sınırlandırmaya çalışmak oldukça yanlış. Uzmanlara göre yaşanan düşüklerin bu türden aktivitelerle uzaktan yakından ilgisi yok!


Genel kanının aksine yaşanmış kürtaj, tekrarlayan düşükler, ağır kaldırma, kanama ya da kramplar, hamilelikte egzersiz yapmak, eğilmek, uzanmak ve daha pekçok neden düşüğe neden olmayan, ancak anne adayını korkutan efsanelerdir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kağan Kocatepe konuyla ilgili şu bilgileri veriyor:
“Gebelik ürünü eğer sağlıklıysa yani kromozom açısından sağlıklıysa ve rahim içine yerleşmişse fiziksel aktivite çok aşırıya varmadığı sürece (aşırıdan kastımız tekvando yapmak, karna darbe gelme ihtimali olan sporlar ya da çok aşırı hoplayıp zıplayıcı hareketler yapmak belki düşüğe neden olabilir), günlük olarak yapılan aktiviteler 2 saat ayakta kalmak, eğilip bir şey almak, uzanmak ya da cinsel ilişkiye girmek hiçbir şekilde düşüğe neden olmaz. Eğer bu gibi durumlardan sonra düşük yaşandıysa anne ve baba adayı bilmelidir ki, o zaten olacak bir düşüktür. Ufak tefek şeylerden yaşanan düşüklerde bilinmelidir ki, bebek içeriye tutunamamıştır. Özellikle tüp bebekle oluşmuş çoğul gebeliklerde rahim içine tutunma suni gerçekleştirildiğinden bu gibi durumlarda rahim içine tutunmayı destekleyici tedavi verilir ve beraberinde fiziksel aktivite kısıtlanır. Çoğul gebelik ve tüp bebek yöntemi ile oluşmuş gebeliklerde fiziksel aktivitenin düşük nedeni sayılabilmesi tek istisnadır.”

KANAMA DÜŞÜĞE NEDEN OLUR MU?
Bazen çok az, bazen kahverengi tonunda, bazen de çok olan gebelikte kanama, ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olabileceği gibi, önemsiz de olabilir. Her anlamda hamilelikte kanama önemsenmelidir. Zira kanama hem anne adayının ve hem de bebeğinin hayatını riske sokabilir. Bu nedenle kanama olması halinde bu durum mutlaka doktora bildirilmelidir. Anne adaylarının çoğunda hamileliğin ilk 12 haftalık bölümünde kanama veya lekelenme görülebilir. Bu durum genelde cinsel ilişki nedeniyle meydana gelir. Gebeliğin ilk haftalarında kanama oluyorsa, genellikle doktor size ne kadar sık kanama oluştuğunu, ağrı olup olmadığını, ağrı varsa nerede olduğunu ve şiddetini soracaktır. Ayrıca pelvik muayenesi de yapacaktır. Rahim ağzı enfeksiyonu kanamaya yol açabilir. Kanamanın sebebini anlayabilmek amacıyla ultrasonda bakılır. Gebelikte kanama; düşük ya da erken doğum ihtimalini arttırır. Bu nedenle kanaması olan anne adayının tedavi edilmesi gerekir. Gebelikte düşük, bir problem sonucu meydana gelebilir. Ancak her kanama, düşük tehlikesi yaratmaz. Yapılan araştırmalara göre, gebelikte kanaması olan gebe kadınların neredeyse yüzde 50’si bebeğini düşürmez. Kanaması olan kadınların çoğunun ya ağrısı yoktur ya da az vardır. Kimi zaman da kanama sona erer ve hamilelik sürer.


HAFİF KRAMPLAR
Uzmanlar tüm hamileliklerin yüzde 40’ına yakınının ilk 3 aylık döneminde kanama görüldüğünü ve rahmin genişlemesi nedeniyle çoğu kadının hafif kramplar deneyimlediğini belirtiyor. Kramplardan doktorunuzu haberdar etmelisiniz. Böylece ona endişe verici gelişmeleri takip edebilme imkanı tanımış olursunuz. Ayrıca uzmanlar, özellikle kasıklarınızın herhangi bir yanında keskin bir acı hissetmeniz durumunda hemen doktorunuza başvurmanız gerektiğini belirtiyor. Çünkü bu durum, döllenmiş yumurtanın rahim yerine fallop tüpüne yerleştiği ve hem anne hem de bebek için tehlike oluşturan dış gebelik belirtisi olabilir.


DAHA ÖNCE DÜŞÜK YAPMIŞ OLMAK
Toplumumuzda görülen en büyük mitlerden biri de ilk hamileliğinde düşük yapan kadınların ya da tekrarlayan düşülk yapan kadınların bekledikleri çocuğunu da düşürecekleridir.
Uzmanlar ilk hamilelikte düşük yapmanın ikinci hamilelikte bu riski yükseltmediğini belirtiyor. Tekrarlayan düşükler de kendi içlerinde farklı riskler taşıyorlar: Anne adayı 2 kez düşük yaşamışsa, sonrasında düşük riski yüzde 20 oranında artıyor, 3 düşükten sonra yüzde 30’a yükselen risk, 4 düşükten sonra ise yüzde 40’a ulaşıyor. Ancak uzmanlar yine de karnınızdaki bebeği 4 kez kaybetmiş olsanız bile hamileliğinizi sağlıklı bir şekilde tamamlamanız için hâlâ yüzde 60 şansınız olduğunu unutmamanız gerektiğini söylüyorlar.

 

Tekrarlayan düşükler yaşayan kadın (art arda 3 ya da daha fazla kayıpla tanımlanır), sorunun tespiti için bir doktora danışmalı ve düşüğe yol açan hormon düzensizlikleri, otoimmün hastalıkları ya da antifosfolipit sendromu (kanda pıhtılaşmaya neden olan bir bağışıklık sorunu) gibi rahatsızlıklar, hormon terapisi veya düşük dozda aspirin gibi reçetesiz satılan ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edilmelidir. Eğer sorun rahim veya rahim ağzındaki bazı anatomik problemlerden kaynaklanıyorsa, bunları düzeltmek için cerrahi operasyonlar da yapılabilir.

HAMİLELİKTE YAPILAN SPOR DÜŞÜK NEDENİ Mİ?
Hamilelikte yapılacak uygun egzersizin düşük riskini yükselteceğine dair hiçbir bulgu yoktur. Sporun pek çok çeşidi hamilelik döneminde güvenlidir. Ancak ata binme ya da kayak gibi düşme riski taşıyan aktivitelerden ve futbol veya basketbol gibi temas içerikli sporlardan uzak durmaya dikkat etmeli, ayrıca bolca su içtiğinizden ve çalışmanız esnasında çok fazla sıcağa maruz kalmadığınızdan emin olmalısınız. Egzersizin zararı bir yana, aslında koruyucu anlamda yararı bile olabilir. Çünkü yapılan araştırmalar, hamilelik dönemleri boyunca spor yapan kadınların düşük risklerinde yüzde 40 oranında bir azalma meydana geldiğini ortaya çıkardı. Uzmanlar, sporun fazla kilo alımını da engelleyerek daha kolay doğum yapmaya yardımcı olacağını belirtiyor.

KÜRTAJ GERÇEĞİ
Yapılan bir araştırmaya göre, kürtajın ilaç yoluyla ya da cerrahi müdahale ile yapılmış olması da şimdiki hamilelik için önem arz etmiyor. Ancak uzmanlar, her ne kadar ellerinde yeterli bilgi olmasa da 3 ya da daha fazla kez uygulanan gebelik sonlandırma operasyonlarının rahmin işlevini yerine getirebilme özelliğini tehlikeye atabileceğine dair bazı işaretler olduğunun da altını çiziyor. Yapılan bir başka araştırma ise kürtaj sonrası hamile kalmak için en az 3 ay geçmesi gerektiğine dair bilgiler sunuyor.

Op. Dr. Kağan Kocatepe ise kürtajın rahime verdiği zararları şöyle anlatıyor:
“Kürtaj rahime iki şekilde zarar verilebilir. Bir rahim ağzı genişletildiği için rahimin kapalı kalma mekanizmasını bozabilir. Bu nedenle ileri gebelik haftalarında yapılmış olan çok sayıda kürtaj ileride rahim ağzı yetmezliğine neden olabilir. Diğer gelebilecek zararsa şöyledir: Gebelik rahim içinde en uygun alanı bularak yerleşiyor. O en uygun alansa rahimin tepesinde ve özellikle rahimin arka duvarında olan bir alan. Eğer gebelik sonlandırılırsa o bölge gebelik sonlandıktan sonra kullanılamaz hale geliyor. Çünkü oraya bir kere bir gebelik yerleştikten sonra oraya bir ikinci gebelik yerleşemez. 1 ya da 2 kere kürtaj yaptırmış olmak oradaki efektif alanı azaltmaz, ancak kürtaj sayısı artarsa efektif alan sayısı azalacak ve plesenta dediğimiz bebeği besleyen yapının rahim ağzına yerleşme riski artacaktır.”

 

 

HAMİLELİK BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2013 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.