Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
İĞNE TOZU
Prof. Dr.  BENAL BÜYÜKGEBİZ
Çocuk Sağlığı, Hastalıkları-Büyüme ve İştahsız Çocuk Uzmanı
Yazı Boyutu:
Bedeni ve ruhu beslemek

Beden ve ruh... İnsan ve iki bileşen... Birbirini terk etmiyor can tenden çıkmadıkça... Bedeni beslemek, post-modern çağın "trend"i ve önemli! Hem de nasıl önemli, öyle böyle değil.  Her ortamda birilerinin konusu bu...  Ya biri yazıyor ya diğeri konuşuyor.  Bu, şu ya da o besinin bedeni nasıl da beslediği, olmazsa olmaz noktasında dayatılıyor bize, size, hepimize.

Bugüne kadar Türkiye topraklarında yetişmemiş, daha da yetişmeyecek olan bir bitki, iksir haline geliyor. Çoğu zaman gülümsüyorum, yanlış ve/veya yetersiz bilginin ehil olmayan dildeki ifadesinden öte geçemiyor benim için; ama milyonlar yeni ve lüzumsuz bir hedef belirlemiş oluyor. Bilinenler de nasibini alıyor aslında... Bildiğin ıspanak... Suyu sıkılası oluyor birinin dilinde, aniden. Ben "Hayırdır inşallah" noktasında bekliyorum. İşimiz gücümüz bu oldu: Bedeni beslemek. Beslenirken, besleyicinin (besinin) ruhumuzu da beslediğinden uzaklaşarak.

Sıcacık, çıtır çıtır, fırın kokan o mis gibi ekmek kokusunu biz unuttuk, çocuklarımız öğrenemedi. Ama içindeki unun beyaz mı yoksa bol tahıllı mı olduğunu biliyorlar. Ekmeğin ruhundan geçtik maddesindeyiz. İlle de ıspanak suyu... Nar gibi kızarmış ıspanaklı böreğin daha pişerken usulca ruhumuza sızıp bizi fırın önünde esir eden kokusunu da unuttuk. Hamur işleriyle beslenmiyoruz ya artık... Beden ille de sağlıklı beslenmeli... Beden öz, ruh üvey artık...

Ruhu beslemek...  Hep soruyorum. Aldığım cevaplar acemi... Size de sordum işte... Neyle beslemeli ruhu? Ne besler ruhu? Cevap verin bakalım. Düşünmeden... Düşünmeden cevap veren yok. Yani ezberimizde değil. Yani kullanmıyoruz... Düşünme sürecinde de galiba, kayıt aramak için illa "googgle"lanıyor...  Herkes tek tük bir şeyler buluyor. "İlişkiler" diyen var,   "aşk" diyen var.  Çokça da  "müzik" diyen var.  Anladım ki hala, "müzik ruhun gıdası"...

Bir soru daha... Beden iyi beslenmeli ki uzun yaşasın. Peki, ruhu beslemezsek ömür azalır mı? Ayrıca neyle beslenirse ne olur da, beslenmezse ne olur? Aşkla beslenirse ne olur? Müzikle beslenirse ne olur, bilen var mı? Ama brokoli ile ıspanak arasındaki farkı biliyoruz değil mi?

Sanki beden "hayvan"dan ödünç, ruh insana özgü...  Ne dersiniz? Hani diyoruz ya, "İnsan en vahşi hayvan" diye... Beden, etle otla besleniyor. Ruhun besini ise insana ait, insana dair...  Beni sana benzeten ve senden ayrı kılan... Duyular, duygular, algılar ve düşünceler...  Kokladığım, gördüğüm, dokunduğum, tattığım ve duyduğum... Derinden derine beslenen ise, "his"setmeme imkan veren her duyu organıma ve "yaradanın"a minnet gibi, hayranlık ve şaşkınlık gibi, akıla sığmaz bir şeyler...

Daha çok kullanılmalılar. Gördüğümüze dokunurken koklamalıyız, koklarken tatmalı ve dokunmalıyız, duyduğumuza değmeliyiz... Demem odur ki, üşüyen kedi mi gördük, gözlerimiz resimden ötesine taşısın o "an"ı dokunarak, hatta koklayarak; çıkardığı sesin naif tınılarına karışsın avucumuzdaki titreşimler... Duyularımızı özgür bırakalım, birbirlerine "link"  versinler, ağ oluşsun aralarında.  Biz daha çok insan olalım... Daha çok ruh...


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.