Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Annneliğe dair gel-gitler, ve…

 

“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat''ın oğulları ve kızları
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır
Bedenlerini tutabilirsiniz ama ruhlarını değil
Çünkü ruhlar yarındadır
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ileride atılmış oklar
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü o okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.”

Halil Cibran’ın “Çocuklar” adlı bu şiiri her okuduğumda silkinip kendime gelmemi sağlar. Çünkü doğurduğunuz, kanınızla, sütünüzle, alın terinizle büyüttüğünüz, adeta yoktan var ettiğiniz biricik varlığa sahip olmak yanılsaması zaman zaman beni de esir alır. Fakat, ben de bütün anneler gibi bilirim ki, yavrum bana sadece bir lütuftur, bir hediyedir ve benim değil, hayatındır… Sonra, ben de her anne gibi yavrumun büyümesine asistanlık ederken, onu mütemadiyen izlerim… Bu izlemelerde bazen çok derinlerimdeki endişe ve kaygılar ayaklanıverir… Büyüdükçe benden uzaklaşır, özgürleşir, her gün biraz daha hayatın olma yolunda ilerler… Büyüdükçe sınırları genişler, sınırları genişledikçe benden uzaklaşır, uzaklaştıkça kontrolümden çıkar, kontrolümden çıktıkça (hayatın getirdiklerinden korkar) ben endişelenirim… Ona yansıtmamaya çalışsam da, bazen bu endişeler sadece kendi kendime yaşadığım eziyetlere dönüşse de; büyüdüğünü ve hayata ait olduğunu, onun da bu hayatta biricik, özgün, özel varoluşunu sürdürmek üzere, eşsiz bir yolu olduğunu ve aslında evrende güven içinde olduğunu düşünür, rahatlarım…

Fakat bu rahatlığımı, yuvasından düşmüş, çaresizce gözlerimin içine bakan kara bir karga yavrusu bile ansızın bozabilir… Yeniden yanılsamalarıma, kuruntularıma, endişelerime, korkularıma teslim olabilirim; “Eyvah, ya yavruma…” diye başlayan ve sonu gelmeyen cümlelerle kendime ve bazen de farkında olarak ya da olmayarak yavruma eziyet etmiş ve etmekte olabilirim…

En sonunda ben de gerçeğe dönerim, yaşama, gündelik hayata… Yavrum için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırken, her gün yavrumun kaydettiği gelişmeleri izlerken hüzün dolu bir mutluluğa kendimi bırakırım… Tıpkı, kendimde olduğu gibi, içimden çıkan mucizeyi de hayata bırakacağım gerçeğinin her daim ayırdına vararak…


Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.