Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Yeni yılda kendinizle anlaşma yapın!
Ve bu anlaşmaya uyun!
Nasıl mı?

www.anneoluncaanladim.com’da yaptığımız ankete göre, yeni yılda annelerin, yüzde 69’u sağlık, yüzde 19’u mutluluk, yüzde 9‘u para, yüzde 2’si başarı bekliyor. Fakat, naçizane benim sizlere önerim, beklentiyi kesip, kendinizle anlaşmanız! Nasıl mı?..


Biraz abartılı olacak biliyorum, ama ne yapayım, elimde değil, tüm kalbimle böyle hissediyorum. Ve sizlerle paylaşmaktan çekinmeye de hiç niyetim yok! Diyelim ki, hayatınız boyunca tek bir kitap okuyacaksanız, bu kitap, Don Miguel Ruiz’in “Dört Anlaşma” adlı kitabı olmalı. Çünkü tüm güzel hayallerin gerçekleşmesi, kendinizle yapacağınız 4 maddelik bir anlaşmaya bağlı... Herkes kendisiyle bu 4 maddelik anlaşmayı yapar ve bu anlaşmaya sadık kalacak şekilde eylemlerini düzenlerse, yeryüzünde cenneti yaşamamamız için hiçbir neden yok.

Sıkı durun,anlaşmanın kurallarını açıklıyorum:

1- SÖZCÜKLERİ ÖZENLE SEÇİN
Kullandığınız sözcüklerde kusursuz olun. Çünkü sözler sizin yaratma gücünüzdür. Söz, bir güçtür; kendinizi ifade etme ve iletişim kurma gücü... Sözle düşünürsünüz... Düşünmekte kullandığınız sözlerle yaşamınızdaki olayları yaratırsınız. İki yanı keskin kılıç gibi, sözünüz en güzel rüyayı da yaratabilir, etrafınızdaki her şeyi yok da edebilir. Kılıcın bir yanı sözün kötüye kullanımıdır. Diğer yanı ise sözün mükemmel kullanımıdır. Bu da güzelik, sevgi ve dünyadaki cenneti yaratır.

İnsan zihni, sürekli tohumların ekildiği verimli toprak gibidir. Tohumlar; düşünceler, fikirler ve kavramlardır. Söz tohum gibidir ve insan zihni son derece verimlidir. Bir tohum, bir düşünce ekersiniz ve o büyür. Burada tek problem şudur: Genellikle bu verimli toprağa korku tohumları ekilir.

Her insanın zihni verimlidir. Önemli olan oraya ne tür tohumun ekilip üretildiğidir.
Başkalarını size dedikodu yaptığı her an zihninize bilgisayar virüsü soktuklarını düşünün. Bu da zihninizin gittikçe berraklığını yitirmesine neden olur. Siz de bu dedikoduyu, yani virüsü başkalarına bulaştırırsınız.

Haklı çıkmak adına, başkalarının sizin bakış açınızı desteklemenizi sağlamak adına kaç kez sevdiklerinizle ilgili dedikodu yaptığınızı bir düşünün. Oysa, sizin fikirleriniz sizin bakış açınızdan başka birşey değil. İlle de doğru olması gerekmiyor. Zehri yaratıyor ve başkalarına yayıyoruz, çünkü kendi bakış açımızın doğru olduğunu hissetmek istiyoruz.
Sözlerimizi özenle seçersek, bir süre sonra zihnimiz ve bireysel ilişkilerimizdeki iletişimimiz duygusal zehirden arnacaktır.

2- HİÇBİR ŞEYİ KİŞİSEL ALGILAMAYIN
Evet, yanlış duymadınız, hiçbir şeyi kişisel algılamayın. Sizi tanımadığım halde, size “Hey, sen bir aptalsın” dersem, bu sizinle değil, benimle ilgilidir. Eğer bunu kişisel algılarsanız aptal olduğunuza bile inanabilirsiniz.

Kişisel algılamak, ancak söylenen şeye katılmakla mümkündür. Söylenen şeyle anlaşma yaptığınız anda (yani söylenene inandığınız anda) zehir zihninize yayılır ve söylenen şeyin tutsağı olursunuz. Bu tuzağa düşmemizin nedeni bireysel önemliliktir. Her şeyin merkezinde kendimiz olduğunu düşünürüz. Diğer insanlar, merkeze sizi koyan hiçbir şey yapamaz. Yaptıkları her şey kendileriyle ilgilidir. Herkes kendi rüyasını yaşar, kendi zihinlerinde oluşturduğu rüyayı yaşar. Bu rüyalar bizim rüyamızdan tümüyle farklıdır. Bir şeyi kişisel algıladığımızda, onların bizim dünyamızın nasıl olduğunu bildiklerini varsayarız. Ve kendi dünyamızı onların dünyasına empoze etmeye çalışırız. Biri size, “Hey, sen çok çirkinsin” dese bile, bunu kişisel algılamayın. Çünkü gerçek şu ki, bu kişi sadece kendi duygu, düşünce ve inançlarını ifade ediyor.

3- VARSAYIMDA BULUNMAYIN
Her şeyle ilgili varsayımda bulunma eğilimimiz vardır. Ve bu varsayımlarımızın gerçek olduğuna inanırız. Onların gerçek olduğuna yemin edebiliriz. Başkalarının ne düşündüğüne ya da ne yaptığına dair varsayımlarda bulunuruz. Varsayım teorilerimizi kişisel algılarız. Sonra o kişileri suçlar ve sözlerimizle duygusal zehir saçarak tepki gösteririz. İşte bu nedenle, varsayımda bulunduğumuz her şeyde problemlere de davetiye çıkartırız. Varsayımda bulunuruz, yanlış anlarız, kişisel algılarız ve hiç yoktan koskocaman bir drama yaratırız.

4- DAİMA YAPABİLDİĞİNİN EN İYİSİNİ YAP
Her koşul altında, daima en iyisini yapın, ne daha fazla, ne daha az. Ama şunu daima hatırlamanızda yarar var: An, her an değiştiği için asla “en iyiniz” olmayacaktır.
Her şey canlıdır ve her an değişim halindedir. Bu nedenle “en iyiniz” bazen yüksek kaliteli olacaktır, bazen o kadar iyi olmayacaktır.

Sabah taze ve enerjik olarak yaptığınız, “en iyi” akşamın yorgunluğunda yaptığınız “en iyi”den daha iyi olacaktır. “En iyiniz” sağlıklı ya da hasta olmanıza göre değişecektir. Mutlu ya da üzgün, kızgın ya da kıskanç olmanıza göre “en iyiniz” değişecektir.

Günlük yaşamınızda duygularınızın andan ana, saatten saate, günden güne değişiklik göstermesi gibi, “en iyiniz” de zaman içinde değişime uğrayacaktır.

Dört yeni anlaşmanızı yaşamınızda uyguladıkça “en iyiniz” de gittikçe “en iyi “hale gelecektir.

YENİ YILDA DEĞİŞMEYE HAZIR OLALIM!
İşte, böyle! Don Miguel Ruiz’in “Dört Anlaşma” adlı kitabı, kendimizle 4 maddelik bir anlaşma yapma esasına dayanıyor. Kitabı okumaya başlarken, “Neden daha önce düşünmedim  ki?” diyor insan... Ve hemen ardından, aslında zaman zaman düşündüğünü ama anında vazgeçtiğini, kendini pek de zorlamadığını farkediyor.

Öte yandan da, bu 4 maddeye uyması kolay gibi görünüyor. Ama sanırım, sadace görünüyor, davulun sesi uzaktan hoş gelir misali...

Benim yeni yıl hayalim, bu 4 anlaşmaya uymak! Yalnız kalmak istemiyorum, dünya üstünde ne kadar insan varsa, bu 4 anlaşmaya uymasını hayal ediyorum ve diliyorum. Dünyayı hep birlikte cennete çevirmek -tek tek ve  hep birlikte- bizim elimizde... İnanıyorum!

Örneğin, kızıma sabah “Günaydın bir tanem, güzel kızım” diyerek mırıl mırıl bir edayla seslendiğimde, o da aynı şekilde yüzünde tebessümle ve öpücüklerle bana karşılık veriyor.  Ama, “Kızım hadi kalk artık, geç kalıyorsun, bir sabah da acele etsen...”  diye feveran ederek seslendiğimde, çocuk da bana aynı şekilde olumsuz duygularla karşılık veriyor. Ve alın size kötü başlayan ve büyük ihtimal de bu kötü devam edecek bir gün!

Bu 4 anlaşma, bugüne kadar öğrendiğimiz, alıştığımız, uyguladığımız birçok şeyi değiştirmeyi şart koşuyor şüphesiz. Üstelik, nerelerde yanlış yaptığımızı ve böyle yapmaya devam edersek yeni dramlar yaşamamızın garanti olduğunu da anlamamızı sağlıyor. Kendi rüyasını, kendi cennet dünyasını, kendi hayallerini yaratmak  ve gerçekleştirmek isteyenler varsa, bir deneyelim diyorum. Ve 2010’da hepimizin, tüm hayallerimizin gerçekleşmesini diliyorum! Çünkü biz neye hazırsak ve neye inanıyorsak, zaten o oluyor. Hazır olalım ve inanalım!..







Yorumlar
durdane - (12.01.2010 09:52:47)
Ne yalan söyliym yazınızı her gördüğümde 'yeni yıl mesajları vardır' diyerek okumadan geçiyordum,bugün okudum kural koymak için,o kitabı okumak için kaçırdığım birkaç güne üzüldüm.Harika bir yazı...Yeni yılın ilk günü yaptığınız proğram da harikaydı.Proğramınızın devam etmesini ve bu konuda bize bilgi vermenizi şiddetle istiyorum.Sevgiler
filizarda - (2.01.2010 14:17:05)
öncelikle teşekkür ederim bize verdiğiniz değerli bilgilerden dolayı.merak ettiğim bişey var sizi artık yayında göremeyecekmiyiz.bu değerli bilgilerden bizi mahrum etmeyin lütfen:))herkesin mutlu sağlı bir yıl geçirmesi dileğiyle..
sengul - (1.01.2010 15:24:41)
2010 yılının ilk gününe bu yazınızla başladım..Tam bana göre bir yazı oldu. Bende kendimle anlaşmalar yapmıştım dün gece...Üstünede bu yazıdaki kitabın siparişini verdim.. Vesile olduğunuz için çook teşekürler...
Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.