Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
NEFES
Prof. Dr.  FAZİLET KARAKOÇ
Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Yazı Boyutu:
Astım hastalığında alternatif tedavilerin yeri

Geçen hafta uzun yıllardır izlediğim ve çok sevdiğim bir aileyi ve çocuklarını gördüm. Hastam son bir yılı harika geçirmişti, annesi soğan ve bal ile hazırlanan bir karışımdan bahsetti ve “Geçen yıl hiç hastalanmadı bu tedavi çok işe yaradı” dedi…

Ben de; “Muhtemelen soğan kokusundan kimse çocuğun yanına yaklaşamadığı için virüsler ile daha az karşılaşmıştır” dedim. Bilim insanı olarak ister istemez neden sorusuna cevap arıyorum ve ilk aklıma gelen açıklama da bu oldu.

Evet, astım dünyada ve ülkemizde çocuklarda en sık rastlanılan kronik hastalıklardan biridir. Hem çocuğun hem de ailenin yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiler ve sıklıkla okul kaybına neden olur. Ama çocukların önemli bir kısmı özellikle risk grubunda olmayan çocuklar (anne ve babasında astım hikayesi olmayan, alerjisi olmayan çok sık ve şiddetli ataklar geçirmeyen ve enfeksiyonlar dışında günlük aktivite ile şikayetleri olmayan çocuklar) büyümekle iyileşirler. Bu neden ile aslında turp-bal karışımı ya da bıldırcın yumurtası ile iyileştiği düşünülen çocukların önemli bir kısmı muhtemelen zaten bu uygulamalar olmasa da iyileşecek hastalardır.

Biz çocukları ulusal ve uluslararası tedavi rehberlerinin önerilerine uygun olarak tedavi ediyoruz. Çocuklarda kullanılan astım ilaçları rahatlatıcı ilaçlar ve tedavi edici ilaçlar olmak üzere ikiye ayrılır. Rahatlatıcı ilaçlar çocukların öksürük, balgam hırıltı gibi şikayetleri olduğunda kullanılır. Tedavi edici olan ilaçlar ise ya ağız yolundan çiğneme tableti-granül ya da nefes yolundan verilen ilaçları içerir ve düzenli olarak kullanılmaları gereklidir. Bu ilaçların çocuklarda kullanımına ilişkin etkinliklerini ve güvenilirliğini araştıran çok sayıda çalışma yapılmıştır.

ASTIMLI ÇOCUKLARDA alterNATİF TEDAVİLERİN KULLANIMI NE KADAR YAYGIN?
Astımlı çocuklarda hem ülkemizde hem de dünyada başta bitkisel bazı ilaçlar olmak üzere çok sayıda alternatif tedavi yöntemi yaygın olarak kullanılmaktadır.

alternatif tedavilerin kullanılma oranları ülkeler arasında farklılık göstermektedir.

İngiltere’de yüzde 60, Amerika’da yüzde 40 Almanya’da yüzde 26 civarında hasta alternatif tedavi yöntemlerini kullanmaktadır.

Biz de kendi hastanemizde, hastalarımız arasında yeni bir çalışma yaptık. Astım nedeni ile tedavi gören hastalarımızın yüzde15’i sıklıkla, yüzde 50’si zaman zaman alternatif tedavi kullandıklarını belirtti. Hastalarımızın yüzde 35’i ise alternatif tedavi yöntemlerini hiç kullanmadıklarını ifade etti. Ülkemizde astım tedavisinde en sık kullanılan alternatif tedaviler keçi boynuzu pekmezi, bıldırcın yumurtası, turp ve bal, kestane balı, arı poleni, bazı bitkisel karışımlar ve bağışıklık sistemini desteklediği ileri sürülen bazı bitkisel ekstrelerdir.

Bu tedavileri kullanan hastaların yarısı çocuklarının bu tedaviden fayda gördüğünü düşünüyorlardı. Diğer yarısı ise bu tedaviler ile çocuklarının şikayetlerinde bir farklılık hissetmediklerini belirtti. Biz hastalarımızda alternatif tedavilerin astım hastalığının kontrolü ve hayat kalitesi üzerine etkisini araştırdık ve olumlu bir etkisi olmadığını gördük.

Hastalarımızın yüzde 90 kadarı alternatif tedavi yöntemlerini hekimlerin önerdikleri ilaçlara ek olarak kullanırken, yaklaşık yüzde 10 hasta bu tedaviler kullanırken hekimlerinin önerdiği astım tedavilerine ara vermişti. İlaçların gelişigüzel kesilmesi çocuklarda acil başvurusu hatta hastane yatışı gerektirebilecek astım ataklarının oluşmasına neden olabilir. Bu neden ile doktorunuza danışmadan çocuğunuzun ilaçlarını kesmeniz uygun değildir.

NEDEN BU TEDAVİLERE BU KADAR YOĞUN BİR TALEP VAR?
Astım ilaçlarının düzenli olarak kullanılması gerekiyor ama çoğu kez aileler bizim önerdiğimiz tedavileri sadece çocuklarının şikayetleri olduğunda kullanma eğiliminde oluyorlar. Ellerine yazılı tedavi planları veriyoruz ve “Bu ilacı sadece şikayeti olduğunda kullanacaksınız diğerini de hiç kesmeden kullanmalısınız” diye anlatıyoruz. Hasta 1 ay sonra öksürük ve hırıltı ile geldiğinde “İlaçları nasıl kullanıyordunuz?” diye sorduğumuzda genellikle cevap şöyle oluyor. “Biz çocuk iyileşince bütün ilaçları kestik.” Bu yaklaşımın en önemli sebeplerinden biri ailelerin astım tedavisinde kullanılan ilaçların olası yan etkilerinden dolayı duydukları endişe. “Hiçbir şey vermeden de olmaz! O zaman alternatif tedaviler verelim…” diye düşünüyorlar çoğu kez.

Hastalarım soruyorlar. “Turp ve bal veriyorum iyi gelir mi?” Ben de onlara şöyle cevap veriyorum. ”Bilmiyorum…” Benim bu cevabı verebilmem için bu tedavilerin etkinliğini ve güvenilirliğini araştıran kaliteli bilimsel çalışmalar ihtiyaç var. Ama ne yazık ki birçok alternatif tedavi yöntemi ile ilgili yeterli bilimsel yayın yok. Bu neden ile “Ne olacak canım bir şey olmaz!” demek de kolay değil. Örneğin, bıldırcın yumurtası, çok kullanılan ve masum olduğu düşünülen alternatif tedavi yöntemlerinden biri. Ama özellikle çocuk endokrinolojisi ile ilgilenen hekim arkadaşlarımızın bıldırcın yumurtasını yoğun olarak tüketen çocuklarda erken ergenlik geliştiğine ilişkin gözlemleri var.

Sık kullanılan ve elimizde bilimsel bilgilerin olduğu alternatif tedavi yöntemlerine göz atalım birlikte…

BİTKİSEL TEDAVİLER
Bitkisel tedaviler özellikle uzak doğuda yüzlerce yıldır kullanılan yaygın bir tedavi yöntemidir. Tipik bir bitkisel ilaç 10-16  bitkinin karıstırılması ile elde edilir. Bir çoğunun icinde Ephedra mevcuttur. Ma Huang-Ephedra (Deniz üzümü ) farmakolojik olarak etkinliği gösterilmiş bir bitki olmakla birlikte bu tedavilerin etkinliğini ve güvenilirliğini gösteren yeterli bilimsel kanıt yoktur. Bitkisel tedavilerin etkinliğini araştıran çalışmalar bilimsel olarak yeterince güvenilir değildir ve genellikle az sayıda hastayı içerir. Bu neden ile de bitkisel ilaçların astım tedavisinde tek seçenek olarak ya da diğer ilaçlara ek olarak kullanılmasını destekleyecek yeterli veri yoktur

BİTKİSEL TEDAVİLER GÜVENİLİR Mİ?
En önemli olan noktalardan biri de güvenilirlik. Bu ilaçlar yaygın bir şekilde kullanılıyor ve reklamı yapılıyor olmasına rağmen güvenilirliklerine ilişkin yeterince bilgi yoktur.

Doğadan gelen her şey zararsız demek değildir. alternatif tedavi olarak kullanılan  bitkisel karışımlar özellikle içinde ne olduğu bilinmeden aktarlardan alınan gelişigüzel karışımlar ise  aslında hastaların ne  tükettiğini bilmek de  mümkün değil…

Bir çok bitkisel ilaçta bulunan Gingko biloba (Bu bitki ülkemizde gümüş kaysı, fil kulağı, kız saçı, Çin yelpaze çamı gibi isimler ile anılmaktadır) özellikle kan sulandırıcı başka tedaviler alan insanlarda kanamalara yol açabilir. Meyan kökü kan basıncını arttırabilir, yine  bir çok bitkisel ilaçta yer alan ve nefes borularını genişleten efedra (deniz üzümü) kullanımının bazı beklenmedik ölümler ile birlikte olduğunu ileri süren yayınlar mevcuttur. Sonuç olarak bitkisel tedaviler bazen hafif bazen şiddetli hatta hayatı tehdit edici yan etkilere yol açabilirler.

Eğer bitkisel ilaçları kullanırken bulantı, kusma, kalp atımında hızlanma, ishal, döküntü, ukusuzluk gibi yan etkiler ortaya çıkar ise ilacın alınmasının durdurulması ve hemen hekim ile bağlantıya geçilmesinde fayda var. Ayrıca unutulmaması gereken noktalardan biri de şudur ki bazı bitkisel ilaçlar hastaların kullanmakta olduğu diğer ilaçlar ile etkileşime geçebilir. Bu neden ile çocuğunuz ya da sizi izleyen hekimi kullanmakta olduğunuz tüm bitkisel ilaçlardan haberdar etmeniz uygun olacaktır.

HOMEOPATİ NEDİR?
Klasik homeopatide tek ilaç kullanır ve ilaç defalarca sulandırılır sonuç olarak hastaya verilen solüsyonda orijinal ilacın fiziksel artıklarının hiç olmadığı düşünülmektedir. Verilen solüsyonun vücudun kendi kendini iyi etme gücüne yardımcı olduğu ileri sürülmektedir. Homeopatik ilaçların etkinlikleri ile ilgili yapılan çalışmaların çoğu yine bitkisel tedavilerde olduğu gibi çok az sayıda hasta içeren ve bilimsel açıdan çok da yeterli olmayan çalışmalardır. Homeopatik ilaçlar ile yapılan az sayıda bilimsel değeri yüksek çalısma vardır bunlarda  homeopatinin  hastaların şikayetleri, solunum fonksiyon testleri ve yaşam kalitesine üzerine bir etkisi olmadığını göstermiştir

YOGA VE NEFES TEKNİKLERİ
Astım tedavisinde sıklıkla kullanılan nefes teknikleri Pranayama (Yoga’dan alınan bir teknik ) Buteyko ve kas gevşetme teknikleridir. Bazı çalışmalar astımlı hastalarda bu teknikleri kullanmanın solunum fonksiyon tekniklerinde iyileşmeye , rahatlatıcı ilaç kullanımında azalmaya yardımcı olduğunu   göstermişlerdir. Fakat bu calışmaların bir çoğunda ,metodoloji ve hasta sayıları ile ilgili sorun vardır ve bu tekniklerin yaygın olarak kullanımına ilişkin yeterli kanıt yoktur.

AKUPUNKTUR
Akupunktur çok ince iğnelerin vücutta belli noktalara sokulması ile uygulanır. Binlerce yıl önce ilk kez Çin’de kullanılmıştır ve dünyanın diğer bölgelerinde de popüler hale gelmiştir. Akupunkturun astım tedavisinde etkinliğini araştıran çalışmaların sonuçları tedavide bir fayda sağlamadığını düşündürmektedir. Ayrıca  akupunkturun özellikle yeterince deneyimi olmayan kişiler tarafından doğru bir şekilde uygulanmadığında bir çok ciddi hatta nadiren de olsa hayatı tehdit edebilecek yan etkiler bildirilmiştir. Egzersiz ile ortaya çıkan astımı olan çocuk ve adolesan  hastalarda  ağrısız bir akupunktur tekniği olan lazer  akupunkturunda bir  faydası  gösterilememiştir

VİTAMİNLER VE DİĞER BESİN DESTEKLERİNİN KULLANIMI
Antioksidan C vitamini, A vitamini, ya da Omega 3 yağ asidi kullanımının astım tedavisinde faydalı olabileceği ileri sürülmekle birlikte bu konuda da yeterli bilimsel kanıt yoktur. Son yıllarda en çok tartışılan konulardan  biri de D vitamini verilmesidir. Bazı çalışmalar şiddetli astımlı çocuklarda D vitamini eksikliği olabileceği ve D vitamini verilmesinin astım semptomlarını azalttığını ileri sürmektedir. Ülkemizde süt ve süt ürünlerinin tüketimi çok fazla değildir. Yeni doğanlarda ve annelerde yapılan çalışmalar, annelerin ve bebeklerin önemli bir kısmında D vitaminin eksik olduğunu göstermektedir. Bu nedenle özellikle hayatın ilk bir yılında D vitamini mutlaka verilmektedir. Bunun dışında doktorunuzun uygun gördüğü durumlarda vücuttaki D vitamini düzeyi ölçülerek gerekli öneriler verilebilir.

Ama unutmayalım, fakat yeterli besin desteği ve vitamini almanın en iyi yolu taze gıdaların yeterli miktarda tüketilmesidir. Çocuklarımız bol bol taze meyve sebze yesinler, süt yumurta yoğurt gibi kalsiyum ve D vitamininden zengin gıdalar ile beslensinler, ailece balık yemeyi de ihmal etmeyelim.

“Soğan-bal, turp-bal karışımları işe yarıyor mu?” Bu sorunun cevabın halen bilmiyorum.

Çocuklarınız ile birlikte sağlıklı, mutlu, aydınlık yarınlar dileği ile… Hepinizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Barış ve sevgi dolu nice bayramlar…


Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.