ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
  YILDIZ ÇAKAR
Uzman Psikolojik Danışman, Pedagog
Yazı Boyutu:
Çocuk duygusal kriz yaşadığında ne yapmalı?

Olağandışı durumlarda yetişkinler kaygı ve endişe yaşıyorlarsa çocukların da kaygılarını önemseyelim!

Son günlerde yaşanan toplumsal olaylar ister istemez anne babaları etkiledi. Doğal olarak aileler çocuklarını her türlü üzüntüden korumak isterler. Çocuklar da olup bitenle hiç ilgilenmiyor görünebilirler. Bu görünüş genelde aldatıcıdır, çünkü çocuklar anne-babalarının duygusal durumuna karşı çok hassastırlar.

DUYGULAR BULAŞICIDIR!

Okul öncesi çocuklar kaygı ve korku yaşadıklarında yetişkinlerden farklı olarak -kendilerini ifade edememek ve olayların neden sonuç ilişkisini kuramamak gibi- iki sorunla karşı karşıya kalırlar. Bir de şunu anlamazlar: Duygular çok bulaşıcıdır ve zamanla geçerler. En önemlisi ise her duygunun bir işlevi vardır; her duygunun; üzüntünün bile.

Bu yazımda üzüntü ve endişe ve korkunun hem çocuklar hem de yetişkinlerce nasıl ele alınıp işleneceğini anlatmak istiyorum.

Tekrar edecek olursak, olağandışı ve ani gelişen aile içi, ya da toplumsal huzursuzluk veya şiddet, deprem, sel gibi doğal afetlerden etkilenen büyükler, çocuklarının ne kadar hassas antenleri olduğunu anlayamayabilirler. Oysa çocuklar emosyonel havayı hemen hissederler. Televizyondaki bir anlık görüntü, yüz ifadeleri ya da üstü kapalı imalar hemen kaydedilir.

KAYGIYLA BAŞ ETMEDE BEŞ ADIM:
Ortaya çıkabilecek kaygı ve üzüntünün algılanması, anlaşılması ve işlenmesi için aşağıda belirtilen beş adım çok yararlı olacaktır:

1.    Duyguyu tanımak ve söze dökmek ilk adımdır.
Üzgün ya da kaygılı olmak acı verir. Bazen korku, endişe ve üzüntü kılık değiştirir, huzursuzluk ve saldırganlık şeklinde görülebilir. Bazı durumlarda ise tembellik şeklinde ortaya çıkabilir. En önemlisi de bazen çocuklar olayların sorumlusu olarak kendilerini görebilirler.

2.     Duyguyu anlamak ve anlatmak ikinci adımdır.
Küçük çocuklar henüz kaygı ve üzüntüyü tanımazlar, duyguların şiddeti ve daha sonra zamanla azalacağını ve sonra geçeceğini de bilmezler.

3.    Çocuklar üzüldüğünde “üzülme”, “ağlama” dememek, üzüntüsünü yaşamasına izin vermek gerekir. Duygu kabul görmeli ve işlenmesi için bir zaman tanınmalı.

4.    Duygu ne kadar yoğunsa çocuğun bu duygu ile baş edebilmesi için o kadar uzaklaşması gerekir. Üzüntü ya da kaygı bir sembol ya da fotoğrafa indirgenebilir. Konu üzerinde konuşulurken çıkarılır, konuya ara verildiğinde uzak bir yere itina ile saklanabilir. Böylece çocuk duruma belli bir mesafe kazanmış olur.   

5.     En son olarak da kaygı ve üzüntüyü geride bırakmak gelir. Suçluluk duymadan tekrar mutlu olabilmek en son basamaktır.

ÇOCUK DUYGUSAL KRİZ YAŞADIĞINDA BAŞKA NELER YAPILABİLİR?
Çocukları dışlamak yerine olayı yaşamasına izin vermenin gerekliliğini anlamak çok önemlidir. Durumun yorumunu çocuğun fantezisine bırakmak, özellikle okul öncesi dönemde derin kaygı ve korku yaratabilir. Açıklama detaya inmeden en basit şekilde verilmelidir. En iyi açıklama: “Hayat devam ediyor, sen emin ellerdesin; sana bakılmaya devam ediyor” olmalıdır.

Yetişkinler olarak sakin olmak, aşırı tepki göstermemek önemlidir.

Aşırı koruyucu, şımartan ve acıyan bir tavır sergilemekten sakınmak çocukta doğabilecek olan ümitsizlik ve çaresizlik duygusunu önleyecektir. Yeterlilik duygusunu desteklemek önemlidir.

Çocuğun kendine ait küçük bir alanı olmasını sağlamak, ona direkt sorular sormamak, eşyalarına saygılı olmak ve seçim hakkı tanımak özgüven duygusunu destekleyecektir.

Olmuş bir olayı olmamış gibi yapmaktan mutlaka kaçınmak gerekir. Duygularını anlatmayan çocuklara açık uçlu sorularla yaklaşmak, konu ile ilgili kitaplar okumak, masallar anlatmak, olayı oynaması için ki bu oyun savaş ve dövüş oyunları bile olsa, oynaması ve resmini çizmesi için fırsatlar vermek çok önemlidir. Savaş oyunu oynayan çocuk duygu boşalımı, olayı yeniden yaşama ve yarattığı duyguları işleyerek içinde halletme olanağını bulur. Çocuğun yaşadığını yorumlaması için ayrıca ona yardımcı olabiliriz. Örneğin: Bebeğini döven çocuğa: “Bebeğe kızdığını gösteriyorsun; böyle hissetmen çok normal. Oyunda ne istersen yapabilirsin. Gerçek hayatta kızsak bile insanlara böyle yapmayız, kendimizi tutarız. Ama oyunda olabilir” diyebiliriz.

Ayrıca tutarlı günlük rutini sürdürmek çocuğa belli bir denetim duygusu vermekte çok yararlı olacaktır.

SON OLARAK:
Yatağa yatırırken, size yaklaştığında doğacak olan fırsat pencerelerini kaçırmayın, ne olduğunu kısaca açıklayın! Dürüst olun! “Bilmiyorum” bazen en dürüst cevaptır. Çocuğunuzu dinleyin! Sadece ona adayacağınız bölünmemiş kaliteli zamanı ona ayırın! Aynı konuyu tekrar tekrar konuşmak isteyebilir, sabır ve tutarlılık çok yararlı olur. Çocuğunuza değerlerinizi aktarın! Alışkanlıklar ve tutarlılıklar çok önemlidir, unutmayın! Gerekirse profesyonel yardım alın! En önemlisi gülümsemeyi ve kucaklamayı hiç unutmayın!

Barış, mutluluk ve güven dolu günler diliyorum.


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.