Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
RADİKAL GÖRÜŞ
Dr.  KADİR TUĞCU
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı F.A.A.P.
Yazı Boyutu:
Terkedilen çocuğun ıstırabı

Komünist diktatör Nicolae Ceauşescu’nun Romanya nüfusunu arttırmak için doğum kontrolü ve kürtajı yasaklaması sonucu, mali yönden bunalan aileler, binlerce çocuğu devlet bakımevlerine terk etmek zorunda kaldılar. Devrimden sonraki hükümetler, bu felaketin sonuçlarını gidermekte yetersiz kaldıklarında, Amerikalı uzmanların yardımını istediler ve 2000 yılında başlayan çalışmalarda bu bakımevlerinde ilk 2 senelerini geçiren çocuklarda, sonradan aile yanına verilen veya kendi aileleri tarafından bakılan çocuklara göre daha düşük IQ ve zayıflamış beyin aktiviteleri tespit ettiler.

1966 yılında, Nicolae Ceauşescu Romanya’nın nüfusunu arttırarak ekonomik üretimini arttırmak için hükümet zoru ile bazı kanunları yürürlüğe soktu. 1965 den 1989’a kadar Romanya’nın lideri olan Ceauşescu, doğum kontrolü ve kürtajı yasakladı ve beş çocuktan az çocuğu olan ailelere, "bekârlık vergisi"  uyguladı. Devlet doktorları -aybaşı polisleri- işyerlerindeki doğurganlık yaşındaki kadınlara jinekolojik muayeneler yapıyor, hamile olmayıp, adet görenleri tespit edip işlem yapıyorlardı. İlk başlarda, doğum oranları çok hızlı bir artış gösterdi. Bu dönemde çocuk yetiştirebilmek için yeterli ekonomik güce sahip olmayan pek çok fakir aile, çocuklarını bu bakımevlerine terk etmek zorunda kaldılar. 1989’a gelindiğinde, 170 000’den fazla çocuk bu bakımevlerinde yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Romanya’daki 1989 devriminden sonraki 10 yıl içinde gelen hükümetler bu hasarları giderebilmek için pek çok girişimlerde bulundular. Ülke hala fakirdi ve terk edilen çocukların sayısı 2005 yılına kadar değişmeden devam etti. Ceauşescu devrildikten 10 yıl sonra dahi, bu bakımevlerindeki yetkililer, kendilerinin bu çocuklara, aile yanına verilenlerden daha iyi baktıklarını iddia edebiliyorlardı.

1989 devriminden sonra bile aileler, çocuklarını bu devlet bakımevlerine terk etmeye devam ettiler. Sosyologlar, uzun sürelerden beri bu bakımevlerine terk edilen küçük yaştaki çocuklarda olumsuz etkiler olduğundan şüphe ediyorlardı. Bu çocuklar, son derecede ilkel şartlarda, 1 erişkin gözetiminde; 12-15 çocuk olmak üzere bakılıyorlardı. Bu çocuklardan bir kısmının, bunlara bakabilecek ailelerin yanına verilmesi, bu bakım evlerindeki yetkililerin katı itirazları ile başarılı olamadı. Bu problemin altında, bu bakımevlerine ayrılan fondaki paralardan en fazla bu yetkililerin faydalanmaları yatıyordu.

2000 yılında, Bükreş Erken Dönüşüm Projesi (The Bucharest Early Intervention Project) başlatıldı. Bu çalışmaya alınan çocukların ortalama yaşı, 22 aydı ve 6ay ile 31 ay sınırları içindeki çocukları kapsıyordu. Bu çocukların yarısı ailelerin yanına verildi, diğer yarısı bakımevinde kaldı. Bir grup çocukta, hiç bakım evine verilmemiş ve kendi aileleri tarafından bakılan çocuklardan seçildi. Bu 3 grup çocuk, 10 sene boyunca incelendi. Bu çalışma ilk başladığında, bakımevinden çocuk almış aile yoktu. Uzun süreli tanıtım ve istekli ailelerin incelenmeleri ile 53 aile, 68 çocuğu almayı üstlendi ve ayrıca, kardeş olanlar aynı aileye verildi. Hiçbir çocuk tekrar bakımevine geri gönderilmedi. 30, 40, ve 52. aylarda yapılan incelemelerde, bakımevindeki çocuklarda, IQ: 70, aile yanına verilenlerde; 80 ve hiç bakımevine verilmemişlerde 100 bulunmuştur. Ayrıca, 2 yaşından evvel aile yanına verilenlerde, 2 yaşından sonra verilenlere oranla daha yüksek IQ tespit edildi. Bu çocukların; “developmental quotient” (DQ) ları ve beyinin elektriksel aktiviteleri aynı oranlarda düşüklük göstermekte idi.
 
Bu çocuklar 42 aylık olduklarında, başka bir çalışmada, aile yanına verilen çocukların yarısı, ikinci bir şâhısa duygusal olarak bağlanabildiği halde, bakımevindeki çocuklarda bu oranın, %18 olduğu gösterildi. Bakımevinde kalan çocuklarda kötü alışkanlıklar (sigara, alkol) daha fazla oluyor ve okul başarıları son derecede düşük olmasına mukabil,  aile yanına verilenlerde, bariz düzelmeler kaydediliyordu.

Bakımevindeki çocukların tamamının beyinleri diğerlerine göre daha ufaktı. Beyinin hem “gri maddesinde”  hem, “beyaz maddesinde” bariz azalmalar mevcuttu. Gri maddedeki azalma, çocuğun aile yanına verilmesi ile düzelmediği halde, beyaz maddede artışlar oluyordu. Ayrıca, bakımevlerindeki çocuklarda, yaşlılığı ayarlayan “Telomerler” de de kısalmalar vardı.
Bu çalışmada bulunan bulgular, dünyadaki bütün çocuk bakım evlerindeki durumun aynı olduğunu ortaya koymaktadır. İlerde bu çocuklarda adölesan çağında “uyku döneminde” olan hangi bozuklukların daha çıkacağı bilinmemektedir.

Buradaki görüş; dünyadaki bütün hükümetlerin çocuk bakımı politikalarını, bakımevlerinden ziyade, bakıcı aile sistemine çevirmeleri gerektiğini, yoksa bu çocukların erişkin çağda topluma maliyetlerinin çok daha fazla olacağı şeklindedir.

Anguish of the  Abondened Child
Scientific American, April 2013   Pages:62-67
By Charles A. Nelson III, Nathan A. Fox and Charles H. Zeanah,Jr.
(Özet tercümedir.)



Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.