Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Umut, Tanrı’nın lütfuyla yaşayamayanlar içindir...

 

Yabancı bir dizideki küçük bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Seyretmediğim bir dizideki, seyretmediğim bir hikayeyi bakalım sizlere anlatabilecek miyim?

 

Evet, herkes hazır mı? Kamera, motor... Ekşın...

 

 

**********

 

Meksika’da şehirlerarası yolculuk yapan bir yolcu otobüsündeyiz. Kahramanımız oldukça esmer ve Amerika’daki bir hapishaneden kaçarak, uzaklarda Meksida’daki sevdiği kadına ulaşmaya çalışan bir genç adam... Sevgilisine ulaşmasına daha 1600 km. yolu var...

Otobüs eski bir otobüs ve içinde yerel kıyafetleriyle Meksikalı kadınlar, yolcu tavuklar falan var. Genç adam en önden üçüncü sırada oturur durumda. Yanında yaşlı bir Meksikalı ve üzerindeki rafta kafes içinde bir tavuk...

 

Yolculuk ilerlerken yaşlı adam genç adama dönerek sorar:

 

- Yolculuk nereye?

 

Cevap kısa:

 

- Kaderime.

 

Yaşlı adam gülümser:

 

- Bir aşk hikayesi galiba.


Genç de gülümser.

 

(Aslında ve zaten, genç adamın varmaya çalıştığı kaderi olduğunu düşündüğü genç kadın da, genç adamın hapishanede olması nedeniyle, vaatsiz bu ilişkiden ve dolayısıyla genç adamdan kaçmak için Meksika’nın uzak yerlerinde sürdürmeye karar vermiştir hayatını...)

 

Bir süre daha gittikten sonra otobüs yaşlı adamın ineceği yerleşim yerine varır. Yaşlı adam selam verip arabadan iner. O sırada otobüsün şoförü genç adamın yanına gelir ve ödediği para karşılığında buraya kadar yolculuk edebileceğini, eğer devam etmek istiyorsa daha para vermesi gerektiğini söyler. Fakat genç adamın hiç parası kalmamıştır. Önce itiraz etmeye çalışır ama şoför ısrar ederse yolun kenarındaki polislerle konuşabileceğini söyleyince, bu durum bir hapishane kaçkını için gayet ikna edici olur ve genç adam otobüsten iner. Otobüs yoluna devam eder.

 

Meksika’nın bilmediği bir yerinde, gitmeyi istediği yerden kilometrelerce uzakta, genç adam otobüsten indiği yerde çaresizce dururken, omuzunda bir el hisseder ve döner. Az önce otobüste yanında oturan yaşlı adam...

 

- Yemek yapmayı bilir misin?

- ........

- Benim için yemek yaparsan, sana yatacak yer veririm...

 

Genç adam önce arkasını döner, ilerlemeye çalışır. Fakat hemen sonra içinde bulunduğu durumun farkına varır ve koşarak yaşlı adama yetişir. Olabilecek en sahte ve çirkin gülümseyişini takınarak cevap verir:

 

- Evet, çok güzel yemek yaparım efendim.

 

Yaşlı adam ve genç adam, yaşlı adamın yolun hemen yanındaki ve kapısında çok eski bir araba bulunan evine beraberce girerler...

 

 

**********

 

Akşam yemeği saati... Yaşlı adam yemekteki tavuğu (muhtemelen otobüste kafeste duran) yemiş ve genç adam onun gözlerinin içine bakarak sorar:

 

- Nasıl beğendiniz mi?
- Fena değil ama eşimin yemekleri daha güzeldi.
- Eşiniz?
- Evet eşim... 40 yıldır evliydik, geçen hafta öldü...

 

Genç adam şaşkındır. Kendinin uğruna hapisten kaçtığı, kilometrelerce yolu göze aldığı aşkı, bu yaşlı adam yıllar boyunca yaşamıştır ve sadece bir hafta önce kaybetmiştir. Nasıl olur da, bu dinginlik ve sakinlik içinde durabilmektedir. Hayret!..

 

 

**********

 

Güneşin henüz doğmadığı ve doğmaya çalıştığı saatler... Direksiyonda genç adam, büyük bir hırsla arabayı “kaderine” sürmektedir. Araba, yaşlı adamın kapısının önündeki eski arabadır...

 

 

**********

 

Kapı çalınır. Işık yanar. Yaşlı adam evinin kapısını açar. İki polis ortalarında kollarından tuttukları genç adam olduğu halde kapıdadırlar.

 

- Merhaba... Bu genç senin arabanla otoyolda gidiyordu. Genci ilk kez gördüğümüz için bir problem olup olmadığını sormak için sana getirdik.

 

Yaşlı adam genç adamın yüzüne bakar. Cebinden bir tomar para çıkarır ve gencin eline uzatırken konuşur:

 

- Çok iyi yapmışsınız. Benzin parasını vermeyi unutmuşum.
- Kusura bakmayın o zaman. Biz arkadaşı arabanın olduğu yere geri bırakalım hemen.
- Hayır gerek yok. Oraya kadar yürüyebilir...


Polisler selamlarını verip giderler.

 

 

**********

 

Meksika’nın uzak bir kasabasında, güneş doğmak üzereyken, rüzgar yerdeki tozları havalandırırken, hiç kimsenin olmadığı yolun kenarındaki evin önünde, yaşlı adam ve genç adam karşılıklı dururlar. Genç adam mahcuptur... Yaşlı adam dik...

Ve yaşlı adam, tüm bu hikayenin yazılmasına, oluşturulmasına, sebep olan sözleri söyler, genç adamın gözlerinin içine bakarak:

 

- Umut, Tanrı’nın lütfuyla yaşayamayanlar içindir...

 

Yaşlı adam arkasını döner ve evine girmeye hazırlanır. Elinde bir tomar parayla duran genç adam, perişan bir durumda gözyaşlarıyla, yaşlı adamın bacaklarına sarılmak için bir hamle yaptığı sırada yaşlı adam döner ve eliyle dur işareti yapar...


Ve yaşlı adam evine girer...


(Teşekkürler Hürriyet, bu ve benzeri güzel hikayelerin ve varlığıma yardımın için.)

 


Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.