Prof. Dr. Ateş KARATEKE
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
akarateke@yeditepe.edu.tr
Yumurtalık kanseri sinsi seyreder
Yumurtalık kanserleri çoğunlukla 40’lı yaşlardan sonra ortaya çıkar. Yumurtalık kanseri sinsi seyreder, genellikle ilerlemiş evrede bulgu verir . Bu nedenle kadınlar her yıl periyodik olarak jinekolojik kontrollerini yaptırmalılar.
Yumurtalık kanseri yumurtalıkta bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanabilir, ama iki hücre vardır ki hemen hemen overin kanserlerinin büyük çoğunluğunu oluşturur. Yumurtalığın üzerini örten hücrelerden kaynaklanan epithelyal over kanserleridir. İkinci hücre grubu ise yumurtaların içerisinde neslimizin devamını sağlayan germ hücrelerden kaynaklanan germ hücreli kanserlerdir. Germ hücreli kanserler daha çok genç hanımlarda 30 yaşından önce, hatta daha ilk adeti görmeden önce görülürler. Bu tümörler çok hızlı büyürler ve buna bağlı karında büyüme, ağrı gibi bulgu verebilirler. Düzensiz kanamalara, erken göğüs gelişmesine ve erken adet görülmesine neden olurlar. Genelde bu hastalar karın ağrısı şikayeti ile gelirler ve apandisit tanısı ile açıldığında böyle bir tümör ile karşılaşılır. Önemli nokta germ hücreli kanserler cerrahi ve kemoterapiye çok iyi yanıt verdiklerinden sağlam yumurtalığı ve rahim korunarak cerrahi girişim yapılmalıdır.
Epitheliyal yumurtalık kanserleri, tüm yumurtalık kanserlerinin yüzde 80’nini oluşturur ve 40’lı yaşlardan sonra , daha çok menopoz döneminde görülen tümörlerdir.
Menopoz döneminde görülen yumurtalık kanserleri ise, çok sinsi seyreder. Yumurtalık kanseri karın içerisine yayılım gösterir zamanla idrar yapamama, büyük tuvalete çıkamama, yediğini kusma gibi ciddi bulgular ortaya çıktığı noktada tanınır. Uzun yıllar bu hastalar gastroenterolojik belirtilerle dahiliye kliniklerine başvurabilirler. Epitheliyal over kanserlerinin dörtte üçünü ileri evrede yakaladığımız için tedavi zorlaşmakta ve sağkalıma katkımız azalmaktadır. Tedaviden sonra ne kadar başarı sağlansa da sağkalım şansı yüzde 50’nin üzerine zor taşınabilmektedir. Bu nedenle menopozda özellikle riskli olgularda düzenli jinekolojik muayene, transvajinal ultrasonografi ve tümör belirteçleri ile hastalık erken evrede yakalanmaya çalışılmalıdır.
GENETİK GEÇİS...
En önemli risk faktörü genetik geçiştir. Birinci derecede akrabalarında yumurtalık kanseri görülen kişilerde görülme sıklığı daha fazladır. Ayrıca meme ve yumurtalık kanserinin birlikte geçme durumu da vardır. Birinci derece akrabasında meme veya yumurtalık kanseri olanların yumurtalık kanseri olma oranı daha fazladır. Kendisi meme kanseri geçirmiş hanımların da hayatlarının diğer dönemlerinde yumurtalık kanseri olma riski, meme kanseri geçirmeyen hanımlara göre daha fazladır. Bu nedenle akrabalarda görülen meme, yumurtalık ve bağırsak kanseri, iki,üç kuşak öncesine kadar sorgulanmalıdır. Ailesel geçmiş gösteren olgular tüm epitheliyal yumurtalık kanserlerinin yüzde 10’nunu oluşturur.
Yumurtalıkta muayene ve ultrasografi ile her bulunan kitle de kanser anlamına gelmez. 50 yaş üzerinde çıkan yumurtalık kistlerinin önemli bir kısmı kanser olabilir. Adet görülen genç yaşlarda yumurtalıktaki kistlerin kanser olma riski ise yüzde 7’dir. Onun için menopozdan önceki yıllarda yumurtalık kistlerine karşı sabırlı olunmalıdır. Menopozlu yıllarda bu tür kistlere çabuk karar verip cerrahi yapmamız gerekirken, menopoz öncesinde üreme çağındaki kadınlarda özellikle basit kistlerde iki ay takip yapmadan ameliyat kararı verilmemelidir. Çünkü bu kistlerin çok büyük kısmı takip evresinde kaybolur. Epitheliyal yumurtalık kanseri cerrahisi bu konuda deneyimli ekipler tarafından yapılmalıdır, çünkü amaç karın içinde görünür tümör bırakmadan operasyon yapılmalıdır, ancak böyle bir cerrahi ile sağkalım sağlanabilir.
|