Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Her yol anneye çıkıyor!.. Ama?..

Efendim, anneler kutsalmış, cennet annelerin ayakları altına seriliymiş, en değerli varlık anneymiş... Miş de miş... Geçiniz... Ağzımıza bir parmak bal çalınmaktan çok daha ötesine ihtiyacımız var... Neden derseniz?

Türkiye’de özellikle doğuran kadınların en az yarısı üzerlerine düşen yüklerin altına ezilmekten çıldırma noktasındalar... Eh, depresyon da, anksiyete de (kaygı bozukluğu), panik atak da, takıntılar da doğuran kadını seviyor... Örneğin; doğuran kadınların en az yarısı hamilelik ve doğum sonrası süreçte depresyon geçiriyor...

Neden derseniz? Her yol anneye çıkıyor da ondan!.. 

Biz taaa anne rahmine düştüğümüz andan itibaren, annemizden sadece biyolojik olarak değil; ruhsal, duygusal, zihinsel olarak da besleniyoruz. Üstelik, çocuklar zekalarını da büyük oranda annelerinden alıyorlarmış... Üstelik annenin, taaa hamilelikten itibaren salgıladığı stres hormanları, bizi daha anne karnındayken hem zeka hem de duygusal yönden olumsuz olarak etkiliyormuş... Eğer annemizden yeterli ilgi, sevgi görmez isek, karnımız ne kadar iyi doyarsa doysun, büyümemiz bile geri kalıyormuş... Annenin beden sağlığının anne karnındaki bebek için ne kadar elzem olduğu konusuna ise hiç girmeyeyim.

“GÜVENLİ BAĞLANMA” MESELESİ...
Bir de tabii, psikolojide meşhur “güvenli  bağlanma teorisi” var ki, biz kadınlar hangi cesaretle anne olmaya tekrar tekrar soyunabiliyoruz, bilemiyorum. Bu teoriye göre; bebek ilk ilişkisini anneyle kurduğundan, ilişki kurmayı ve dolayısıyla hayatı anneden öğreniyor; anneyi birebir aynalıyor. İlk 3 yıl annesiyle sağlıklı bir güven ilişkisi kuran bebek, daha sonraki yıllarda da bu temel üzerinden yol alıyor. Ve araştırmalar, maalesef  bebeklerin üçte ikisinin anneleriyle güvenli bağlanma kuramadığını söylüyor.

Bu da, hamilelik ve doğum sonrası dönemde depresyon geçiren kadınların depresyonlarının temelinde çoğunun anneleriyle olan ilişkileri yatıyor... Ya da evlilik ilişkinizde sıkıntılar yaşıyorsanız, (ki yaşamayan yok gibi) yine bebeklik ve çocukluk yıllarına dönmeniz gerekiyor, eee çünkü ilişki kurmayı annenizden öğrendiniz!.. (Ve tabii babanızdan da...)

Sonra bu bilgileri bilerek ya da bilmeyerek, “Aşık oldum, hamile kaldım, laylay da laylom” diyerek hamile kalan kadınlar; hormonlarının, uykusuzluğun, eş ve çevre desteğinin yetersiz olmasının vs. vs. vs’inin de etkisiyle “Ben bebeğime yetemiyorum, bebeğimi besleyemiyorum, bebeğime iyi bakamıyorum” diyerek günleri gecelere ekliyorlar... Öfke nöbetleriyle; ağlama krizleriyle; suçluluk ve güvensizlik duygularıyla; kaygı ve korkularla; eşlerine bile dertlerini açamadan; annelerine bile içlerini dökemeden büyütüyorlar, kendilerini da çocuklarını... Ve her halukarda ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar şüphesiz...

ANNE, AYAĞA KALK!
Ha bitmedi...

Bebek emmiyorsa, bebek uyumuyorsa, bebek kilo almıyorsa, bebek ateşleniyorsa...
Sonra, çocuk okulda arkadaşlarıyla kavga ediyorsa, çocuk okulda başarısızsa, çocuk öğretmenini dinlemiyorsa...


Ya da genç sigara-alkol-uyuşturucu kullanıyorsa, genç kötü arkadaş ediniyorsa, genç internet başından kalkmıyorsa...

Kafalar derhal anneye çevriliyor!

Hatta, otizmli doğmuş çocuklarda, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda, hatta şizofren çocuklarda bile gözler anne üstünden alınamıyor. Oysa, anne çocuk için en temel iki figürden biri olmakla birlikte; bilim, hiçbir annenin çocuğunu otizmli, DEHB’li, ya da şizofren yapamayacağını söylüyor... Ha ama ne var; huzursuz ev ortamları, bu çocukların bu tarz sıkıntılarını tetikleyebiliyor ya da sıkıntılarının dozunu arttırabiliyor...

BABALAR DEĞİŞİYOR...
Babalar da değişiyor elbet; artık içerki odadan bebeğin bezini getiren babalar var çok şükür, ya da veli toplantısına katılan babalar çoğaldı, çocuğu doktora da götürüyorlar... Hafta içi  her gün saat 11.00’de CİNE5 ekranlarından yaptığımız “Anne Olunca Anladım” adlı programımızı merakla seyreden, hatta telefon eden babalar bile her geçen gün artıyor... 

Ama, annenin enerjsisi düşmeye görsün, bebekte-çocukta bir sorun olmaya görsün, babalar genellikle geri planda kalmayı tercih edebiliyorlar. Ondan sonra da diyoruz ki, kadınlar süper kadın-anne olmaya çalışıyorlar, çalışmasınlar bu kadar da mükemmelliyetçi olunmaz ki?..

BİZ ÇAĞIN ANNELERİNİN SİZE İHTİYACI VAR!
Ah, ah da ah... Babalarla yüklerimizi sevgiyle paylaşmaya, annelerimize içimizi dökmeye, onların kucağında ağlayıp af dilemeye ve onları affetmeye, o kadar ihtiyacımız var ki. Sonra eşlerimizin anneleri... Onlarla da yıldızlarımız barışmalı artık. Kayınvalide faktörü diye bir faktör olmamalı evliliklerin üzerinde karabasan gibi... Bir zamanlar bu kadınlar da bizlerin yaşadığı sıkıntılarla yoğruldular, bizi anlayabilirler ve tabii biz de onları...

Uzun lafın kısası, her yol anneye çıkıyor, eşimizi seçiyoruz, çocuk doğurmaya karar veriyoruz, doğuruyoruz, emziriyoruz; çocuk meselesinde başrol kuşkusuz annenin... Fakat, yaşam şartları zor, omuzlarımızdaki yükler ağır, üstelik anne çocuk için bir temeli oluştururken, baba da o temelin üzerine katlar çıkabilmeli; annenin çocuğuna sağlıklı bir bakım verebilmesi için, baba  da anneyi sevgisiyle-ilgisiyle-kapsayıcı tutumuyla sarabilmeli.

Sonra , sağlık hizmetleri ve sosyal destekler çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde gelişmeli toplumumuzda... Doğum sonrasında anne, depresyona giriyor, gidecek uzman bulamıyor, diyelim buldu, bebeğini doktora giderken bırakacak insan bulamıyor. “Kendisine yardım edecek, derdini dileyecek bir Allah’ın kulu yok!” gibi geliyor o süreç anneye. Sonra çalışan anne, kanunlarla daha çok korunmalı. Çalışan anne, kanayan bir yara...  İlk 3 yıl çok önemli, deyip duruyoruz, doğum sonrası 2 ay izin alabilen anne ne yapsın? Ağlaya ağlaya işe gidiyor, memelerinden sütler akıta akıta...

ANNELİĞİMİZ KUTLU OLSUN!
Yapılacak çok iş, alınacak çok yol var yani ülkemizde... Sağlıklı ve mutlu çocuklar yetiştirmek için, sağlıklı ve mutlu anne babalara ihtiyaç var... Anne her anlamda desteklenmeli ki, hayaller gerçek olsun... Sadece Anneler Günü’nüz değil, “anneliğiniz” kutlu olsun, mutlu olsun... Her anne, annelik rolünü keyifle yaşamayı hak eder... Her çocuk da keyifle onu bakıp büyüten bir anneyi hak eder... Eee, bunun için siz ne yapıyorsunuz... Haydi...

 

 

 

 

 


Yorumlar
nurcell - (19.10.2010 00:29:21)
Sevgili Hülya Hanım merhabalar.Benim size danışamk istediğim bir konu var.Hamilelik sigortası yaptırmak istiyorum ve bunun için sizden hangi sigorta şirketini tercih etmeliyim tavsiye almak istiyorum.Malum bu konulura hiç değinilmiyor.Sizin yaptırdığınız ve memnun kaldığını bir şirket varsa isim alabilirimiyim.:)
Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.