Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
YAŞAMAK DİRENMEKTİR
ÖMER BORAN
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Hastane İlköğretim Okulu Müdürü
Yazı Boyutu:
Aşka dair…

Tanımlamaları sürekli yapılan bu duyguyu aslında kimse tam da açıklayamaz ve kişiye göre değişir… Herkesin doğruları ve tanımlamaları çakışır bazen… Kimine göre durağan, kimine göre çılgın, kimine göre dengesizlik, yani zordur aşkı tanımlamak… Sadece herkesin birlikteliği metabolizmanın tamamen değiştiği konusundadır… Aşık olan insan her şeyi salgılar delicesine… Ardına bakmaz, önüne bakmaz, anı yaşar ve tadını çıkarmaya çalışır…

O ilk anlar belki de hiç de yapmadığı şeyleri dener, sınırlarının dışına çıkar, deli olur delicesine, kendinden çıkar bir o kadar da kendini ve aşık olmayı sever… Aslında kopar, yaşamı onun belki de beklemediği kadar mutlu bir hal almıştır… Ve hemen iç sorgulamalar başlar, alışık olmadığı mutluluk onu deli eder… Melankolik olma moduna girer ve hesaplaşmalar başlar yaşama ve aşka dair…  Aslında bilmez nedir, düşündüren süreç; yaşa işte yakalayamamışlıklarını ve dibine kadar inadına…

Ama yaşam bunu sunmaz işte; sorumluluklar, toplumsal sürecin varlığı ve etrafındakiler delicesine sana bakar gibi hissedersin… İsyanların bir uluma gibi hissedilir aslında; pazarcı nidasında bağrışmalar tadında… Ama kimse seni anlamaz, sadece verdiklerini ve verebileceklerini düşünür… Çünkü yaşam onlara da bencilliği vermiştir, sen umurlarında bile değilsindir… Bu nokta da her şeyi bilmene ve özümlemene rağmen kitlenirsin, deli dumrullar gibi olur ve bakarsın aval aval, hatta çok bildiğin dünyanın feleğine okur misali… Titrer ve kendine gelmekte çok zorluk çekmezsin ve her şeye rağmen inanılmaz bir insan olursun ve şaşırırsın… “Ne kadar güçlüymüşüm ben” ve derken gerçekler, umutsuzluklar içini sarınca kadercilik tavrın ortaya çıkar ve bunalımsı bir durumu hemen benimsersin…

AŞKIN MANTIĞI OLMAZ!
Yaşama dair akıl hocaları hemen karşına çıkar ve başlarlar, La Fontain’den masallara… Benim anlayamadığım ve hiçte anlayamayacağım şudur; durumlar, şartlar ve yaşadığın ilişkiler çok farklıdır… Çünkü aşk matematik değildir ve olamaz da… Zaten öyle mantıklar ve önermeler yürüteceğin bir şey değildir aşk… Sapkınlıktır, deli olmaktır, yapamayacağın şeyleri yapmaktır aşk… Mantık derler ya gülerim hep ben; aşkta yüzdeye inanmam, kopmaktır aşk, damarlarının genişlemesidir, aşk beyninin bazen durduğunu ve yaşamı kitlediğin andır aşk…

Zamanı durdurabilir misiniz? O kadar basit ki, o anı yaşamak zamanı durdurmaktır… Uyumak bile insana eza verir ve anı doyasıya yaşamak ve kaybolurcasına korkmak… Korkmak insana bu kadar zevk vermez başka zamanlarda… Zevk alırsınız kaybetmek ve kazanmak adına… Şekillerden şekillere girersiniz, nehirlerin okyanuslara veya denizlere varması tadında… Yelkenlinin aldığı rüzgarın tadını yüzünüzde hissedersiniz… Acıyı kebaplarda değil de duygularda yaşamak kadar zevk vericidir aşk… Evinizde unuttuğu bir saç tokasını seversiniz, siyahtır ama sana gökkuşağının bütün renklerini yansıtır… Düşürdüğü saç tellerini temizlemek, eline alıp koklamak nasıl bir duygudur… Hatta bırak kalsın tüm benliğiyle, evimde öylesine kokusunu kaybetmemek adına pencere açmamak nedir bilir misiniz?..

ZORDUR AMA GÜÇLÜDÜR…
Kaldıramaz çoğu insan çark eder aman ya bu ne der? Ama vazgeçilmezdir işte… Deniz kıyısına gidip soluk çekmektir, vadilerinde dağın bağırmaktır, sana gelircesine seni seviyorum diye haykırmak, mantığı bitirdiğin andır aşk… Vücuduna anlam veremezsin, dengelerin nabızlarının arttığı ve aslında korktuğun andır aşk… Nerelere gideceğini, vücut dilini kullanamamaya başladığın ve kendine  iyice “Ben iyiyim” dediğin andır aşk… Önce kolların düşer, peşi sıra ayaklarda uyuşuklar başlar ve kendini soyutlanmış hissedersin ve başını iki elinin arasına alır ve  etrafına bakarsın ve haykırmalar “Seni seviyorum” der ve o anın tadını çıkarır, enzimlerini salgılarsın…

Bakarsın bir anda gecenin bir yarısında nedir bu duygu? Tüm metabolizmayı etkileyen, beyni sorgulayan ve şoka sokan… Ama şu vardır; insan bedenini en güzel formlara sokan aşk duygusudur… Fakat yaşanası olumsuz durumlarda ise delirten ve bunalıma sokan bir durumdur aşk… Bu yazının nereye gittiğini bende anlamamış olmakla beraber sadece paylaşma noktasındayım…. Yaşamaktan denemekten asla vazgeçmeyin… Duygularınızı yaşarken bedeninize vereceği etkileri düşünmeyin… Mantığı bazen erteleyin, yüzünüze dokunası çöl rüzgarları tadında… Erteleyin bazen dünyaya dair buketleri,  bir o kadar yerinden koparılmış kır çiçeklerine dair… Çekinmeyin saldırın bazen ertelenmişliklere, mantıksızlıklara ve delirin eğer buysa  aşık olmak…

Sizden dileğim şu; eşinize, kızınıza, oğlunuza, akrabalarınıza, doğaya ve sayamayacağım her şeye aşık olun… Aşk insanı alır ve getirir; nereye mi? Bakın yaşayın bana hak vereceksiniz; değer verdiğiniz ve size anlam katacak şeyleri seviniz ve yakaladığınızdaki mutluluğu şimdiden hissediyorum… Her ne kadar tatlı ve acı da anlatsam; aşkı doyasıya yaşamanız dileğiyle…

Sağlıcakla ve sevgiyle kalın…

 


Copyright 2007-2012 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.