
“Uzun ince bir yoldayım” diyerek çok güzel tanımlıyor hayat dediğimiz şu yolculuğu Aşık Veysel. “Yetişmek için menzile, gidiyorum gündüz gece.” Peki, nedir bu menzil? Basit anlamda ölüm mü?
Aşık Veysel gibi tasavvufi algıya sahip bir ozan elbette bu kadar basit görmüyordur. Hayat yolculuğunun daha anlamlı bir hedefi vardır. Acısıyla tatlısıyla yaşadığımız her şey aslında bizi ruhsal bir olgunluğa doğru götürüyor. Uzun ince yolda yürümenin anlamı bu, ve “iki kapılı bir hanın” diğer kapısından çıktığımızda alacağımız manevi tatmin kadar hiçbir şey tatmin edemez insanı.
Maya Takvimi’ne göre 28 Ocak - 9 Şubat arası Yol burcunun trekanasındayız. Mayalar’a göre bu, tanrıların üzerinde yürüyerek dünyaya indikleri spiral şeklinde bir yol olarak sembolize edilmiştir. Bu burcun anlamı sadece bir yolda yürümek değil, aslında yolun kendisi olmakla ilgilidir.
PEKİ BU NASIL OLACAK?
Gerçekte kim olduğunuza, bu hayatta misyonunuzun ne olduğuna bakarak; bildikleriniz, aldığınız ilhamlar, zihniniz ve ruhunuzla, insanlığa sunduklarınızla bütünleşerek. Ve tüm bu sahip olduklarınızla kendinizi sınırlamadan, boş bir kap misali, yeni gelen bilince kanal olarak mümkün olabilir. Aslında bu trekananın gündemi hizmet etmek, özellikle de yedi kuşak sonrasını düşünerek dünya ve insanlık için çalışmalarada bulunmaktır.
Hepimiz kendimize has harika varlıklarız. Bu yüzden bu trekananın getirdiği enerjileri her birimiz kendimize göre yaşayacağız. Bu hepimizin bir parçası olduğu bilinç okyanusudur. Bu bizim hakiki yaşam damarımızın atışıdır.
Tzolkin’in trekanalarının getirdiği enerjileri deneyimlemenin bir formülü, bir prosedürü yoktur. Harita yok, yol tarifi yok, Google Map yok. Her birimiz kendimize giden en doğal patikaya sahibiz. Ancak sabit olan bir şey var ki o da zihinlerimizi sessizleştirerek yüksek benliğimizin bizim için söylediği şarkıları duymalıyız.