İnsan kaybedince anlıyormuş sağlığının değerini,
İnsan sevince anlıyormuş sevgisizliğin dehşetini,
İnsan lezzeti tadınca anlıyormuş yıllardır lezzetsiz yediğini,
İnsan ancak zıtlarıyla bilebilir diğerini…..
Yemek yemeyen bir çocuğa sahip değilseniz eğer, çocuğa yemek yedirebilmek için taklalar atan bir anneye sadece gülersiniz. Öksürmüyorsa çocuğunuz, aman canım şurup ver de geçiverir dersiniz. Yürümeye başlamışsa yavrunuz, acele etme senin ki de zamanla yürür dersiniz. Dersiniz de acaba zıtları bende olsaydı ne düşünürdüm ne yapardım diye düşünür müsünüz?
Sakat bir çocuğu gördüğümüzde kendi evladımızın sağlıklı oluşuna şükrederiz de o sakat çocuğun annesinin içinde ne fırtınalar kopar bilmeyiz. Her şey zıtlarıyla anlam kazanır. Zıtlarıyla bilinir de biz hep o pozitif olan taraf olmayı arzularız. Doğalı da bu zaten. Ama her konuda ve her zaman bu zıtlığın arzu edilen yerinde olamayız. Bazen de karşı tarafa düşeriz. İşte asıl emek, asıl sabır, asıl yürek bu taraf için saklanmalı boşa harcanmamalıdır. Bu yüzden her şey tıkırında giderken, yavrunuz sağlıklıyken, size gülerken lütfen kendi kendinize dertler edinip de nankörlük yapmayın. Hayat nelere gebe hiçbirimiz bilemeyiz. Gülerken ağlamayı, kazanırken kaybetmeyi, çıkarken inmeyi sindirebilmeliyiz içimize.
Alıntıdır...
Düzenleyen selican - 08 Oca 2010 Saat 23:04