Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
RADİKAL GÖRÜŞ
Dr.  KADİR TUĞCU
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı F.A.A.P.
Yazı Boyutu:
Demir eksikliği anemisi

 

Demir eksikliği günümüzün en sık karşılaşılan beslenme problemidir. Gelişmekte olan ülkelerde çocukların ve doğurganlık çağındaki kadınların üçte ikisinde demir eksikliğine rastlanmaktadır. Ayrıca diğer klasik beslenme hastalıklarının aksine (körlüğe yol açan A vitamini eksikliği ve gelişme geriliğine yol açan iyot eksikliği gibi) demir eksikliği cemiyetlerin bütün tabakalarında görülür. Birleşik Devletlerde, Japonya ve Avrupa’da doğurganlık çağındaki kadınların yüzde 10-20 si anemiktir.

Demir eksikliği genellikle kolay fark edilemez ve solgunluk, huzursuzluk ve yorgunluk hissi gibi müphem arazlar hayati tehlike olarak algılanmaz. Oysa, demir eksikliği pek çok yan tesirlere ve hatta ölüme sebep olabilir. (Türkiye’de 1960’lı senelere kadar demir eksikliği anemisi bir hastalık olarak kabul edilmemekte idi ve demir ilacı yoktu. İlk defa Hacettepe Üniversitesi’nin alım garantisi vermesi ile Samsun’da bulunan Adeka firması Ferro Sanol imaline başlamıştır.)

Geçmiş senelerde araştırmacılar demir eksikliğinin çocukların öğrenme kabiliyetinde kalıcı bozukluklara ve davranış hatalarına sebep olabileceğini tespit etmişlerdir. Her ne kadar demirin nöro-kimyasal rolleri tam olarak anlaşılmamışsa da bu maddenin düşük seviyelerinin beyin fonksiyonlarına olumsuz tesirleri olduğu açıkça bellidir. İlaveten demirin düşük seviyeleri, erişkinlerde çalışma kapasitesi ve üretkenlik üzerine olumsuz etki yaptığı gibi, bağışıklık sistemini de bozarak enfeksiyonlara yakalanma ve bu hastalıklardan ölme şansını arttırmaktadır. Düşük maliyetli önlemlere rağmen pek çok ülke, demir eksikliğini önlemeye, etkili bir teşhis sistemine ve tedavisine sahip değildir. Bunların sonucunda demir eksikliği ile mücadele zayıf kalmaktadır.

Demirin en iyi bilinen özelliği kanda oksijen taşınmasındaki rolüdür. Vücut demirinin takriben yüzde 73’ü hemoglobinde bulunur. Ayrıca laktoferrin (sütte, mukoza dokularında ve lökositlerde bulunur) serbest demir moleküllerini bağlar ve bakterilerin kullanmasına mani olarak, hızlı üremelerini önler. (Sütün demiri bağlayarak anemi yaptığı görüşü yanlıştır, zira laktoferrin bağladığı demir ile birlikte organizma tarafından emilir.)

SEBZELERDEKİ DEMİR!
Gerekli olan demir,  alınan gıdalardan temin edilir. Her ne kadar bazı sebzeler, bilhassa ıspanak önemli bir demir kaynağı olarak kabul görüyorsa da, bitkilerdeki (non-heme) demir çok zayıf bir şekilde emilir. Ispanaktaki toplam demirin ancak yüzde 1.4ü vücut tarafından alınır. Diğer bitkilerde de durum farklı değildir. Kuru fasülye yüzde 1.6, soya fasulyesi yüzde 7, marul yüzde 4.4 demir temin edebilir. (Günlük demir ve kalsiyum gibi mineralleri sebzelerden almak istersek günde 2.5 kilo civarında yememiz gereklidir.) Buna mukabil kırmızı etteki demirin yüzde 20’si vücut tarafından (heme iron olarak) alınır.

Demir kümes hayvanlarından, balıktan ve anne sütünden de iyi alınır ama oranlar kırmızı ete göre düşüktür.

Yemeğin yapılış tarzı da emilmesine tesir eder. Örneğin; yemek hem “heme”  hem de “non-heme” demiri beraber bulunduruyorsa önceki demir sonrakinin emilmesini arttırır. Vitamin C, non-heme demirin emilmesini arttırır. Buna mukabil çaydaki tannin, bitkilerdeki lif ve fitatlar emilmesini önler. Demirin emilmesi vücuttaki demir ile de ilgilidir. Vücutta demir fazla ise az emilir, demir eksik ise fazla emilir. Gelişmekte olan ülkelerdeki halkın çoğunluğunda görülen demir eksikliğinin sebebi, vejetaryen diyet ağırlıklı beslenmedir. Fakirler için et pahalıdır ve bu yüzden et ya az miktarlarda veya hiç alınmaz. Böyle topluluklarda demir eksikliği  anemisi, fertlerin çoğunda mevcuttur.

KANSIZLIĞIN DİĞER NEDENLERİ…
Demir eksikliği sadece gıdalardaki dengesizlikten olmaz. Gıdalarda yeterli demir olduğu halde bile anemi olabilir. Bu durumlar kronik kanamalarla ilgilidir: Çengelli solucan, Schistosomiasis (Bilhariasis) ve Malarya da ağır anemi vardır. Anormal rahim kanamaları da diğer bir anemi nedenidir. Demir eksikliği çocuklarda enfeksiyonların oluşumunu ve şiddetini arttırdığı gibi malnutrisyonun (beslenme yetersizliğinin) her türlüsü de enfeksiyonlara direnci azaltır.

Birleşik Devletlerde “Public Health Service”in Alaska’da yaptığı bir çalışma, menenjitin anemik çocuklarda daha ölümcül olduğunu göstermiştir.

Tıpta iyi bir şeyin fazlasının daha iyi olacağı varsayımı geçerli değildir. Dokulara fazla demirin depolanması ile hemakromatosis oluşur. Güney Afrika’da, malnütrisyonlu çocuklarda i.m. demir verilmesi ile ölümcül enfeksiyonlar görülmüştür. Bunun sebebi, şahıs için elzem olan demirin bakteriyel ajanlar için de lüzumlu olmasındandır. Ferritin ve lactoferrin gibi proteinlere bağlı demirden bakteriler yararlanamazlar.(Ülkemizde de demir eksikliği bir gerçektir. Amaç bu çocukların enfeksiyon kapmadan önce anemilerinin giderilmesi olmalıdır. Sütün az içilmesi ile anemi düzelmez. Sütün yanında çocuğun et yemesi de gereklidir)

YENİ DOĞANIN FİZYOLOJİK ANEMİSİ
Bebekler ilk doğduklarında, büyük çocuklara ve erişkinlere oranla daha fazla seviyede hemoglobin ve hematokrite sahiptirler. İlk haftadan itibaren hemoglobin seviyeleri devamlı şekilde azalır. Bu azalma 6-8 hafta sürer ve bu devreye “Yeni doğanın Fizyolojik Anemisi” denir. Kan yapımı, doğum sonu bebek nefes alır almaz durur ve böbreklerden eritropoitin de salgılanmaz. 2-3 aylık olduklarında bebeklerdeki hemoglobin seviyesi 9-11g/dl civarındadır. Aynı durum prematürelerde de görülür. Bu anemi, bebeğin dış dünyaya uyumundan başka bir şey değildir ve tedaviye de ihtiyaç yoktur. Sıhhatli bebeklerde, 6.5 g/dl hemoglobin seviyelerine bile iyi uyum sağlandığı görülmüştür.

BÜTÜN BU KARMAŞIK İŞLERİN SEBEBİ NEDİR?
Bebekler, anne karnında iken erişkinlerden farklı olarak “Fötal hemoglobin”e (HbF) sahiptirler. Doğumdan sonra fötal hemoglobin parçalanır ve yerine “Adult  hemoglobin” (HbA) yapılır. HbF’in en belirgin özelliği, HbA’dan çok daha etkili oksijen taşımasıdır. Doğumda mevcut HbF nedeni ile dokulara aşırı derecede oksijen taşındığından, böbreklerdeki eritropoitin yapımı hemen durur ve kemik iliği de kan yapımını durdurur. HbF yıkımı sonucu sarılık (Hiperbilirubinemi) oluşur. (Bilirubin, E vitamininden daha fazla olan antioksidan etkisi ile doğumda olabilecek hasarların çok hızlı tamirine de katkıda bulunur.) HbF iyice azalıp, dokulara az oksijen taşınmaya başlayınca, kemik iliği uyarılır, eritropoitin salgılanır ve  HbA yapımı başlar. Bu arada, HbF’in parçalanması ile açığa çıkan demir ileride HbA yapımında kullanılmak üzere depolanır.


 


Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.