Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
  YILDIZ ÇAKAR
Uzman Psikolojik Danışman, Pedagog
Yazı Boyutu:
Dil gelişimi ve okuryazarlığa geçiş

Dil ve iletişim dünyaya açılan kapının anahtarları gibi… Bebekken agucuklar, cıvıldamalar ve çeşitli seslerle başlayan dil gelişimi, çocukların adeta define arar gibi sözcüklerin anlamını kavramaya çalıştıkları bir süreçtir. Binlerce değerli hazine bulunur küçükken; keşfedilen, toplanan, birbirine uydurulan tüm veriler beyinde depolanır… Konuşmak, saymak, okumak veya yazmak için…

Dil dünyada yol bulmak için gereken çok önemli bir alettir. Düşünmenin aracı ve iletişim gereksinimini karşılayandır. Tabii bir de beden dili vardır kendine özgü; mimikler, jestler ve hareketler gibi kişiliği ortaya döken. Dil gelişimi ile beraber kitaplara, okumaya hemen sonra da yazmaya büyük bir ilgi duymaya başlanır.

Çocuklardaki dil gelişimi ile beraber gelişmekte olan okuryazarlığın gözlemlenmesi  “bütün dil” kavramının kullanılması önerisini getirmiştir. Sulzby (1986); gelişmekte olan okuryazarlık,  geleneksel okuma yazmadan önce gelen, geleneksel olmayan ve “ön hazırlık” diyebileceğimiz erken okuma yazma şekilleridir. Çocuklar dil gelişimi ile eş zamanlı olarak okuma yazmaya da büyük ilgi gösterirler ve henüz çok erken olmasına rağmen okuma ve yazma sürecinden kendi yöntemleri ile anlam çıkarmaya çabalarlar. Kitaplardaki yazılar ilgilerini çeker ve bir anlam ifade ettiklerini anlarlar. Asıl amaçları daima iletişime geçmektir. Çocukları dinlerken nasıl yazmaya veya okumaya çalıştıkları değil, bize ne iletmek istediklerini anlamak önemlidir.

Dil gelişimi tek-sözcüklü ifadelerden cümlelere; somut kavramlardan soyut olanlara;  şimdiki zamandan geçmiş ve gelecek zamana geçer ve giderek karmaşıklaşır. Çocuklar bu süreçte düzeltilmeden, doğal ve zengin sohbet ortamlarında bulunurlarsa dil gelişimleri hızlanır. Çocuklar gerek konuşmaya başladıklarında gerekse ilk okuma ve yazma deneyimlerinde bol yanlış yaparlar. Çoğunlukla bu yanlışları kendileri düzeltirler. Çocukların yanlışını sevimli bulup tekrar etmekten ya da onları düzeltmekten kaçınılmalıdır. Çocuğu dinlemek ve cevap verirken doğru kelime ve cümlelerle konuşmak çok yararlı olacaktır. Dilin sadece taklit yolu ile öğrenildiği düşünülse de işin aslı çocukların dili en iyi yetişkinlerle girdikleri etkileşimlerle öğrendikleri gerçeğidir.

ÇOCUKLARDA DİL GELİŞİMİ VE OKURYAZARLIĞI DESTEKLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Çocukların anlamlı buldukları deneyimler ve olaylarla ilgili konuşma isteği her zaman kabul edilir ve sabırla dinlenirse çocuk konuşmaya yüreklendirilmiş olur. Konuşmaktan hoşlanacakları deneyimler yaşamaları yetişkinlerin onlara yaratacağı çevreye ve kendilerini özgür hissetmelerine bağlıdır.

Kendilerini özgür ve mutlu hissetmeleri için:

Denetimi çocukla paylaşmak, çocuğun oyunda ya da günlük yaşamda seçimler yaparak denetimi yetişkinle paylaşmasını sağlamak,

Çocukların özellikleri biriciktir, onların güçlü yönlerine odaklanmak,

Çocuklarla içten ilişkiler kurmak,

Çocukla oynarken kaliteli zaman geçirmenin önemini bilerek kısa da olsa oyuna kendini adamak,

Sosyal çatışmalarda otoriter ya da çocuğun her isteğini yapma yaklaşımı yerine sorun çözme yaklaşımını benimsemek.

ÇOCUKLARLA SOHBET ETMEK AMA NASIL?
Çocuklarla konuşmak için zaman ayırmak ve bunu onlara hissettirmek çok önemlidir. Ayrıca boyları küçük olduğu için tepeden bakmak yerine onların göz hizasına inerek konuşmak dikkatle dinlendikleri duygusunu verir. Konuşurlarken ne demek istediklerini anlamaya çalışmak ve sohbetin denetimini çocuğa vermek onun açılmasını sağlayacaktır. Soru sormak yerine çocuğu dinlemek, düşünmesi için zaman tanımak onu düzeltmemek ya da tamamlamamak, onun söylediklerini tekrar etmek ve sorularına cevap vermek çok destekleyici olur.

NASIL BİR ÇEVRE ÇOCUKLARIN KONUŞMA HEVESİNİ GELİŞTİRİR?
İlginç malzemeler, oyuncaklar, boyalar, hamurlar, bloklar, kutular, müzik aletleri, kitaplar; ayrıca yaşanan deneyimler, okunan kitaplar, yapılan geziler daima yeni sohbet konuları için fırsat oluştururlar.

Dilin eğlenceli bir şekilde kullanıldığı şarkılar tekerlemeler oyunlar çok ilgilerini çeker.

SÖZEL GELİŞİMLE BERABER YAZILI DİLE VE OKUMAYA DUYULAN İLGİ NASIL DESTEKLENİR?
Çeşitli yazma ve çizme malzemeleri her zaman çocuğun erişebildiği belli bir yerde bulundurulursa, çocuklar sık sık büyük bir zevk ve ilgiyle bu malzemeleri kullanır.

Çocukların her zaman erişebilecekleri belli bir yerde resimli öykü kitapları da bulunursa istedikleri zaman kitaplarını alabilirler. Ayrıca çocuklar ritüellere bayıldıklarından her akşam aynı kitabı da seçseler, mutlaka uykudan önce kitap okumayı alışkanlık haline getirmek çok önemlidir.

Çocuklar çevrelerinde gördükleri sembolleri çözmeye çalışırlar. Evde bazı oyuncakların ve kişisel eşyalarının fotoğraflarını çekip bulundukları sepetin üzerine asılırsa, çocuk için ilk okuma deneyimi gerçekleşecektir. Hem de toplama alışkanlığı daha kolay gelişecek, evde düzen sağlanmış olacaktır.

Son olarak çocuklar resim yaptıkları ya da çizdikleri zaman “Ne yaptın”, ya da “Bu ne?” diye sormak yerine kısaca “Bana resmini anlatmak istersen anlatabilirsin” demek onların hevesle yaptıkları resmi anlatmasını sağlayacaktır. Çocuklar resimlerini anlatırken, söylediklerini tam da onların ağzından çıktığı gibi yazıya dökmek; sonra da onlara yazılanları aynen okumak, onların sözel olanla yazılı olanın ilişkisini anlamalarına yardımcı olacaktır. Çocukların söyledikleri düzenli olarak yazılırsa anlatımlarına ayrıntılar ekleme ve daha açık seçik tarifler yapma yetenekleri artar. Ayrıca bu anlatılan ve yazılanlar tekrar okunabilir, kitap haline getirilebilir.  Bir öykü anlatılmışsa canlandırılabilir.

Dil gelişimi erken çocukluk döneminde böylesine desteklenen çocuklarımız kendileri ile barışık, kendilerini iyi ifade eden, iyi düşünen ve toplum içinde kendilerine yer edinen bireyler olarak gelişme yolunda hızla ilerleyeceklerdir.


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.