ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
İĞNE TOZU
Prof. Dr.  BENAL BÜYÜKGEBİZ
Çocuk Sağlığı, Hastalıkları-Büyüme ve İştahsız Çocuk Uzmanı
Yazı Boyutu:
İnfantil kolik nedir, nasıl başa çıkılır?

 

Kolik bir başka ifadeyle “infantil kolik” sağlıklı pek çok bebekte hayatın ilk 3 ayı içinde sıklıkla gördüğümüz bir durumdur. Bebek öğleden sonra özellikle de akşam üzerine doğru huzursuzlaşır. Akşamın ilk saatlerinde ise bu huzursuzluk yerini ağlamaya bırakır. Gece yarısına kadar devam eden bu sıkıntılı durum, bebeğin geç saatlerde uyumasıyla sona erer. Bu sırada bebek sık sık ayaklarını karnına çekerek gaz çıkarır ve bu dönemlerde yüzü kızarır,  ağlamasının şiddeti artar. Bu tablo, bebeğin ani ve şiddetli karın ağrısı çektiğini düşündürür.


“İnfantil kolik” adını verdiğimiz bu sıkıntılı durum ile ilgili bilimsel araştırmalarda, koliğin nedeni olabileceği düşünülen faktörlerden biri olan beslenme şekli üzerinde çok çalışılmıştır. Pek çok çalışmada anne sütü ile beslenen bebeklerde infantil koliğin inek sütü veya biberon maması ile beslenen bebeklere oranla daha az görüldüğü belirlenmiştir. Ancak bu hiç görülmediği anlamına gelmez.  Ayrıca “infantil kolik” görülme sıklığı ile anne sütü ve diğer beslenme şekilleri arasında fark olmadığını savunan çalışmalar da vardır.

Bu bilgiler ışığı altında bebeğin anne sütü aldığı dönemde infantil kolik tanısı alması şaşırtıcı değildir.

3 FARKLI GÖRÜŞ...
İnfantil kolik’in ortaya çıkış ile ilgili başlıca 3 farklı görüş vardır.

- Bir grup, “infantil kolik”in sebebi bilinmeyen bir durum olduğuna inanır. Burada söz konusu olan problem, bebeğin henüz iyi gelişmemiş sinir sistemindedir. Bu nedenle bebek ağlamaya başlayınca onu kucakladığınızda, bebek bunu ve sizin ses tonunuzu iyi algılayamaz ve ağlamaya başlar. Bu durumda sizin yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Yapılacak şey, bebeğin büyümesini beklemek ve ağlamasına izin vermektir. Böyle bir durumda bebeğin dışarıdan çok etki almasının önlenmesi tavsiye edilmektedir. Ancak, bu teoriyi destekleyen çalışma yoktur. Ayrıca, bebeklerin ağlamasına müsaade edildiğinde daha az ağladıklarını gösteren çalışma da yoktur.
 
- Bir diğer görüşe göre ise, bebeğin ağlamasının nedeni karın ağrısıdır. Bu düşünce özellikle ağlama dönemlerinde sık sık bebeklerin bacaklarını karınlarına doğru acı çektiğini düşündürecek yüz ifadesi ile çekmelerinden  kaynaklanmaktadır. Bu sırada sık sık gaz da çıkarırlar. Bu nedenle bu teoriyi benimseyenler gaz giderici ilaç kullanılmasını  tavsiye etmekte ve bebeğin diyetinde bazı değişiklikler önermektedirler. Benzer şekilde annenin diyetinde de bazı değişlikler söz konusu olabilmektedir. Burada tabloya bir de inek sütü veya soya proteini allerjisi vakaları da karışmaktadır. Az sayıda bebekte eliminasyon ve beslenme şeklinin değiştirilmesi bu nedenle işe yaramaktadır. 

- Son görüş ise, bu durumun bebeğin ilişki kurma yollarından biri olduğuna inananlar tarafından desteklenmektedir. Bebek ağlamaya başladığında, bir şeylere ihtiyacı olduğunu belirtmektedir. Ancak çevresi tarafından ihtiyacı olan şey kendisine sunulmadığında ve bu ihtiyacı karşılanmadığında daha da sinirlemekte ve ağlama kısır döngü halinde devam etmektedir.

NELER YAPILABİLİR?
“İnfantil kolik” çok sık karşılaştığımız, kendiliğinden geçen, 3. hafta ile 3. ay arasında görülen bir hastalıktır. Hastalık olarak kabul edilmesi konusunda farklı düşünceler vardır. Bu dönemde hemen hemen bütün bebekler az ya da çok bu sıkıntıları yaşarlar. Nedenleri konusunda olduğu gibi neler yapılabileceği konusunda da netleşmiş ve her bebekte yararlı olacak öneriler belirlemek çok zordur.

1. Bebeğin ağlamasına neden olacak koşulların önlemesi söz konusu olmalıdır.

2. Bebeğin neden ağladığı doğru olarak tahmin edilmeli, belirlenmelidir.
- Bebek acıkmıştır ve karnının doyurulmasını istemektedir.
- Bebek aç olmadığı halde emmek istemektedir.
- Bebek kucağa alınmak istemektedir.
- Bebeğin canı sıkılmıştır; çevreden ilgi ve uyarı beklemektedir.
- Bebek yorulmuştur ve uyumak istiyordur.
- Bebeğin uykusu gelmiştir.
 
3. Bu seçenekler doğrultusunda, bebek ağladığında en olası ihtimalden başlanarak ihtiyaç giderilmeye çalışılmalı; 5’er dakikalık sürelerle denenmelidir.
4. Bu dönemde bebeğin sık sık emziriliyor olmasının çok önemi yoktur. Bu davranış bebeği şımartmaz.

ANNE SÜTÜ VERMEYE DEVAM
Bebeklerin anne süt aldıkları dönemde de gazlı olmaları nadir bir durum değildir. Bebek  biberon maması ile besleniyorsa bu durum daha sık olarak ortaya çıkar. Bu nedenle bebeğin gazlı olduğu dönemde, emzirilmesi yerine biberon maması kullanılması hiç doğru değildir.

“Bebekte neden gaz olur?” sorusunun cevabı bilinirse, tedbir de almak mümkün olabilir. Bebeğin beslenme sırasında emerken yuttuğu hava nedenlerden biridir. Eğer bebek biberon maması ile besleniyorsa, bebeğin beslenmesinde kullanılan ürünün, bebek bağırsağında normal sindirimi sırasında da gaz ortaya çıkabilir. İnek sütü veya soya proteini allerjisinin bir belirtisi olabilir. Son durum dışında fazla üzülecek bir durum yoktur.

Eğer söz konusu olan bebeğin ürünü tolere edememesi ise, bu durumda genellikle bebekte ishal, kusma iştahsızlık, emmede isteksizlik gibi diğer belirtiler de olur. Bunlar da gazdan daha önemli ve üzerinde durulması gereken belirtilerdir.

BESLEMEDEKİ HATALAR...
Bebeklerin emerken gaz yutmalarının en önemli nedeni beslenmenin yanlış koşullarda sürdürülmesidir. Eğer bebek anne sütü alıyorsa, meme başını tümüyle ağzına alması sağlanmalı ve bebeğin hızlı emmesi engellenmelidir. Eğer bebek biberon ile besleniyorsa yine benzer şekilde bebek emerken emzik ile ağzı arasında hava yutabileceği boşluk kalmamasına özen gösterilmelidir. Bunun dışında makul aralıklarla bebek beslenmesine ara verilerek, dik olarak ve yüzü arkaya gelecek şekilde annenin göğsüne dayanarak tutulmalı, midede biriken havayı dışarı çıkartması sağlanmalıdır. Bu işlem beslenme sırasında makul aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Annenin gazlı olması ile bebeğin gazlı olması arasında ilişki yoktur. Ancak, sadece anne sütü ile beslenen bebekte çok gaz olduğunda annenin süt ve süt ürünlerini diyetinden 2 hafta süreyle çıkarması ve bebeğin üzerinde bu uygulamanın nasıl değişiklik yaptığının gözlenmesi gerekli olabilir. Bebeğin anne sütünden kesilmesine gerek yoktur.

Bebeğin emerken hava yutmaması için memeyi uygun koşullarda emmesi gerekir. Bunun için hangi memeyi emziriyorsanız karşı taraftaki elinizin baş parmağını meme ucunun üst kısmına ve diğer parmaklarınızı da altına yerleştiriniz ve meme ucunun çevresindeki areolaya dokunmadan memenizi tutunuz. Meme ucunu bebeğinizin dudaklarına dokundurunuz. Ağzını açınca, memenin ucunu bebeğinizin ağzına yerleştiriniz. Bebek meme ucunu ve çevresindeki kahverengi kısmın (areola)  tamamını ağzına almalıdır.

Dışarıdan bakıldığında bebeğin ağzı iyice açık olmalı, dilini öne uzattığı için,  alt dudak dışa dönük görünmelidir. Bebeğin dili,  alttan meme başını sarıyor olmalıdır. Bebeğiniz birkaç emme hareketinden sonra ağzında biriken sütü yutacaktır. Bebeğinizin yutuşunu görebilir veya hissedebilirsiniz. Böyle emerse, bebeğin dili ve ağzı,  meme ve meme başını  acıtmaz,  incitmez.

 


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.