Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Sezaryen doğum astım riskini arttırıyor

Son 20 yılda astım ve alerjik hastalıkların görülme oranlarındaki büyük artış uzmanları korkutuyor, çünkü istatistiklere göre dünyada şu anda 150 milyonu astım olmak üzere her yaştan 500 milyon insanda alerjik bir hastalık var. İşin ilginç yanı ise, bu hastalıkların özellikle gelişmiş ülkelerde çocuk ve genç erişkinler arasında adeta “salgın” bir hastalık gibi her geçen gün yaygınlaşmasıdır.


Bu kadar kısa sürede insanların genetik yapılarında bir değişiklik olması mümkün olmadığından, bu artışın çevresel faktörlerle ilgili olduğu düşünülüyor. Bunların başında da “Batı tarzı yaşama stili”nin getirdiği farklılıklar geliyor.

İnsanların zamanlarının çoğunu kapalı mekanlarda geçirmeleri ve alerjenlere daha fazla maruz kalmaları, çocukluk çağı enfeksiyonlarının azalması, yaygın antibiyotik kullanımı, hazır ve katkı maddeli besinlerin daha fazla tüketilmesi, obezite, hava kirliliği bu farklılıkların başlıcaları.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu artışta “sezaryenle doğum”un daha yaygın uygulanır olmasının da önemli rolü olabileceğini gösteren bulgular vermeye başladı. Bu araştırmalara göre, sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde hem yumurta, süt gibi önemli besinlere karşı alerjiler, hem de egzama, saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıklar daha fazla görülüyor.

Benim de astım ve saman nezlesi olan 250 çocuk üzerinde yaptığım araştırmada, bu çocukların 195’inin (yüzde 78) sezaryenle, ancak 55’inin ise normal yoldan dünyaya geldiklerini belirledim.

SEZARYEN DOĞUM ALERJİK HASTALIKLARA NEDEN OLUYOR
Hijyen teorisine göre; alerjik hastalıklardaki artışın nedeni, bebeklerin yaşamlarının ilk aylarında çok temiz ortamlarda büyütülmeleri ve mikroplarla çok az karşılaşmalarıdır. Buna göre, adeta steril ortamlarda yetiştirilen, çok sık antibiyotik verilen, pek çok virüs ve bakteriye karşı aşılanan ve bu nedenle de çok az enfeksiyon geçiren çocukların bağışıklık sistemleri mikroplarla yeteri kadar tanışamıyor. Uğraşacağı mikroplarla karşılaşamayan bağışıklık sistemi ise bu sefer toz, tüy, küf, polen gibi mikrop olmayan ama onlara benzeyen maddelere mikropmuş gibi davranarak anormal tepkiler gösteriyor. İşte, bu anormal tepkiler de karşımıza alerjik hastalıklar olarak çıkıyor.

SEZARYENİN ETKİLERİ
Sezaryenle doğan bebeklerde bağışıklık sisteminin gelişmesi ve olgunlaşmasında aksaklıklar meydana geliyor. Anne karnındayken vücudunda hiçbir mikrop bulunmayan bebeklerin mikroplarla ilk karşılaşmaları doğum sırasında gerçekleşiyor. Normal yolla doğan bebekler, annelerinin doğum kanalında bulunan mikropları alıyorlar ve bebeklerin bağırsaklarına bu mikroplar yerleşiyor. Bifidobakteri, bakteroides ve laktobasiller’den oluşan ve dost bakteriler olarak da bilinen bu mikroplar bebekte normal bağışıklığın gelişmesi için çok gereklidir. Buna karşılık sezaryen doğumlarla ameliyathanenin steril şartlarında dünyaya gelen bebekler ise ilk mikropları deri teması ile ve hastanedeki yüzeylerden alıyorlar. Bu nedenle de sezaryenle doğan bebeklerin bağırsak floralarını vücuda yararlı dost mikroplar yerine hastane mikropları oluşturuyor. Bağırsak florası bakımından olan bu farklılık aylarca, hatta bir görüşe göre 7 yaşına kadar da devam ediyor.

İşte alerjik hastalıkların sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde daha fazla görülmesinin nedeni, bunların bağırsaklarında “dost mikroplar” yerine farklı cinsten ve farklı miktarlarda bakterilerin yerleşmiş olmasıdır. Bu çocuklar probiyotik, yani bağırsaklarında eksik olan dost mikropları içeren gıdalarla beslendiklerinde alerjik hastalıkların görülme oranlarının ve belirtilerin azalması da bu görüşü doğrulamaktadır.

Özellikle kendinde astım, saman nezlesi veya egzama gibi bir alerjik hastalık olan anne adaylarının sezaryen doğumdan kaçınmaları, çocuklarında bu hastalıkların görülme riskini azaltacaktır. Tıbbi olarak gerekli değilse normal doğum daima tercih edilmelidir.



 


Copyright 2007-2013 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.