Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ANNE KARNINDAKİ BEBEĞİN BEYİN GELİŞİMİNİ DESTEKLEYEN VİTAMİNLER

ANNE KARNINDAKİ BEBEĞİN BEYİN GELİŞİMİNİ DESTEKLEYEN VİTAMİNLER

Çocuğunuzun sağlıklı ve zeki olması için daha gebe kalmadan önce hem annenin hem de babanın gebeliğe hazırlık yapması gerektiğini ve bebek dünyaya geldiğinde dikkat edilmesi gereken noktaların olduğunu biliyor muydunuz? Sitemizin yazarlarından Diyetisyen Başak Kefeli anne karnından itibaren bebeğin beyin gelişimine destek veren vitaminleri ve beslenme düzenini anlatıyor.


Gebelik planlayan çiftlerin en az 3 ay önceden kan tetkiklerinin yapılması, eksikliği tespit edilen besin öğelerinin takviye edilmesi, gebeliğe sağlam adımlarla ulaşılması, hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bebeklerde sinir sistemi ve beyin gelişimi gebeliğin ilk haftalarından itibaren başlayarak doğumdan sonra 1 yaşına kadar hızlı bir ilerleme gösterir. Annenin gebeliğinin ilk başlarında demir, B12 vitamini, folik asit gibi minerallerden ve vitaminlerden yoksun olması bebeğin gelişimini olumsuz etkiler. Bunun için yani dünyaya getirmeyi planladığınız bebeğinizin entelektüel gelişimi için daha gebe kalmadan önce çalışmalara başlanmalıdır.

Planlı bir gebelik hazırlığının ardından gebe kalındığı andan itibaren annenin beslenmesi ve yaşantısı bebeğin zihinsel gelişimi için son derece önemlidir. Besinlerin dışında bebeğin nöral gelişimini etkileyen en önemli faktör annenin stresidir. Gebeliğin stresli bir süreçte geçmesi doğacak bebekte bazı sinir sistemi problemlerine neden olabiliyor. Örneğin, gebeliğinde ağır stres yaşayan annelerin bebeklerinde çocukluk yıllarında yüz mimiklerine ve tiklere rastlandığı çalışmalarla tespit edilmiştir. Bu tür yaşamsal faktörlerin dışında besinsel faktörler de gebelik sürecinde bebeğin hem sinir sistemi hem de zihinsel gelişimine destek veriyor. Bu süreçte değerleri bir adım daha fazla olan besinleri şöyle sıralayabiliriz;

BALIK İLE OMEGA-3 DESTEĞİ
Balık yağı olarak bilinen omega-3 yağ asitleri anne karnındaki bebeğin beyin gelişime en büyük olumlu etki gösteren besin bileşenlerinden biridir. Gebe kalınan ilk haftalardan itibaren düzenli olarak haftada 300-350 gram arası balık tüketimi ve buna ek olarak balık yağı tableti alımı bebeğimizin zihinsel gelişime katkı sağlayacaktır.

YUMURTA İLE PROTEİN DESTEĞİ
Gebeliğin son aylarına doğru artan protein ihtiyacına en iyi destek yumurtadan geliyor. Anne sütünden sonra içerdiği proteini vücudumuzun en iyi kullandığı besin olan yumurta, gebelerin kurtarıcısı. Beyin gelişiminin hız kazandığı gebeliğin son 3 ayında her gün 1 yumurta tüketmek bebeğinizin gelişimine yapacağınız en öenmli katkılardan olacaktır.

BOL YEŞİLLİKLİ SALATALAR İLE FOLİK ASİT DESTEĞİ
Özellikle yeşil yapraklı sebzelerde bulunan folik asit sinir sistemi gelişimi ve korunumu için son derece önemlidir. Folik asit eksikliğinde görülen ve ciddi bir sağlık problemi olan nöral tüp defekti, ülkemizde akraba evliklerinin fazla olmasından ve buna ek olarak kadınlarımızın folik asit eksikliği çekmesinden dolayı sık görülmektedir. Bu bebekler maalesef yaşamlarını devam ettirememektedir. Dolayısı ile gebeliğimiz boyunca hem doktorumuzun kontrolünde kullandığımız folik asit desteği hem de öğlen ve akşam yemeklerinde tüketeceğimiz bol yeşillikli salatalarımız bebeğimizin sinir sitemi ve beyin gelişimi için son derece önemlidir.

KIRMIZI ET İLE DEMİR DESTEĞİ
Demir gibi bir beyine sahip olabilmek için en önemli demir kaynağı olan kırmızı et gebelik süreci boyunca asla ihmal etmememiz gereken besinlerden bir diğeri. Hem içerdiği müthiş aminoasitleri hem de kullanılabilirliği yüksek demir içeriği ile haftada 3-4 gün kırmızı etin tüketimini öneriyoruz. Toplamda 1 haftada tüketilecek olan kırmızı et miktarı 300-400 gram olur ise hem anne adayının hem de bebeğimizin ihtiyaçları karşılanacaktır.

GLİSEMİK İNDEKSİ DÜŞÜK BESİNLER
Anne adayının kan şekerindeki ani oynamalar anne karnındaki bebeğe giden şekerin dengesiz olması anlamına gelir. Dolayısı ile bebeğimizin vücudunda gereğinden fazla şekerin dolaşması daha oluşan ve gelişen organlara zarar verebilir. Bu organların en başında da kalp ve beyin gelir. Dolayısı ile eğer gebeyseniz dikkat etmeniz gereken konu, kan şekerinizi çok hızlı yükselten besinlerden uzak durmak olmaktır. Şerbetli tatlılar, bol şekerli yiyecekler, fazla çikolata, gofret türü abur cuburlar ve rafine edilmiş un grupları ile üretilen beyaz ekmek, poğaça gibi besinler dozunca tüketilmesi gereken glisemik indeksi yüksek besinlerdir. Peki, hangi besinlerden gönül rahatlığı ile faydalanabiliriz diye soracak olursanız; tam buğday unu ile yapılan ekmekler veya çavdar ekmekleri, bulgur, esmer pirinç, nohut, kurufasülye, mercimek gibi baklagillerin çorbaları veya yemekleri rahatlıkla yiyebileceğiniz besinlerimizdir.

AZ TUZLU BESİNLER
Gebelik süresince tuz veya fazla tuzlu besinlerin tüketilmesi anne adayında ciddi tansiyon ve ödem problemlerine neden olmaktadır. Gebelik tansiyonu ise özellikle gebeliğin son aylarına doğru yaklaşıldıkça bebeğin sinir sistemi ve entelektüel gelişimi üzerine olumsuz etki yaratabilmektedir. Dolayısı ile gebeliğin daha ilk haftalarından itibaren tuz tüketimini sınırlamak gerekir. Fazla tuzlu yemekler, çorbalar, tuzlu salamura besinler, hazır konserveler, turşular veya tuzlu zeytinlerin tüketimi ciddi anlamda sınırlandırılmalıdır. Tüketilecek zeytin veya peynir mümkünse 1 gece önceden suda konularak bekletilmeli ve tuzunu saldıktan sonra tüketilmelidir. Bu önlemler alındığında hem anne adayımız hem de bebeğiniz büyük ölçüde güvenli bir gebelik süreci geçireceklerdir.

Ayrıca bunların dışında 4-5 saati aşan, uzun süreli açlıklar da anne karnındaki bebeğimizin gelişimine olumsuz etki yapmaktadır. Anne adayının en ideal beslenme tipi olan 3 saat aralıklar beslenmesi, biz beslenme uzmanlarınca istenmektedir.

Op. Dr. Altay Kartal (Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı):
SAĞLIKLI BEYİN VE SİNİR GELİŞİMİNİN TEMELLERİ ANNE KARNINDA ATILIR

“Hamileliğin 4. haftasında başlayan sinir sistemi gelişimi, 10. haftaya kadar temel farklılaşmayı tamamlar. Dördüncü haftadaki gelişim eksikleri çok ciddi sonuçlara neden olabilir. Onuncu haftadan sonraki bozukluklar ise daha az gözle görülür anatomik problemler yaratabilir, çocuğun zeka ve entelektüel fonksiyonlarında eksiklikler ortaya çıkabilir. Bu dönemde annenin beslenme durumu, kullandığı ilaçlar, fiziksel ve ruhsal sağlığı bebeği etkileyecek ve ileriki yaşamında belirleyici rol oynayacaktır. Öte yandan beyin ve sinir sistemi gelişimi açısından dengeli beslenmenin önemi ispat edilmiş, özellikle bazı vitamin ve mineral eksiklikleri durumunda organ ve doku gelişiminde bozukluk olabileceği, kalıcı sakatlıklara yol açabileceği saptanmıştır.

KOLİN BEYİNDEKİ KİMYASAL OLAYLARIN GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAR
Vücutta çeşitli fosfolipitlerin yapısında bulunur. B grubu vitaminlerin grubundandır. Suda erir. Fosfolipitlerin sentezlenmesi, taşınması ve metabolizmasında, asetilkolinin sentezinde görev alır. Asetilkolin sinir iletilerinde önemli rolü olan bir maddedir. Beyindeki kimyasal olayların gerçekleşmesi için önemli bir etkendir. Hafıza ve beyin gelişimi için gereklidir. Her ne kadar insan vücudu küçük miktarlarda kolini sentezleyebilirse de, ihtiyacı için yeterli miktarda üretemez. İnsan vücudundaki kolinin çoğu fosfatidilkolinde bulunur.

Kolin ve türevleri birçok yaşamsal işleve hizmet eder. Kolin insan vücudundaki tüm hücrelerin yapısal elemanlarının sentezinde kullanılır. Kolin yetersizliğinde karaciğerde yağlanma ve kaslarla ilgili bozukluklar olabilir. Kolin yumurta sarısı, süt, sakatatlar, soya fasulyesi, kuru baklagiller, tam tahıl ve ette bulunur. Yiyeceklerde yaygın şekilde bulunduğu için eksikliğine rastlanmaz. Ama kolin, çocukların beyin gelişimi açısından oldukça önemli bir vitamindir. Kolinden çok zengin olan yumurta sarısı bebeklere beyin, yani zeka gelişimi için 6-7. aydan itibaren her gün bir adet verilmelidir. Hücre büyümesinde ve işlevlerini yerine getirmesinde oldukça önemli bir besin değeri olan kolinin hamilelik döneminde yeterli miktarda alınmamasının doğum kusurlarına neden olabileceği ileri sürülmektedir.

ÇİNKO DNA’YI ETKİLER
Çinko proteinlerin ve hücre zarının yapısında yer alan minerallerden birisidir. Kendisi birçok enzimin fonksiyonunda, çekirdek proteinlerinin yapımında, DNA sentezinde, protein sentezi ve hücre bölünmesinde rol oynamaktadır. Hamilelikte çinko düzeylerinde oluşan değişiklikler konusunda çelişkili yayınlar bulunmaktadır. Bu nedenle hamilelikte rutin çinko takviyesine gerek olup olmadığı konusunda bir görüş birliği bulunmamaktadır Genel olarak günlük alınması gereken miktar 15 mg olarak belirtilmektedir.

Çinko dünya üzerinde bilinen tüm yaşam şekilleri için gerekli ve elzem olan minerallerden birisidir. Çinkonun eksik olması proteinlerin dengede kalmasını güçleştirirken hücrenin de işlevinin bozulmasına ve oksidasyon adı verilen hasar verici olaylara daha duyarlı hale gelmesine neden olur. Çinko aynı zamanda genlerin sorumlu oldukları proteinleri üretmesinde de rol oynar. Bunlar dışında 100'den fazla enzimin sağlıklı ve doğru şekilde işlev görebilmesi de yeterli çinko varlığına bağlıdır. Hamilelik vücudun çinko gereksiniminin arttığı bir dönemdir. DNA ve protein yapısında önemli rolü olan bu mineralin yeterli miktarda alımı, hücre yapımının son derece hızlı olduğu hamilelik döneminde önemlidir. Çinko eksikliğinin hamilelikte ne gibi etkilerinin olabileceği konusunda net bir bilgi yoktur. Bazı çalışmalarda bu mineralin eksikliğinin erken doğum ve düşük doğum ağırlığı ile ilgisinin olabileceği ileri sürülmekle birlikte kesin kanıt bulunmamaktadır. Çinko en çok et ve deniz ürünlerinde bulunur. Çinko açısından en zengin besin maddesi istiridyedir. Buna karşılık hamilelikte çiğ istiridye ve diğer kabukluların tüketilmesi önerilmez. Vejeteryan beslenenlerde hamilelikte yeterli çinko alamama olasılığı vardır. Bu gibi durumlarda çinko ile desteklenmiş mısır gevreği gibi gıdaların tüketilmesi yararlı olacaktır.

İYOT
İyot vücudumuzun az miktarlarda gereksinim duyduğu metal olmayan eser elementlerden birisidir. Tiroid hormonlarının üretimi için gereklidir, triiodothyronine (T3) ve thyroxine (T4) adı verilen tiroid hormonlarının yapısında bulunan ana madde olduğu için normal tiroid fonksiyonu için şart bir maddedir. Tiroid hormonları büyüme, gelişme, metabolizma ve üreme fonksiyonları gibi pek çok fizyolojik olayın düzenlenmesinde aktif rol alır. İyot eksikliği tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Ülkemizde ise özellikle Karadeniz Bölgesi'nde görülmektedir. İyot eksikliği tüm dünyada önlenebilir beyin hasarının en önemli nedeni olarak kabul edilmektedir. Başta zeka geriliği olmak üzere hipotiroidi, guatr (tiroid bezinde büyüme) ve değişik derecelerde büyüme, gelişme bozukluklarına neden olur. Gelişmekte olan bebekteki iyot eksiliğinin tek nedeni annedeki iyot yetersizliğidir. Hamilelik ve emzirme dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönemdir. Bazı çalışmalar hamilelik döneminde yeterli iyot alınmamasının düşük, ölü doğum ve bazı doğum anomalilerinin görülme sıklığını arttırdığını göstermiştir: İyot zehirlenmesi çok nadir bir olaydır ve sadece çok yüksek dozlarda alındığında görülür. Belirtileri ağız, boğaz ve midede yarma, ateş, bulantı, kusma, ishal, nabızlarda zayıflama ve komadır.

Hamilelik sırasında iyot eksikliği bebekte geri zekalılığa yol açabilmektedir. Ancak tuz gibi yiyeceklere iyot eklenmesi sayesinde gebelerde iyot eksikliği görülme olasılığı oldukça düşüktür. Bu nedenle hamilelik sırasında rutin iyot takviyesine gerek yoktur. Ancak geri zekalı çocuk oranının yüksek olduğu bölgelerde hamilelik öncesi ve hamileliğin ilk yarısında iyot takviyesi yapılabilir. Verilecek iyot miktarı iyot eksikliğinin derecesine göre belirlenir, iyotun aşırı alınması ise bebekte tiroid fonksiyonlarının baskılanmasına ve guatra neden olabilmektedir.”


HAMİLELİK BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2013 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.