Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Biz anneler sevgiyi içimizde hissetmek isteriz...

Anneler Günü''nde... Ve her günde...

 

Yavrusunu kucakladığı an, her annenin hayatında milattır. Kadın bebeğini doğurduğunda, kendini de bir anne olarak doğurmuş olur. Her doğum, aslında üç kişinin doğumudur; bebeğin, annenin ve babanın… Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir ve asla da eskisi gibi olmayacaktır. Daha iyi, ya da daha kötü gibi kıyaslar yapılamaz bu değişimde… Bir doğum gerçekleşir ve hayatlar değişir… Anne olunca, baba olunca böylece anlayıveririz! Artık her şey başkadır; bakış açılarımız, hissediş ve düşünüş şeklimiz, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler, ilişkilerimiz, hepsi başkadır… Bu noktada, ebeveyn olmaya pekala bir değişim ve dönüşüm fırsatı olarak da bakabiliriz…

İşte, yeni bir Anneler Günü de geldi…

Farkındalık ve değişim yaratmak üzere, birbirimizi ve çocuklarınızı büyüttüğümüz Sitemiz www.anneoluncaanladim.com ‘un annelerine Anneler Günü’ne özel bir anket düzenledik ve “Anneler Günü’nde sizi en çok ne mutlu eder” diye sorduk… Ve 555 kişinin üzerinde anne anketimize şu cevapları verdi:

ANKET
Anneler Günü’nde sizi en çok ne mutlu eder?
Yavrumun sevgisini doyasıya hissetmek.      % 66
Hediye almak.                                               % 4
Ailecek gidilecek bir piknik vb.                       %12
Çocuğumla birebir zaman geçirmek.             %16

 

Anlayacağınız biz anneler öncelikle çocuklarımızın sevgisini ta içimizde hissetmeye ihtiyaç duyuyoruz. Sonra çocuğumuzla zaman geçirmek, ailemizle bir arada olmak ve en sonda ise belki küçük bir hediye almak bizi ilgilendiriyor. Yani tüm özel günlerdeki kutlamalarda ve tabii ki Anneler Günü’nde kopan onca tantana çok da umurumuzda değil. Anne yüreği, sevgiyi hissetmenin peşinde… Aslında hepimizin derdi de bu değil mi; olduğumuz gibi sevilmek ve kabul görmek… Çocuklarınız, çocuklarımızın babası, ailemiz; bize zaten hediye ve bunun için her gün, her an zaten şükran doluyuz.

MAYIS AYI ANNE AYI…
Bakın, bir anne olarak size kendimden örnek vereyim. Mayıs ayı benim için hep çok özel olmuştur; çoğunuzun bildiği gibi, Mayıs doğumluyum, kızım Duru’yu da Mayıs ayında doğurdum. Eh, bir de Mayıs ayında Anneler Günü var. Ailemiz için Mayıs demek, şenlik demek… Geçen gün doğum günümdü; yavrum neredeyse yılbaşından beri doğum günüm için hazırlıklar yapıyor, haftada bir doğum günüme kaç gün kaldığını hesap edip duruyor. 2 yaşından beri bana elleriyle yaptığı birbirinden harika hediyeleri sunar. Bu doğum günümde de öyle oldu ve yarın Anneler Günü’nde de öyle olacak. Babası sorunca, “Gel annene dışarıdan da bir hediye alalım” diye...  Bizimki, “Yok” diyormuş; “Ben kendim hazırlıyorum hediyelerimi, sen kendin için hediye al anneme…”

Ve yıllar geçtikçe, güzel yavrum büyüdükçe onun sevgisini daha derinden hissediyorum; beni mutlu etmek için, benim kendimi özel hissetmem için dört dönüyor. Bana “Sen zaten özelsin” diyor. Bundan daha güzel bir hediye mi olur bir anneye… Ve bütün bunlar bana hep şu gerçeği hatırlatıyor: Bir çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi için annesinin, babasının ve en az bir üçüncü kişinin koşulsuz sevgisine ve güvenli ilgisine ihtiyacı var! Çocuklarımız, biz anne babalarıyla kurdukları ilişkileri örnek alarak büyüyorlar, bizim gözümüzden biçiyorlar kendilerine verdikleri değerleri ve yaşam nedir’in anlamını bizimle olan yaşamlarında öğreniyorlar. Sevgiyi derinden hissetmek büyütüyor anlayacağınız çocuğu da… Aksi taktirde, güdük kalıyor o küçücük ruhlar, gelişip serpilemiyor; sonuçta da olmadık olumsuz deneyimleri, istenmedik halleri kendine çekiveriyor.

ANNELİK DESTEKLENMEK İSTER!
Öte yandan, bir anne yavrusunun, yavrularının, sevdiklerinin sevgisini hissetmek dışında da şeyler ister elbet… Anneliği desteklensin, saygı görsün ister!

Anneler Günü vesilesiyle bir de madalyonun öbür yüzünden bahsetmek olmaz. Biz kadınlar, biz anneler hayatı yaratıyoruz adeta, fakat gelin görün ki, hem kanunlar üstünde hem de günlük hayatta anneliğimiz yeterince desteklenmiyor ve sonuçta bütün hayatın yükü omuzlarımızda… Eşler, genellikle dışarıda çalıştıklarını bahane edip çocuk bakımına, ev işlerine ellerini bile sürmüyorlar. İş hayatında ise çalışan anne olmak zor sanat; izinler yetersiz, kreş sorunu halledilememiş durumda... Kadınlar, ülkemizde anne oldukları için adeta cezalandırılıyorlar! İlk 3 yıl şu bebecikleri annelerinin yakınında tutacak formüller bulunmalı, Avrupa ülkelerindeki uygulamalar örnek alınmalı. Biz ebeveyn olunca ister istemez değişirken; kurallar, kanunlar, günlük hayat da lehimize değişebilmeli. Ama çok kısıtlı imkanları var Türk annesinin… Onun için de işte; hazır olmadan, maddi-manevi şartları kurgulamadan anne olmamak gerekiyor! Aksi, bir kabusun orta yerine düşmek gibi; anneler her gün sitemize yazıyorlar, “Çıldırmak üzereyim yardım edin” diye…

Peki, annenin mutsuz, annenin depresif, annenin tatminsiz olduğu bir toplumda çocuklar mutlu büyüyebilir mi? Elbette hayır!

“ANNEMİ AFFEDEMİYORUM!” DİYEN DİYENE
Bir de “affetmek” konusunda girmek istiyorum izninizle; yine madalyonun öbür yüzlerinden biri olarak… Anneler Günü, ne çok insan için yürek dağlayan bir günmüş meğer, geçenlerde katıldığım bir çalışma sırasında fark ettim. Çalışma, affetmek üzereydi ve çalışmaya katılan herkes kadındı, çoğu da anneydi… Salonun yarısından fazlası annesini (çeşitli nedenlerle) bir türlü affedemediğini itiraf etti. Bu bir insan için ne büyük bir yüktür; anneyi affedememek!  Ve bir anne için bu ne büyük bir cezadır; evladı tarafından affedilmemek! İşin ilginç yanı ise ne biliyor musunuz; bu anne-kızların görünürde gayet normal bir ilişkileri var, konuşup görüşüyorlar, büyük ihtimal yarın da birbirlerine sarılıp öpecekler... Ama gelin görün ki, yıllar yılı eteklerdeki taşlar dökülmemiş, kimse karşısındakini olduğu gibi kabullenememiş…
 
ANNELER DE İNSAN!

Anneler de bazen hata yapar, ama annenin hata yaptığını kabullenmesi hele de itiraf etmesi genellikle zordur. Anneler genellikle yaptıklarının, o şartlar içinde, ellerinden gelenin en iyisi olduğuna inanırlar. Öyledir de!  Elinden gelenin en iyisini yapar anne; elinden daha fazlası gelseydi onu da yapardı… Ama gelmez; belki biz evlatların göremediği nokta bu! Beklentilerimizin en yüksek olduğu kişilerdir anneler… Annemiz öyle üst bir yerdedir ki bizim için, onun elinden gelenin bu kadar olduğuna inanmak istemeyiz bir türlü; onun da bir insan olduğunu kabul etmemek gibi… O yüzden, “Ben anne olunca annem gibi olmayacağım” yeminleri eder çoğu kadın… Ama hepimiz insanız işte; anne ve babalar da çocuklarının gözünde ne kadar üst bir yerlerde olurlarsa olsunlar; insanlar…

“ÇÜNKÜ, BEN SENİN ANNENİM, TAMAM MI!”
Bir de anne yüreği yavrusu için en iyiyi bildiğine inanır. Bu bazen hoş, bazen de itici gelir evlatlara… Olmadık bir diyalog, anne tarafından, “Çünkü, ben senin annenim tamam mı!” diye bitiriliverir. Tam da bu noktada anne; biraz olsun nezaketi ve toleransı hak eder kanımca… Örneğin, biz anneler, yavrumuzun doyup doymadığını, üşüyüp üşümediğini, canının sıkkın olup olmadığını, hastalanıp hastalanmayacağını vs. bildiğimize inanırız. “Evladım, şundan bir lokma tat; hırkanı giy üşüteceksin, bugün günün iyi geçmemiş bir şey var sende…” deyiveririz. Evladın kaç yaşında olduğunun, küçük bir bebek ya da koca adam olduğunun bizim için pek de bir ehemmiyeti yoktur bu noktada.  Evlat dediğin, zaten hemen her yaşta itiraz eder; evlat ya… “Tokum yemeyeceğim, üşümüyorum giymeyeceğim, bir şeyim yok benim…” falan der… Anne, evladın bu çıkışlarından sonra “Anne hatırı için ama…” deyiverir. Hatır sökmezse, tarihi cümle gelir: Ben bilirim; çünkü ben senin annenim tamam mı?” İşte bu, analık hakkıdır! Prim verilmeyebilir, (ki verilmemelidir de) ama nezaket ve toleransı da hak eder…

Anneler için, en değerli varlıkları olan evlatlarının sadece ve sadece hayata ait olduğunu kabullenmek zordur. Hadi itiraf edelim, yavrularımız bizden özgürleşirler, ama biz onlardan bir türlü özgürleşemeyiz. “Bu çocuk bana bağımlı” diye şikayet eden annelere bakın, asıl onlar çocuklarına bağımlıdır! İşte, biz annelerin dersi de budur!

Tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun…



Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.