Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Bak, yine yaptın...

Bazen hayal ürünü diyaloglar yazıyorum, hiç bir yere varmayan... Belki günlerimi tamamlamama yakın bir günde, ateşe verip yakarım hepsini diye... Sonra, o zaman senin onları hiç okuyamayacağın geliyor aklıma... Neden bilmiyorum, ne işine yarayacak onu da bilmiyorum, ama sen beni tanı istiyorum, daha iyi tanı. Beynimden geçenlerin en azından durdurabildiklerimi seninle paylaşmak istiyorum. Ne kadar beyhude bir çaba ve istek içerisinde olduğumu biliyorum ama yine de yazdıklarımın çoğunu sana yazıyorum...

                                                    ***************

Az önceki kavganın, boğuşmanın yerini nihayet sükunet alıyor diye için için sevinerek üzerimi temizliyordum ki, hafiften sinirli ve kırgın bir şekilde bana seslendi:

-    İşte, kolayı bu değil mi? Hep başkalarını suçla... Sen sorumluluk almaktan kaçıyorsun, korkuyorsun bundan. Her türlü olumsuzluğu başka etkenlere, kişilere yükleyerek kolayı seçiyorsun, sorumluluğu sırtından atıyorsun. Aslında, bu seçimin arzu ettiğin hayatı yaşamanı da engelliyor. Artık büyü, yetişkin gibi davran, hayatının sorumluluğunu al...

Çok öfkeliydim, bütün hıncımla cevap verdim:

-    Sen bana sorumlulukla ilgili en son söz söyleyecek kişisin. Benim tüm hayatım sorumluluklarımdan ibaret bir kere. Ayrıca sen sorumluluktan ne anlarsın, sorumsuz, aylak herifin tekisin. Ne bir ailen var, ne tutunduğun bir dal. Kendi sorumsuz haline bakmadan bana ettiğin lafa bak... Hayatının sorumluluğunu almak da ne demekmiş?

Yırtık giysilerini silkelerken, yüzüme bile bakmadan cevap verdi:   

-    Hayatının sorumluluğunu almak demek, şu anda olduğun yerde, senin algına göre olumlu ve olumsuz sandığın her şeyi, senin seçimlerinin yarattığını kabullenmektir. Sen ise sorumluluk deyince bunu başkalarının sorumluluğunu almak olarak algılıyorsun.

Belki de bu cevabı alacağımı içimden bir yerden bildiğim için bir sonraki sorum da hazırdı çoktan:

-    Saçmalama benim elimde olmayan bir sürü olay hayatımı etkilerken, bu cevap ne kadar tatmin edici ve gerçekçi olabilir ki? Başımıza bizim seçimimiz olmayan bir çok şey geliyor. Biz de olanların sonuçlarını yaşıyoruz eninde sonunda...

İkinci sorum da gelince gülümsedi. Sanki az önce kavga ettiğim, canını yakmak için can yaktığım adam o değilmiş gibi, şefkatle bana baktı. İlk cevabının ardından bu sorunun gelmesine çok alışık gibiydi. Sakin ve davudi sesiyle, bu sefer gözlerimin içine bakarak konuşmaya başladı:  

-    Evet, görünüşte senin seçimin olmayan olaylar da geliyor başına. Bu olayların kendilerini belki seçmiyorsun ama olaylara karşı gösterdiğin tavrı da mı seçmiyorsun bir düşünsene...
Baksana birçok insanın başına aynı olaylar gelirken hepsinin tepkileri farklı farklı. Başımıza üzücü bir olay gelince, -örneğin sevdiğimiz birini kaybedince, kimimiz kendimize acımayı seçiyor, daha zayıflıyor hayata karşı, kimimiz güçlenerek çıkıyor bu acıdan, kimi hayatın kaçınılmaz bir sonu olarak, doğal bir olay olarak karşılıyor, kimimiz tamamen metafiziğe yoruyor, kimimiz kabulleniyor, kimimiz hayatı boyunca bu durumu reddederek yaşıyor...
Evet, acıların yas süreci olur, kaçınılmaz bundan ama kimimiz yasımızı çekip yolumuza devam ederken, kimimiz yası ömrüne yayıyor ve melankoliyle, acıyla beslenerek hayatını devam ettiriyor ve hayatta baktığı her şeyin ardında ya kendine acıma ya da karşısında olana acıma duygusu ile yoluna devam etmeye çalışıyor. Bu kişinin başına gelen olumlu olaylarda bile ya "Ben bu güzelliği, mutluluğu hak etmiyorum" ya da "Nasılsa sonu kötü olacak, hiç bu mutluluğu yaşamamalıyım" hissi oluşuyor. Çevrene bir bak, hatta kendine bir bak, şu anda olduğun durumdan hoşnut olmadığında, bunu belki de yıllar önce olanlara bağlamıyor musun çoğu zaman? Annen ya da baban farklı davransalardı, filanca kişi ölmeseydi, patronun sana hakettiğin gibi davransaydı, o okulu değil de diğerini seçseydin, o terk ettiğin kızla evlenseydin, eşin daha anlayışlı birisi olsaydı, biraz daha paran olsaydı, biraz daha yakışıklı olsaydın, hayatın olumlu anlamda ne kadar farklı olacaktı değil mi? Diğer etkenler istediğin gibi olsaydı, daha mutlu, daha başarılı olacaktın değil mi? İlişkilerin, işin, hissin çok daha iyi olacaktı. Ama, ah kader işte, hayat sana öyle oyunlar oynadı ki, diğer insanlar da ya anlayışsızdılar, ya hatalı davrandılar, ya da senin onlara ihtiyacın varken öldüler.
Yani "Başıma gelenler benden kaynaklanmıyor" diye düşünüyorsun çoğu zaman, sen seçimlerini değil, hayatın sana direttiklerini yaşıyorsun diye, “Kaderim buymuş, çekeceğim” diye dertleniyor ve kabulleniyorsun. Bu düşünceyi taşıdığın sürece hayatının sorumluluğunu almamış olacaksın. Kolay değil biliyorum ama kabul et işte, bu hayatı sen yarattın...

Bu cevap oldukça şaşırtmıştı beni. Az önceki cevval delikanlıdan eser yoktu artık tavrımda. Kendimi çaresiz hissediyordum. Bu sefer gerçekten anlamaya niyet ederek sordum:

-    Ama söylediklerini doğru olarak farz etsem ve hayatımın şu ana kadarki sorumluluğu artık alsam ne olacak ki? Artık öyle bir ketenpere ile kendimi sıkıştırmış durumdayım ki, istesem de kurtulamam bu durumdan. Birçok sorumluluğum var ve bu benim artık kıpırdamamı imkânsız hale getiriyor.

Aramızdaki gerginlikten eser kalmamıştı. Artık benimle, küçük bir çocukla konuşur gibi konuşuyordu:

-    Evet değerlerin senin çaresiz ve sıkışmış hissetmene yol açıyor olabilir. Bu gayet normal. Ama bir düşünsene, aslında senin en büyük sorumluluğun kime? Dikkatlice düşün cevabı kolayca bulacaksın... Evet, kendine tabii ki... Ve emin ol, hayatını değiştirmek için sadece senin kararın ve seçimin gerekiyor. Geçmişi düşünüp birçok şeyden pişman olarak ya da gelecekte başına gelebilecek olasılıkların en kötülerini hayal edip korkarak bu hayatı ne kadar daha sürdürebilirsin ki? Daha da önemlisi yaşaman gereken hayatı yaşamadığın hissinle ne yapacaksın?
Seçimlerinin başkaları için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorsun. İnan ki bu bir yanılgı... Bak, az önce hayatının sorumluluğunu almak konusunda bahsettiklerim, tabii ki diğer insanlar için de geçerliydi, kısacası senin seçimlerinin başkalarında olumsuz sonuç yaratması da onların seçimlerine bağlı. Tabii ki senin seçimlerin yüzünden başkaları üzülebilir, belki bazı zor durumlara da düşebilirler ama herkes kendi hayatını kendi yaratır. Sen iyi niyetle kendin için en iyi olanı seçmeye çalışmalısın. Bu durumda seçimlerinin, başkalarının hayatının genelini iyi ya da kötü etkileyebileceği hissi de, olsa olsa senin kendini fazla önemsemenden kaynaklanan bir yanılsama...

Gözlerim artık dolu doluydu. Ama çaresizlik hissi daha da çok sarmıştı etrafımı.

-    Peki, ne yapmam gerekiyor? Seçim yapabilecek, hayatımı değiştirebilecek bir gücüm olduğunu, bir zamanlar vardıysa bile en azından artık kaldığını hiç sanmıyorum...

Elini omzuma attı, gülümseyen yemyeşil gözleri gözlerimin ta içine bakarken, bir an yıllar önce kaybettiğim babamı görür gibi oldum o derinliklerde.

-    Farkında mısın, kendini ya çok güçlü sanıyorsun, ya da çok güçsüz. Ortası hiç yokmuş gibi sanki. Dikkatli bak kendine, sen rüzgarda savrulan bir yaprak da değilsin, rüzgara karşı hiç kıpırdamayan bir kaya da...
Değiştirecek gücüm kalmadı diyorsun. Oysa ki, nasıl da hiç durmadan değiştiriyorsun, hem kendini, hem hayatını, hem de dünyayı. Bak buradasın. Çünkü az önce bir seçim yaptın… Bak, yine yaptın, bak yine, yine, yine...


Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.