ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

BEBEĞİM HER ŞEYE “BENİM” DİYOR!

BEBEĞİM HER ŞEYE “BENİM” DİYOR!

Bebekler özellikle 2 yaş döneminde çevrelerindeki her şeye benim diyerek sahiplenirler. Özellikle onun olan oyuncaklara, giysilere hatta kendisine yakın bulduğu kişilere bile ileri derecede bir sahiplenme duygusu geliştirirler. Kendi sınırlarını korumaya ve anlamaya çalışan 2 yaş civarındaki çocuğu, bu dönemde kızdırmanın en kolay yolu “Benim” dediği bir şeye “Hayır benim” demektir. Klinik Psikolog Şeniz Pamuk, böyle bir dönemde her şeyin bebek için çok kıymetli olduğunu söyleyerek anne babalara önerilerde bulunuyor.


Kendi alanının sınırlarını anlamaya ve belirlemeye çalışan bir çocuk için kendine ait olan her şey çok kıymetlidir, çünkü sahip oldukları tıpkı vücudunun bir bölümü gibi ona aittir. "Eğer benim elimdeyse benimdir. Eğer senin elindeyse ve ben onu istiyorsam yine benimdir!” İşte, 2 yaş ve daha küçük yaştaki çocuklarda paylaşma kavramı tam da bu cümle ile özetlenebilir. Kısacası, bu yaş döneminde paylaşma kavramı henüz oluşmamıştır. Bu yaş çocukları arasında "Benim-senin" kavgasının yaşanması son derece doğaldır ve bu durum çocuğun bencil olduğu anlamına gelmez. Paylaşma fikrinin oluşması, çocuğun bir ölçüde kendinden haberdar olmasını, farkındalık kazanmasını gerektirir. Daha kendi sınırlarını ve gücünü keşfetmekte olan, ancak bu konularda kendine güvenini tam olarak oluşturamamış bir çocuk, kendi parçası saydığı oyuncaklarını ya da diğer kıymetli eşyalarını başkalarına vermek konusunda son derece isteksiz olabilir. Çünkü verilen oyuncağın ödünç olmadığını, yani artık arkadaşının olacağını sanabilir. Çocuk, oyuncağın sahibi olmakla geçici olarak oynamak arasındaki farkı anladığı zaman paylaşma konusunda daha rahat davranır. Çocukların karşısındaki kişilerin isteklerini ve ihtiyaçlarını anlaması ve ona vermesi 3 yaş civarında gözlenen bir davranıştır. Çocuk bu yaşa geldiğinde artık arkadaşına verdiği oyuncağın geri geleceğini anlayabilir.

VE PAYLAŞMAYI ÖĞRENMENİN VAKTİ GELDİ...
2 yaş öncesi her ne kadar çocukların paylaşma kavramına uzak oldukları bir dönem olsa da, anne babaların bu dönemde sergileyecekleri tavır ve uygulamalar, çocukların paylaşma fikriyle tanışmalarını ve benimsemelerini sağlayabilir. Bu yaşlarda çocukların yetişkin gözetiminde buluşmaları ve oynamaları, onların sosyalleşmelerine ve paylaşma kavramıyla tanışmalarına katkıda bulunur. Ancak, bu buluşmaları düzenlerken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var:
• Buluşmadan önce çocuk için kıymetli olan oyuncak ve eşyaları ortadan kaldırmak.
• Ev sahibi çocuğa, oyuncaklarının sahibinin kendisi olduğunu, arkadaşı o oyuncaklarla oynasa da, oyuncakların sonunda kendi evinde kalacağını ve onun olmaya devam edeceğini vurgulamak.
• Çocuğun oyuncağına bir zarar gelecek olursa, o oyuncağın yerine yenisinin alınacağını söylemek.
• Popüler olabilecek oyuncaklardan birkaç tane bulundurmak ya da benzer oyuncaklar almak.
• Oyun sırasında, zaman zaman çocukların oyuncaklarını değiş-tokuş etmelerini önermek.
• Çocukların birlikteyken sürtüşme olasılıkları yüksekse, iki çocuk için ayrı oyun kutuları oluşturmak.
• Oyuncak paylaşımı nedeniyle ciddi bir sürtüşme yaşanırsa, onları sırayla oynamaya yönlendirmek ve her birinin oyuncakla kısa sürelerle oynamalarını ve bu sırada diğer çocuğun başka bir şeyle ilgilenmesi için imkan sağlamak.
• Çocukları sıra beklemeli oyunlara yönlendirnıek. Örneğin, birbirlerine top atmalarını sağlamak.
• Çocuklar arasında tartışma yoğun olduğunda, oyuncakları ortadan kaldırıp onları başka bir etkinliğe yönlendirmek. Hep beraber parmak boyası yapmak ya da birlikte parka gitmek gibi...

TAKLİT YÖNTEMİNİ DENEYİN
Çocuklar için en etkili öğrenme yöntemlerinden biri de taklit etmektir. Bu nedenle anne babanın öncelikle çocuklarıyla bir şeyler paylaşmaları, bundan keyif aldıklarını ona hissettirmeleri ve yaptıkları şeyin adının "paylaşma" olduğunu belirtmeleri iyi bir yoldur. Anne baba, çocuğun bir şeyleri paylaşması için fırsatlar yaratabilirler, örneğin arkadaşı geldiğinde poğaçaları onun dağıtması gibi. Çocuğun bu davranışı, paylaşmanın ilk aşaması sayılabilir. Anne babanın bu davranışı övmesi ve zaman zaman bir oyuncağını arkadaşına da göstermesini istemesi çocuk açısından paylaşıma geçişi kolaylaştırır. Bunun dışında çocuk kendi isteğiyle bir oyuncağını paylaştığında çok abartmadan övülebilir ve paylaşmanın kişiyi ne kadar iyi hissettirdiğine değinilebilir.

Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı):
“DÜNYANIN MERKEZİ SADECE KENDİSİDİR”

“Çocuğun 1-4 yaş döneminde dünyanın merkezi kendisidir. Başkalarının duygu ve düşüncelerine, hatta bu dünyada başkalarının varlığına bile yer yoktur. Başkaları için kendi davranışlarını değiştirmez. Ondan böyle bir şey beklemeyin.

Bu dönemde hiçbir şeyini başkaları ile paylaşmamak kendini fark ettirmenin bir diğer belirtisidir. Eşyalarını paylaştırmaya çalıştırmak hatadır. Sahiplenme arzusu yeterince doyurulmalıdır.

Evimizin her gün bir parçasını 3 yaşındaki kızı­ma verirdim. 'Canım, bugün evimizin bacası senin olsun. Tamam mı? Senin olsun! Sakın kimseye verme!’ diye de 'Benim' duygusunu doyuma ulaştırmak için teyit ederdim. Bir gün kırık klozet kapağımıza bir yenisini alıp eve gelmiştim. Kızım her zamanki gibi beni kapıda karşıladı. ‘Yavrum, al bu klozet kapağı senin olsun’ dedim. Klozet kapağına sarıldı, ‘Harika! Artık kakam gelince kapağımla tuvalete gider, kakam bitince kapağımı yine odama götürürüm’ diyerek odasına yöneldi.

“BENİM” SÖZÜ BİR KİMLİK İFADESİDİR
Sözün özü, paylaşmıyor olması bu dönemin özelliğidir. Bu, ileride paylaşmayı bilmeyen biri olacak anlamında değildir. Çünkü paylaşmayıp "Bu benim" demek kimlik ve varlık ifadesidir. ‘Kuru ekmeğini arkadaşıyla paylaşır’ anlamında bir paylaşma değildir bu.

Nedense, her şeyimizi paylaştığımızla övünürüz, hecelere ayrı birer ahenk katarak; ‘Yavrum, sen şimdi oyuncağını ver arkadaşına, ben sana yenisini alırım’ deriz. Diğer çocuğun annesinin gözleri ile takip edildiğimizi anlamaya çalışan kaçamak bakışlarla da etrafı süzeriz.


Ya da, bir oyuncak için çekiştirmeceli kavgaya tutuşmuş, iki çocuğumuzu ayırmaya çalışırız. Burada mutlaka yaş farkını öne süreriz. Böylece çocuklarımız arasında bir de kıyaslama hatası yapmış oluruz. Oysa biz karışmazsak, onlar paylaşma konusunda en uygun çözümü bulacaklardır. Üstelik kimlik ve kişilik ifadelerini güçlendireceklerdir. Alt tarafı ikisinden biri ağlayacaktır.

Çocuğun bu yaş döneminde sahiplenme arzusu yeterince doyurulmadığı takdirde, kazanma adına kıskançlık yarışına girer. Kıskançlık duygusu tatmin edilmesi güç bir duygudur. Onun yarışı kaybetme üzüntüsünü zor önlersiniz. Bu sefer korku fantezileri ile sizin ilginizi çekmeye çalışır. Korku fantezileri ile mücadele etmeniz çok daha zordur. Korku fantezileri ile ‘Falancadan korktuğum için, kıskançlık yarışını kaybettim’ duygusu yaşar. Siz bunu fark edemez ve ‘Zavallı yavrum köpeklerden pek korkar’ sanırsınız. Onu korumaya yönelirsiniz. Sizin ilginizi sonunda çekebilmiştir. Artık bu durumu sıklıkla kullanmaya başlar. Sizin bu acıma duygunuz geleceğin sizi ve başkalarını kullanmanın yollarını arayan pısırık bir kişiliğe imza atar.”


BEBEĞİM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.