Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Bebeğin dil gelişimi

1979 yılında Stark ne kadar doğru söylemiş: “Dil gelişimi bireyseldir. Gelişimle ilgili genellemeler yapılması mümkün olsa da, bu genellemeler her çocuk için doğru değildir. Çocuklar arasında dil gelişimi açısından büyük farklılıklar vardır. Bu nedenle, bir çocuğun dil bozukluğu hakkında konuşulurken çok dikkatli olunmalıdır.”

Çünkü bebeklikten çocukluğa ve daha sonraki büyüme aşamalarındaki dönemlerde, çocuklar arasında farklılıklar görülebilir:
“Doğumumdan başlayarak 1 yaşıma kadar geçen zamanda refleksif ağlamalarım, “Aaa, ooo” gibi gıgıldamalar şeklindeki ünlemlerim, belli ünlü-ünsüz bileşimleri içeren tonlamalarım, bu tonlamaların sıklıkla değişimi ile oluşturduğum uzun diziler halindeki tekrarlarım, daha sonra başka bir odadan dinleyen için konuştuğumu düşündürtecek hece tekrarlamalarım ile ilk 6 aylık yaşantımı geçirdim.

Bu geçen ilk 6 ay içinde, ailem yüz mimiklerimi taklit ettiği gibi, bana anlamasam da şarkı ve ninniler söylüyorlardı.  Çıkarttıkları seslerdi benim dikkatimi çeken aslında. İleride aramızda oluşacak olan iletişimin gelişmesinde bana yardımcı oluyorlardı. Hatırlıyorum, iletişim çabası ile çıkardığım tüm o ünlü-ünsüz ses dizilerime hep olumlu ifadeler ile karşılık veriyorlardı. Ayrıca etrafımda duyduğum her ses için bir açıklama yapıyorlardı. Ne olduğunu anlamam için bana zaman tanıyor, günlük aktivitelerin içinde bana nesneleri gösterip, doğal bir konuşma ortamında gibi her şeyi isimlendiriyorlardı. Kitaplar ile tanışmamda bu zamanda olmuştu.

1 yaşıma bastıktan sonra 2 yaşıma basana kadar ailemin benden tek beklentisi konuşmam yönünde idi. Konuşmamı bekleyen ailem için belki biraz daha beklemeleri gerekecekti. Bense konuşmaktan çok çıkardığım seslere yoğunlaşmış, değişik ton ve şiddetlerde denemeler yapmayı tercih edebiliyordum. Şarkı ve ninni dinlemelerim gün geçtikçe artıyor, onlar için bıkkınlık verse de ben bıkıp usanmadan defalarca tekrarlattırabiliyordum. Ben etrafıma sıkıcı olduğumu göstermek için değil, daha çok sözcük öğrenmek için bu yolu tercih ediyordum.


2-3 YAŞ ARASI
2 ile 3 yaş arasında hani benden bekledikleri konuşma beklentilerine cevaben, duymuş olduğum her sözcüğü neredeyse aynen kullanmaya başladım. Her durumda muhakkak bir sözcüğüm vardı. Öğrenmeye alabildiğine aç ve alışmış olduğumdan her şekilde “Neden?” sorusunu sorup, karşılığında muhakkak bir cevap bekliyordum. Bazen aynı soruyu defalarca sorup, cevap aynı şekilde söylense de duymak istiyordum. Hani dedim ya, öğrenmeye açlıktan oluyordu bunlar.
Bu yaş dönemimde diğer çocuklar ile iletişimimde de bir artış oldu. Ailemde bu konuya daha çok özen gösterdi. Artık kitap okurken sordukları sorular ve cevapları da eylemleri anlatma yönündeydi. Edatların anlatımı içinde, oyuncaklarımı kullanıyorlardı; “Top, masanın altında”, “Kalem, kutunun içinde” gibi.  Yazı yazmayı taklit edebilmem için bana renkli boya kalemleri ve kağıtlar almaya başladılar. Konuşma dilimin içine, ailem konuşurken de dinlediğim, onların sayı dedikleri kavramları da katmaya başladılar; ancak 10’a kadar olan kısmı. Hatta tekrar tekrar benimle birlikte sayarak, öğrenmem için yardımcı oldular. Ama onlar da biliyorlardı, ben sadece sayıların kelimelerini öğreniyordum, ne saydığımı öğrenmem daha sonra olacaktı. Yani ben öncelikle sayıların kelimelerini tekrarlayarak, bu kelimelerin hangi sırada olduklarını ezberliyordum.

3-4 YAŞ ARASI
3 ile 4 yaş arasında dil gelişimime eylemleri isimlendirebilmeyi kattım. Nesneleri özelliklerine göre ayırt edip, istendiğinde gösterebilir olmuştum. Bana söylenen ve içinde iki eylem geçen ifadeleri de uygulayabiliyordum. Artık çevremdeki nesneleri tanımaya ve isimlendirmeye başlamıştım. Daha hala bir kısmını söyleyemesem de, dokuz yüze yakın kelimeyi anlayabilmeye başlamış, içinde 2 ayrı nesne olan eylemleri de uygulayabiliyordum. Bu kadar dinleye tekrarlaya, içinde 5 kelime olan cümleler kurabilmeye başlamıştım. Yaptığım resimleri anlatabiliyor, önüme yerleştirilen 18 nesne kartının içinden en az 10 tanesinin ne olduğunu söyleyebiliyordum. Birisi bana içinde 6 kelime olan bir cümle söylediğinde, bu cümleyi tekrarlayabilirdim. Gün geçtikçe gelişen kelime haznem ve cümle kurabilme yeteneğim ile birlikte ben artık bir hikaye oluşturup anlatabiliyordum. Farklı olaylar arasında bağlantı sağlayıp, bu olayları da anlatabiliyordum. Öyle ki bazen anlattığım hikayelerim gerçek hayat ile bazen de gerçek hayatta yaşanan olayları anlatırken ise hikayelerim ile karışabiliyorlardı. Geniş olan hayal dünyam ile işte bu zamanda ben ve ailem tanışmaya başlamıştık. Ayrıca “Kim?”, “Nerede?, “Ne?” gibi soru tiplerini kullanmaya başlamış, daha uzun cümleler kurup, daha akıcı konuşmaya da başladım.

Özellikleri belirtilen vücut kısımlarımı artık gösterebiliyordum. 3 nesneli davranış ve emirleri yerine getirebiliyordum. Resimleri mantıklı açıklayabilirdim. Tek başıma 3-4 mısralık şarkıları söyleyebiliyordum. Düzgün ve tam cümleler kurabilirdim. Cümlelerimi artık 7 kelime ile kurabilirim. Geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı doğru olarak kullanabilirim. Önüme yerleştirilen 18 nesne kartının içinden en az 14 tanesinin ne olduğunu söyleyebiliyorum. Ben artık yakın zamanda olmuş olayları anlatabilirim. Olaylar arasında bağlantı kurabilirim. Kaç yaşımda olduğumu söyleyebilirim. Sürekli olarak “Neden, ne zaman, nasıl” gibi sorular sorabilirim. Artık kelimelerin anlamlarını merak edip, ne olduklarını sorabilirim. Gerçekler ile hayallerimi karıştırarak hikayeler anlatabilirim. Artık konuşmalarımda bebeksi konuşmalara yer vermem, hatta bundan hoşlanmamaya başladım.

YAŞIM 4 OLDU!
Zihin yapımın ışığında dil gelişimimi sizinle paylaşmak istedim. Anadil, benim gibi bütün çocuklar için çok önemli. İletişimde; yukarıda da değindim gibi.

Ailemi çok seviyorum. Benim ile oyun oynarlarken, hiçbir zaman beni zorlamadılar ve bir terapist edası ile yaklaşmadılar. Gelişim sürecim boyunca hep yanımda oldular. Beni hep anladılar ve öğrenmem için gerekli olan zamanı bana verdiler ve beni hep desteklediler.”

Tıp dünyasının da üzerinde durduğu, çocuğun gelişiminde ilk 3 senenin mutlu ve huzurlu geçirilmiş olması, ileride bir birey olacak olan bu çocuğun üzerinde olumlu etkiler oluşturacaktır.

 


Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.