ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Duygusunu tanımayan çocuk

Büyükler, çocukları anlayamadıklarından hızla tanılarlar: Hiperaktif, davranım bozukluğu, inatçı, kıskanç... Oysa çocuk davranışıyla kim olduğunu değil, ne yaşadığını anlatmaya çalışır.

Anne babalar, öğretmenler hatta bazen okulun rehber danışmanları, bize yönlendirdikleri çocukla ilgili bilgi almak istediklerinde birçok zaman ilk sordukları soru “çocuğun tanısı” olur. O an, küçücük bir çocuğun en yakınları tarafından yaftalanma çabasının mı (zira çocukların değil, hastalıkların tanısı olur) yoksa onu anlamak yerine davranışından kurtulmaya çalışmalarının mı daha üzücü olduğunu sorgularım.

Tıpkı yetişkinler gibi çocukların da hiçbir davranışı sebepsiz değildir. Çocukların davranış çeşitliliği yetişkinler kadar çok olmadığı için, farklı duygulara aynı davranışlarla tepki verebilirler. Çocuk kızdığında da, acıktığında da, verdiğiniz yemeği yemek istemediğinde de, canı acıdığında da, arkadaşları onunla dalga geçtiği için incindiğinde de, siz babasıyla kavga ettiğiniz zaman kendisini suçlu hissettiğinde de, kardeşini daha çok sevdiğinizi düşündüğü için kıskandığında da, oyunu daha bitmemişken yatması gerektiğini söylediğiniz için hevesi kursağında kaldığında da, çok ödevi olduğunda bitiremeyeceğini düşünerek kaygılandığında da ÖFKE PATLAMASI geçirebilir. Kendi çocukluklarını buz dağının diplerine gömmüş yetişkinler içinse bu durum çok kafa karıştırıcı olabilir.

PANİK BULAŞICIDIR!
Çocuklar öfkelendiğinde, duygu ve davranış çeşitliliği az olan yetişkinler ise paniğe kapılırlar. Kötü haber: Panik bulaşıcıdır! Çocuk bağırır, anne bağırır. Ta ki biri pes edene kadar. Tahmin edin, kim pes eder?

Yeter ki çocuğun öfkesi durulsun diye gereken her türlü taviz verilir. Çikolata, şeker, bilgisayar, televizyon, oyuncak... Bir an etraf sakinler ve sonra çok geçmeden aynı senaryo, aynı oyuncularla yeniden sahnelenmeye başlar. Çünkü çocuğun ihtiyacı olan ne çikolata ne de televizyon... Sadece bir anlığına, içinde bulunduğu duygudan azıcık uzaklaşmış olur. O anı hatırlatacak küçücük bir tetikleme (çizgi filmdeki çocuğun arkadaşları, reklamdaki sarışın oğlan...) yeni öfke patlamasını çağırıverir.

Anlaşılmayan ve yaşanmasına izin verilmeyen her duygu yeniden yeniden patlak verir.

TİPİK ANNE HATASI
Annelerin hem en iyi hem de en kötü tarafı sürekli çözüm bulmaya çalışıyor olmalarıdır. Acıkınca, susayınca, üşüyünce, hastalanınca annenin işi hemen bir çözüm bulup çocuğu o durumdan kurtarmaktır. Gel gör ki, duyguların çözümü olmaz. Bir duygunun sağlıkla yerini başka bir duyguya bırakması, yaşanıp tükenmesi ile olur.

Eğer bir çocuk sıklıkla aynı davranışı gösteriyorsa, bu davranışa sebep olan duygusunu tanımıyor, adlandıramıyor ya da bu duygu yaşadığı yerde kabul görmeyeceği için onu başka bir şeye dönüştürüyor demektir.

Öfkesi içine sığmayacak kadar çoğaldıysa vurabilir; ama size ya da oyuncaklarına değil, öfke yastığına. Bağırabilir; belki evde değil ama parkta. Çaresiz hissedebilir, ağlayabilir, somurtabilir, kıskançlıktan çıldırabilir. Hepsi insana ait! İzin verin! Çünkü sadece izin verirseniz onunla tanışabilir.


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.