Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

NORMAL DOĞUM HER KADININ HAKKI

DOĞUMDA DOĞAL VE AKTİF IKINMA TEKNİKLERİ TERCİH EDİLMELİ

DOĞUMDA DOĞAL VE AKTİF IKINMA TEKNİKLERİ TERCİH EDİLMELİ

Doğumun tarihine baktığımızda, ilk çağlardan günümüze dek doğum yapan kadınların dik pozisyonlarda ve desteklerle doğum yaptıklarını görüyoruz. Dünyadaki ilkel kabileler çoğunlukla ayakta doğum pozisyonlarını tercih etmişlerdir. Bunun yanında oturma, çömelme, diz-dirsek pozisyonu, tercih edilen diğer doğum pozisyonları olmuştur. Kültürel olarak sırt üstü yatmaya zorlanmadıkları sürece kadınlar, içgüdüsel olarak bu pozisyonu tercih etmezler.


Yıllar ilerledikçe aktif pozisyonlarda doğum için birtakım yardımcı aletler ve kişiler devreye girdi. Kadınlar tavandan sarkan halatlardan güç aldılar, geliştirilen doğum sandalyelerini kullandılar, doğumda eşlerine veya yakınlarına sarıldılar.

İlk sırt üstü doğum kayıtları, 1963 yıllarına dayanır. O dönemlerde erkekler kesinlikle doğum odalarına giremezlerdi. 14. Fransa kralı IV Louis, metreslerinden birinin doğumunu perde arkasından seyredebilmek için, sırt üstü pozisyonda doğurtulmasını isteyince, doğumun tarihini de etkileyeceğinin farkında değildi.

Yıllar içinde doğum, yavaş yavaş kadınların yönetiminden çıkarak erkek doktorların yönetimine geçmeye başladığında sırt üstü doğum oranları da artmaya başladı. Çünkü artık devreye epizyotomi, forseps gibi müdahaleler girmişti. Bu müdahalelerin uygulama rahatlığı açısından en uygun yatak kadının sırt üstü yattığı ve ayaklarının kaldırıldığı doğum masalarıydı. Zaman geçtikçe bu doğum masaları tüm hastanelerde kullanılmaya başlandı. Ancak Amerika ve birçok Avrupa hastanelerinde sırt üstü doğum pozisyonları azalma eğilimindedir. 2005 yılındaki bir çalışmaya göre Amerika’da doğum yapan kadınların yüzde 57’si sırt üstü pozisyonda doğum yapmıştır. İngiltere’de doğum masalarını artık doğumhanelerde görmüyoruz. Bunun yerine aktif doğum pozisyonları destekleniyor veya hamileler doğum yataklarında doğumlarını yapıyorlar. Gittikçe artan ev doğumlarına baktığımızda da aktif doğum pozisyonlarının tercih edildiğini görüyoruz.

Ülkemizde ise, ev doğumlarının zorunlu olarak yaptırıldığı doğu illerimizin dışındaki tüm hastanelerimizde, doğumlar bu doğum masalarında yaptırılıyor.

 

İDEAL IKINMA POZİSYONLARI
Doğum 3 aşamadan oluşur. İlk aşamada bebeğiniz rahim kasılmalarının yarattığı baskı ile rahim ağzının tam olarak açılmasını sağlar. Buna açılma dönemi denir. Açılma dönemi, doğumun en uzun dönemidir. Bu dönemde gevşeme, nefes, güven ve destek en önemli yardımcılarınız olacaktır.


Rahim ağzı 10 santim açıklığa ulaştığında açılma dönemi sona ermiştir. İkinci aşamada doğum gerçekleşir. Bu dönemde bebeğin başı, doğum kanalından geçecek ve bebek anneyle buluşacaktır. Özellikle doğal seyrine bırakılan doğumlarda ıkınma refleksi devreye girer. Michel Odent’in “Bebek fırlatma refleksi” olarak tanımladığı bu his, hamilelere doğal ıkınma duygusunu verir. Bu dönemde hamilenin yapacağı en önemli şey, uygun ıkınma teknikleri ile bebeğinin aşağı inişini kolaylaştırmaktır. Bedeninin yönlendirmesini izleyen ve buna izin verilen hamilelerde doğum çok daha kolay gerçekleşecektir. Ikınma ve doğum süresi, birinci açılma aşaması ile kıyaslandığında nispeten daha kısa bir dönemdir. Doğum sayısı arttıkça bu süre kısalır.

3. aşama ise plasentanın çıktığı nispeten pasif bir aşamadır ve hamilenin aktif bir müdahalesi gerekmeyecektir.

Ikınma döneminde özellikle yerçekiminin de yardımının kullanıldığı ayakta veya dik pozisyonlar tercih edilmelidir. Bunlar arasında çömelme, destekli oturma, destekli ayakta durma, diz-dirsek pozisyonu, doğum sandalyesinde oturma, yan yatar pozisyonlar ve yarı yatar pozisyonlar sayılabilir. Bu pozisyonların en büyük avantajı, yerçekiminin etkisini kullanması ve kemik yapının genişlemesini sağlamasıdır. Yerçekimi sayesinde rahim daha rahat çalışır, bebek ise ağırlığı ile aşağı inişini kolaylaştırır. Değişik pozisyonların denenmesi, kemik ve kas gruplarının hareketi ile bebeğin doğum kanalındaki dönüşlerine yardımcı olur.

Sırt üstü pozisyonlarda rahim ve bebek, ağırlıkları ile arkadaki damar ve sinirlere daha çok baskı yapacaklardır. Bu durum bir yandan kalbe dönen kan miktarını azaltırken, diğer yandan sinirlere baskı nedeniyle rahatsızlık hissini arttırır. Dik pozisyonlar bu negatif etkileri azaltacaktır.

AKTİF IKINMA VE DOĞUM POZİSYONLARININ AVANTAJLARI
- Kemik yapıda maksimum açılma sağlar,
- Rahim içinde maksimum basınç oluşturur,
- Rahim ve bebeğin daha iyi kanlanması ve oksijenlenmesi sağlanır,
- Perinede maksimum gevşeme yaratır, epizyotomi ve yırtık oranı azalır.

Bu pozisyonlar içinde hangisine daha iyi uyum sağlayacağınız tamamen size bağlıdır. Her pozisyonun artı ve eksileri vardır.

Pozisyonlar içinde en faydalı olanı çömelmedir. Ancak yorucu bir pozisyondur ve uzun süre bu pozisyonda kalmanız biraz zordur. Doğum öncesi bacak kaslarınızı güçlendiren egzersizlerle dayanıklılığınızı arttırmanız mümkündür. Bu pozisyonu yanınızdaki kişilerden yardım alarak veya kısa bir tabureyi kullanarak da uygulayabilirsiniz.

Yarı yatar yatak pozisyonu, nispeten rahat bir pozisyondur, ancak yerçekiminin olumlu etkilerinin yansıması azdır. Burada önemli olan, bedeninizi izleyerek size yol göstermesine izin vermektir.

Diz-dirsek pozisyonu, özellikle hızlı doğumlar ve aşırı bel ağrısı yaratan doğumlarda etkili bir pozisyondur. Bebeğin başı arkadaki bel omurlarına fazla baskı yaptığında bel ağrısı çok hissedilir. Bebeğin yüzünün öne baktığı durumlarda bu ağrı artabilir. Diz-dirsek pozisyonu, bebeğin başını bel bölgesinden uzaklaştırarak hissedilen ağrıyı azaltır. Bel bölgesinden yapılacak ters baskı masajı, hamilenin rahatlamasına yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu, aynı zamanda bebeğin başının yeniden doğru yerleşmesine de yardımcı olabilecektir.

Cochrane grubunun yaptığı çalışmaya göre, aktif pozisyonlardaki doğumlar, doğum masasında ve sırt üstü doğumlarla kıyaslandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkar:
- Doğumda ikinci aşama, yani doğum aşaması kısalır,
- Az da olsa vakum veya forseps gibi müdahaleli doğum oranı azalır,
- Daha az epizyotomi yapılır,
- Kadınlar daha rahat olur, az zorlanırlar,
- Daha az bebek kalp atımı bozulmaları görülür,
- Az da olsa 2. derece yırtık oranı (özellikle ayakta doğumlarda) artar,
- Tahmini kan kaybı biraz artar (Bu artış, kısa veya uzun dönemli sağlık problemi yaratmaz.).
 
IKINMA TEKNİKLERİ
Doğum aşamasında uygun ıkınma tekniklerini kullanarak bebeğinizin aşağı inişine yardımcı olabilirsiniz. Pratikte iki ıkınma tekniği vardır. Bunlardan ilki günümüzde sık olarak uygulanan, derin bir nefesin ardından, nefesinizi tutarak yapılan ıkınma tekniğidir. Ülkemizde daha çok bu teknikle ıkınmanız için teşvik edilirsiniz. Hatta ıkınmalarınız ebe veya doktor tarafından yönlendirilir. Bu yüzden buna yönlendirmeli ıkınma da denir. Ancak aşırı basınç artışına sebep olduğu ve bebeğin uzun süre oksijensiz kalmasına yol açmasından dolayı günümüzde önerilen bir teknik değildir. Bazı hamilelerde bu tür ıkınmalardaki basınç artışına bağlı göz içi kanamaları oluşabilir. Birçok durumda siz ıkınmaları hissetmediğiniz halde, her kasılmada ıkınmaya zorlanmanız, etkisini daha da azaltacaktır.

Diğer ıkınma tekniğinde yönetici siz olursunuz. Ebe veya doktor tarafından bedeninizi izlemeniz ve hissettiğiniz zaman ıkınmanız teşvik edilir. Bu yüzden buna doğal veya kendiliğinden ıkınma tekniği denir. Bu ıkınma türünde yine derin bir karın nefesi alırsınız, ancak ıkınırken nefesinizi yavaş bir şekilde boğazınızdan kaçırırsınız. Bu sayede aşırı basınç artışını önlersiniz. Bebeğinizin ıkınma sırasında bile yeterince oksijen almasına yardımcı olursunuz. Bu teknikle daha az yorulursunuz. Bu ıkınma tekniği, ayrıca doğumda epizyotomi ihtiyacını veya istenmeyen yırtıkları da önlemeye yardımcıdır.

Her iki ıkınma tekniğinde de kilit nokta karın nefesinin kullanılmasıdır. Göğüs nefesinin baskın olduğu hamilelerde ıkınmalar etkisiz olacak ve doğum uzayacaktır. Bu durum bazı müdahalelerin kaçınılmaz olarak yapılmasına yol açabilecektir. Hamilelik döneminde hamilelere düşen sorumluluk, nefes tekniklerini iyi öğrenmeleri ve yeterince egzersiz yapmaları olacaktır.

Çalışmaların birçoğu, yönlendirmeli ıkınmayı tavsiye etmez, hatta bazıları zararlı bulur. Doğumun daha stresli geçmesine neden olmanın yanında, doğumda yırtık oranını da arttırır. Bir çalışma, yönlendirmeli ıkınma tekniğinin doğum süresini ortalama 13 dakika kısalttığını bildirmiştir. Ancak kazanılan bu sürenin tıbbi olarak bebeğin yararına olduğunu gösteren bir bulgu yoktur. Yani her şey yolunda giderken, daha hızlı bir doğumun anne ve bebek sağlığına olumlu katkıları yoktur.


ÖNERİLER
Yapılan çalışmalar doğumda yer çekiminin de kullanıldığı aktif ıkınma pozisyonlarının, bebeklerin doğum kanalında ilerlemesine yardımcı olduğunu gösterir. Bebeğinizin doğumuna yardımcı olmak amacıyla, bu pozisyonları kitaplar veya kurslar aracılığıyla doğumdan önce öğrenmeli ve uygulamalısınız. Doğumdan önce doktorunuzun bu pozisyonları teşvik edip etmediğini, doğumda bunları uygulayıp uygulayamayacağınızı öğrenebilirsiniz. Doğumda bu pozisyonları uygulayabileceğiniz bir ortamın sunulduğu hastaneleri tercih edebilirsiniz. Hastane seçimi yaparken, bu aktif ıkınma tekniklerini bilen ve doğumda hamileleri bu konuda destekleyen sağlık personellerinin çalıştığı hastaneleri araştırabilirsiniz.

Doğumda bebeğinizin doğum kanalında ilerlemesine yardımcı olmak için, bedeninizin sizi yönlendirmesine izin vermelisiniz. Ikınma hissi gelmeden, başkalarının yönlendirmesi ile yapılan ıkınmaların yeterince verimli olamayacağını biliyoruz. Doğumda bedeninizi izlemeli, ıkınma hissi geldiğinde ıkınmalısınız. Bu yüzden aktif ıkınma ve nefes tekniklerini öğrenerek, bunları doğumdan önce çalışmanız, doğum sırasında bebeğinize verebileceğiniz en değerli hediyelerden biri olacaktır.

ÖNEMLİ NOKTALAR
- Ikınma sırasında yer çekiminin de kullanıldığı aktif ıkınma pozisyonları güvenlidir. Hatta birçok zaman sırtüstü ıkınma pozisyonlarından daha konforludur.
- Yönlendirmeli ıkınma yerine doğal ve kendiliğinden ıkınma teknikleri bebeğiniz için daha güvenlidir.
- Bedeninizi izleyerek, onun yönlendirmeleri ile ıkınmanız, ciltte veya kaslarda yırtık oluşma şansını azaltacaktır.


 

BU YAZI DİZİSİNİN DİĞER BAŞLIKLARI İÇİN TIKLAYINIZ

DİZİ & ARAŞTIRMA BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2013 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.