
Acaba kaçımız önceliklerimizi biliyoruz, yaşamımızdaki oluşumları önceliklerine göre sıraya koyabiliyoruz? Çoğumuz farkında bile olmadan ufak tefek şeylerle avunup duruyoruz ve vaktimizi daha değerli geçireceğimiz anları atlıyoruz.
Çocuğumuzun emeklemesindeki tat, ilkokula başladığımızdaki annemizin heyecanı, askere uğurlayışında babamızın gururu, akrabalarla hafta sonu pikniğindeki neşe, ailece yenilen akşam yemeğinin hazzı... Ne de güzel duygulardır yaşanması gereken. Farkına bile varamayız, önemsemeyiz aslında o anları ama ne kadar değerli olduklarını çok sonra anlarız.
Neden hep kaybedince anlarız sevdiklerimizin değerini, yaşanması gereken anları atlar ve hayıflanırız sonradan… Çünkü anlık zevkler devreye girer ve asıl önemli olan değerler unutulur. Kum taneleriyle oynamak deniz kıyısında zevklidir; ama dalgaların çarpmasıyla yıkılan kaleniz… Kum tanelerine benzer anlık zevkler ve dalgalar alır gider… Öylesine bakarsınız geride kalan kayalara… Kayalardır sizi bekleyen aslında; anneniz, babanız, evladınız, akrabalarınız, dostlarınız… Sevdiklerinizle vakit geçirmekten asla vazgeçmeyin. Sonradan keşkeler yaşamamak adına. Bir felsefe profesörünün yaşam dersini sizlerle paylaşmak istiyorum:
Profesör, felsefe dersinde büyükçe bir kavanozu masanın üstüne koymuş ve içerisini tenis topları ile doldurmuş, öğrencilerine kavanozun dolu olup olmadığını sormuş. Öğrenciler ittifakla kavanozun dolu olduğunu ifade etmişler. Bu sefer çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza dökmüş. Böylece çakıl taşları tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmuş. Öğrencilere tekrar kavanozun dolu olup olmadığını sormuş profesör, öğrenciler “Evet dolu” demişler. Profesör bu kez kumu yavaşça kavanoza dökmüş, kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurmuş, tekrar öğrencilere kavanozun dolu olup olmadığını sormuş. Öğrenciler de koro halinde ”Evet, bu kez gerçekten doldu” demişler. Gülümsemiş profesör ve masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi kavanoza boşaltmış, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurmuş.
HAYATINIZDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY NE?..
Profesör: “Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım. Şöyle ki; bu tenis topları hayatınızda ki önemli şeylerdir. Dininiz, ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız vs. şayet diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olanlar; işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. Şayet kavanoza önce kum doldurursanız, çakıl taşlarına ve özellikle tenis toplarına yeterli yer kalmaz. Aynı şey hayatınız için de geçerli. Vaktimiz ve enerjimizi ufak tefek şeylere harcar, israf edersek önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın, sıhhatinize dikkat edin, eşinize ilgi gösterin, evinizin ihtiyaçlarını karşılayın... Kavanoza öncelikle tenis toplarını yerleştirin. Hayatınızdaki öncelikleri sıralamayı bilin. Gerisi hep kumdur” demiş.
Bu arada bir öğrenci parmağını kaldırmış ve sormuş: “Peki o iki fincan kahve nedir hocam?” Profesör bilge tavırlarıyla eklemiş: “Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir kahve içecek vakit ayırın.”