Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ÇOCUĞUNUZUN DUYGUSAL GELİŞİMİNİ DE TAKİP EDİN!

ÇOCUĞUNUZUN DUYGUSAL GELİŞİMİNİ DE TAKİP EDİN!

Biz ebeveynler bebeklerimizin, önce fiziksel gelişimine takığızdır, sonra iyi kötü zihinsel gelişimine dikkat ederiz. Ama duygusal gelişim olmadan olmaz! Çocuğunuzun duygusal gelişimini, Psikiyatrist Dr. Özlem Mestçioğlu’nun verdiği bilgiler ışığında destekleyebilirsiniz.


Bebekler dünyaya duygusal gelişimlerini tamamlamış olarak gelmezler. Pek çok duyguyu, tutum ve davranışı zaman içinde öğrenirler. Duygusal gelişim, hem olgunlaşma hem de öğrenme sonucu tamamlanır. Olgunlaşma zihinsel gelişimin tamamlanma sürecidir ve bebek olgunlaşma sürecinde belli bir uyarana uzun süre bağlanabilme ve bir nesne üzerinde duygusal enerjisini uzun süre yoğunlaştırabilme yeteneği kazanır. Öğrenme ise; deneme-yanılma, taklit, model alma, özdeşleşme ve koşullanma yollarıyla gerçekleşir. Öğrenme ve olgunlaşma süreçlerini tamamlayan bebek duygusal gelişimini tamamlamış olur.

Bebeğin duygusal gelişimini ilk 5 yılda en fazla belirleyen faktör, anne-babayla kurulan iletişimdir. Çocuk anne-baba ile kurduğu  iletişim yoluyla; nasıl birisi olduğunu, sevilmeye ne kadar değer olduğunu, yaşamda en az iki kişi için vazgeçilmez ve biricik olduğunu hisseder.


DUYGUSAL GELİŞİMİN DOĞRULTUSU
• Bağımlılıktan bağımsızlığa,
• Bencil davranıştan işbirlikçi tavra,
• Yeteneklerin yalından karmaşığa  ve genelden özele doğru değişmesi,
• Düşüncenin somuttan soyuta ulaşması,
• Oyunların yaratıcılık ve öğrenme sürecine dönüşmesi,
• İlişkilerin sınırlarını anne-baba-kardeşten toplumsal boyuta genişlemesi
• Davranışların dürtüsellikten çevre gerçeklerine doğru yön değiştirmesi şeklindedir.

 

DUYGUSAL GELİŞİMİN EVRELERİ
Çocukların duygusal gelişimleri tıpkı diğer gelişimleri gibi (bedensel, zihinsel) yaşlarına uygun evreler halinde gerçekleşir. Her dönemin ortak ruhsal özelliklerinin bilinmesi duygusal gelişimin yolunda gidip gitmediğinin anlaşılması açısından önemlidir. Zamanında ve yeterli miktarlarda duygusal gereksinimleri karşılanmayan, duygusal gelişim evrelerini gereği gibi yaşayamayan ve bazı duygularla tanışamayan veya gereğinden fazla yoğun biçimde tanışmak durumunda kalan çocuklar erişkin yaşa geldiklerinde; kendilerini değersiz hissedebilirler,  kendilerine güvenemeyebilirler, kendilerini güvende hissetmeyebilirler, güçlü olabileceklerine inanmazlar, otoriteyle-güçlü olanla ilişkiye girmekte zorlanırlar ve fikirlerini ifade etmekte güçlük çekebilirler.

 

SÜT ÇOCUKLUĞU DÖNEMİ (0-1 YAŞ) :
Bebeğin gereksinimleri çok basit olmakla birlikte yetersiz karşılandığında sonradan giderilmesi güç sonuçlar doğar. Bebekler isteklerinin bekletilmeden karşılanmasını talep ederler. Ağlamak ise gereksinimlerini ifade edebilmenin tek yoludur. İstekleri düzgün aralıklarla karşılanan bebekler yavaş yavaş beklemeyi öğrenir. Gereksinimleri sürekli ve yeterli olarak doyurulan bebeklerde güven duygusu gelişir. Anne baba sevgisi, koruması ve desteğiyle pekişen bu güvene “temel güven” duygusu denir ve bu duygu tüm yaşantımıza temel oluşturacak bir duygudur, yeterince gelişmemesi halinde yaşantımızda büyük eksiklikler oluşur. İlk bir yılın en önemli ruhsal gereksinimi sevgidir. Bebek için sevgi; annenin gösterdiği sevgi, ilgi, sevecenlik, sıcaklıktır. Annenin gülen yüzü, okşayan eli, ninni söyleyen sesidir sevgi. Sevgi süreklilik göstermeli ve bu dönemde en fazla bir-iki kişiden gelmelidir (sürekli değişen kişilerden gelen ilgi-sevgi bu dönem için uygun olmayacaktır). Annelik içgüdüsel değildir, sonradan kazanılan bir davranıştır. Bebeğe ilgi, sevgi gösterebilmesi için kişinin sadece anne olması yetmez. Ancak; mutlu, ruhsal anlamda sağlıklı ve kendisi de yeterli sevgi, ilgi görmüş bir kadın yavrusuna gereken sevgiyi verebilir.

ÖZERKLİK  DÖNEMİ (1-3 YAŞ):
Çocuk güçsüz, edilgen, bağımlı konumdan araştırmacı, bağımsız, gezginci, başına buyruk, tutturan, öfkeli, inatçı konuma geçer. Çocuk bir yandan halen annesine bağımlıyken, bir yandan da başına buyruk davranmak ister. Yemeğini kendi yeme, tuvaletini tutup tutmama, yatma ve uyuma gibi davranışlarda ailesiyle çekişmeye başlar. Bu dönemde çocuğa sınır konulmazsa ileride sınır tanımayan, bencil, saldırgan ve her ne pahasına olursa olsun istediğini elde etmeye çalışan bir erişkin olur. Tam tersine çocuğa çok baskı uygulanırsa, doğal eğilimlerini bastırır ve ailesinin isteklerine boyun eğer. Aşırı duygusal, boyun eğen, edilgen, dirençli, kendine güvensiz, mızmız, onay bekleyen aşırı titiz bir yetişkin olur.

Çocukların en az paylaşımcı olduğu dönemlerden biri de bu dönemdir. Her şeye “Benim” der, hiçbir şeylerini paylaşmak istemezler. O yüzden de yaşıtlarıyla pek anlaşamazlar, ancak bu durum geçicidir. 3. yaşlardan itibaren çocuklar yaşıtlarıyla daha çok oynar, paylaşmayı öğrenir.

 

OYUN DÖNEMİ  (3-6 YAŞ):
Oyun dönemi başladığında çocukların inatçılıkları azalmaya başlar, daha çok söz dinlerler ve uyumlu davranırlar. Kırıcı, zarar verici tavırlarının yerini amaca yönelik uğraşlar almaya başlar. Akranlarıyla daha iyi anlaşırlar. Çocuklar bu dönemde çok konuşkandırlar, durmadan soru sorarlar, her şeyi bilmeye-keşfetmeye-öğrenmeye çalışırlar.

Hayal güçleri çok canlıdır, oyun oynamaya bayılırlar ve bu canlı hayal güçlerini de oyunlarına yansıtırlar. Suçluluk duygusu bu dönemlerde gelişmeye başlar. Sürekli eleştirilen, engellenen, cezalandırılan çocuklar suçluluk duymaya, bu durumdan kendilerini sorumlu tutmaya başlarlar. Kız-erkek ayırımı da bu dönemde iyice belirginleşir. Bu dönemde kıskandıkları ebeveynden görecekleri ters tutumlar, takdir alamamak çocukları suçlu hissettiren başka bir nedendir. Bu dönemde kendi cinsinden ebeveynle yakın ilişki kuramamak, onu memnun edemediğini hissetmek, ondan gereksinimi olan takdiri alamamak çocuğun kişisel gelişimini olumsuz etkiler.

Oyun, bu dönemde çocukların en ciddi uğraşıdır. Yaşamı oyun yoluyla öğrenirler. Oynadıkça duyuları keskinleşir, yetenekleri serpilir ve becerileri artar. Oyun aracılığıyla duygularını dile getirirler, üzüntülerini, korkularını, kaygılarını ifade etmenin yolu olarak oyunu seçerler. Her istediği yapılan çocuklar oyun sırasında bencildirler, uyumsuzdurlar, oyun oynamayı beceremezler.

Bu dönemde anne babaya düşen sorumluluk; çocuklarını desteklemek, yeni eylemlerinde onları yüreklendirmek, hatalarını kendilerinin keşfetmelerine yardımcı olabilmektir.

Bu dönem ayrıca, çocukların yuvaya başladıkları dönemdir, bu nedenle de yuva seçimi çok önemlidir.

 

İLKOKUL DÖNEMİ (6-11 YAŞ):
Bu çağlarda cinsel kimlik belirginleşmiştir. Üst benlik gelişmiştir. Soyut düşünce oluşmaya başlamıştır. Kız-erkek ayrı oynamayı tercih ederler. Durmadan öğrenmek, yeni şeyler denemek, beceri kazanmak, üstünlük göstermek isterler. Övülmeye bayılırlar. Beceriklilik, çalışkanlık bu dönem için önemli kavramlardır ve çabaları onay görmezse kendilerini değersiz hissederler.

Yaşıtlarıyla arkadaşlık çok önemlidir, ancak yaşıtları aynı zamanda rakipleridir. Beceri, dayanıklılık, işbirliği gerektiren, serüven gereksinimini doyuran, takım çalışmasına elverişli bir spor olan izcilik bu döneme çok uygun bir spordur.

 

SAĞLIKLI DUYGUSAL GELİŞİM İÇİN
• Çocuğunuza nasıl bir duygusal kontrol beklediğinizi öğretin.
• Çocuğunuzu giderek artan ölçüde sorumluluk almaya özendirin.
• Çocuğunuzun yaşına uygun olmayan davranışları üzerinde fazla durmayın; tepki vermekten kaçının, eleştirmeyin, yargılamayın.
• İyi model-örnek olmaya çalışın.
• Çocuğunuzun duygusal anlamda olgun duygu-davranış ve heyecanlarını övgüyle karşılayın.
• Çocuğunuza hangi duygunun ne olduğunu her fırsatta anlatın ki, çocuğunuz duygularını adlandırabilsin.
• Kendi duygularınızı nasıl kontrol ettiğinizi çocuğunuza anlatın, gerçek yaşamda neler-nasıl yapılabilir, gösterin.
• Çocuğunuz olgunlaşmamış bir davranış gösterdiğinde bu davranışı ve altında yatan duyguyu onunla tartışın ve nasıl kontrol edebileceğine dair bir çözüm üretmesinde ona yardımcı olun.


 

ÇOCUĞUM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2013 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.