
Gelmişine geçmişine dövündüğüm yaşam, sanırım kavgamız devam edecek seninle… Sanma ki yıkılacağım; attığın her yumruk geri dönecek. Hak ettiklerimi çatır çatır alacağım senden. Ve senin gücün asla buna yetmeyecek... Boranlar gibi yıkılacağım üzerine ve altından kalkamayacaksın. Ve pes edip anlaşmayı teklif edeceksin. O an seninle barışmak adına ben düşüneceğim teklifini; vereceklerini ve benden sorgulamadan aldıklarını teraziye koyacağım. Belki kaybettiklerim geriye dönmeyecek ama gelecek adına kazanımlar mutlaka olacak.
Sağımda sessizlik, solumda yalnızlık ve yüreğimde buruk bir tat var. Başucumda vızıldayan bir sineğin arkadaşlığı… Ama içimde sana karşı bir yanardağ var yaşam. Lavlarım birikti yüreğimde kızgın ateşler gibi. Zalim yaşam ben buradayım, Etna gibi…
Çok kızdım galiba. Yaşam öyle küsme bana; seni çok severim aslında. Bakma bana öyle içimdekiler hapis olmuş sana… Derinliklerinde dalgıç olmak isterim aslında. Tüm güzelliklerini ve bize sunduklarını hazine tadında bulmak isterim. Uçsuz bucaksız diplerde vurgun yerim. Ama sana değer yaşam…
Benim için mavisin sen; renklerden yakışan bu olmalı sana… Bakışlarında gökkuşağı var; yağmur sonrası… Seyretmek martılar eşliğinde kanat çırparak ve salınarak… Yani serzenişlerim sana değildir aslında: Kendime kızgınlığımdır, koşarak senden uzaklaşmak isteğimdir…
Kısacası renklerinde salınmak isterim; fırçaların ittiği yere kadar. Güneşi turuncuya, gökyüzünü maviye boyamak ve bir çınar ağacı altında yıldızlara bakmak, senden son dileğimdir…
Yaşam, seni sevmek kör dilencilere yıldız dağıtmaktır; seni sevmek koca bir güneşi yüreğinde taşımaktır…
İyi ki varsın...