Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Boşanma davası sırasında ve sonrasında çocukların hukuki durumu

 

Çocuk doğduğunda herkesin ortak duası vardır; “Allah analı babalı büyütmek nasip etsin” diye. İşte, her zaman bu dua kabul olmaz. Çocuk daha on sekizine gelmeden kendini ya annenin ya da babanın (ki çoğunlukla da annenin) bakımında bulur.

Anne baba boşanma davası sırasında; hem psikolojik ortam, hem de kanun gereği ayrı yaşamaya başlarlar. Bu durumda çocuğun fiili durumu hukuken de belirlenmesi gereken bir hal doğurur. Hakim kararına kadar çocuk genellikle bu konuda daha atak ve kararlı olan eşin yanında kalır. Hakim başvuru halinde;

1- Annenin mi yoksa babanın mı yanında kalacağı,
2- Çocuğun yanında kalmadığı ebeveyn arasında nasıl ilişki kuracağı ve çocuğun geçimine ne şekilde katkıda bulunacağı belirlenir.


Hakimin belirlemesi “ara karar”’ yolu ile olur ve bu karara uyulması mecburidir. Bazen anne ya da baba hakimin takdirini beğenmez, bu karara uymak istemez. Söz konusu hakim, kararı icra dairesine ilamlı icra yolu ile götürüp beğenmeyeni ikna etmek mümkün olur. Zira, uymamanın hem maddi hem de cezai sorumluluğu vardır.

Çocukların anne ya da babanın yanında kalması velayet hakkını ortadan kaldırmaz. Hakimin çocuk ile anne ve babası arasındaki kişisel ilişkiyi belirlemesinde, sadece ÇOCUĞUN MENFAATİ göz önünde bulundurulur.


Velayet ve iştirak nafakası konusu KARARA bağlanırken, anne ve babanın mali durumu, yaşı, boşanmada kusurlu olup olmadıkları önem taşımaz. Gözetilecek husus çocuğun hangi tarafa bırakıldığı taktirde daha iyi yetişeceği ve bakılacağı, eğitim ve öğretiminin daha iyi sağlanacağıdır. Çocuğun menfaati gerektiriyorsa hakim, onu mali durumu daha bozuk olan, hatta boşanmada kusurlu bulunan tarafa dahi verebilir.

ANNE ŞEFKATİ…
Medeni Kanun’umuz, velayetin boşanan taraflardan hangisine verileceğine dair kesin ölçüt koymamış; hakimin taktirine bırakmıştır. Hakim çocukların cinsiyetini, yaşını, huyunu, ana ve babanın karakterini, yaşama biçimlerini, bulundukları sosyal konumu ve çevreyi dikkate alır ve çocukların menfaatini göz önünde tutar. Geçerli bir neden olmadıkça, ana şefkatine ihtiyacı olan küçük yaştaki çocukların velayeti anneye verilir.

Anne ile babanın çocukların velayet ile ilgili olarak kendi aralarında yaptığı anlaşma, hakimi bağlamaz. Hakim anlaşmanın aksine kendi taktirine göre karar verebilir. Hatta hakim, çocuğun anne ve babasının velayetinde olmasını uygun görmezse, bir vasi tayin edebilir. 

Aynı anne babanın birden fazla çocuğu olması halinde, duruma uygun olarak, kiminin velayetinin anneye, kiminin velayetinin babaya verilmesi mümkündür. Fakat zorunlu olmadıkça hakim, kardeşlerin birbirinden ayrılmamasına özen gösterir.

Çocuğun velayetinin kendisine verilmiş olduğu anne ya da baba ölürse, velayet kendiliğinden diğer tarafa geçmez.  Hakim başvuru halinde gereken önlemi alır. Hakim velayeti diğer tarafa da verebilir, vasi de tayin edebilir.


Medeni Kanun’umuz taraflara gücü oranında çocuğun bakımı ve eğitimiyle ilgili giderlere katılma yükümlülüğü getirmiştir. Hakim hem “iştirak nafakası” verilip verilmemesini, hem de miktarını başvuruya gerek kalmaksızın kendisi taktir eder. Hakim bu belirlemede çocuğun ihtiyaçlarını, çocuğun kendisine bırakılan tarafın ve ödeyecek tarafın ekonomik durumunu göz önünde bulundurur. Eğer çocuğun sosyal durumu okula devamını gerektiriyorsa, çocuk onsekiz yaşını aşmış dahi olsa, iştirak nafakası devam eder.

Hakim, boşanma kararında çocuklarla ilgili olarak almış olduğu önlemleri yeni durumların ortaya çıkması halinde değiştirebilir.


Copyright 2007-2013 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.