Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
NEFES
Prof. Dr.  FAZİLET KARAKOÇ
Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Yazı Boyutu:
Çocuk ve astım deyince...

Bu yazımda astım ile ilgili olarak annelerin en çok sorduğu soruları ele alalım istedim.

Ülkemizde astımın sıklığı nedir?
“Neden benim çocuğumda” denecek bir hastalık değil astım, hem dünyada hem de ülkemizde çocuklarda en sık rastlanılan  hastalık. Okul çağında astım sıklığı ülkemizde  yüzde 6-10 civarında. Okul öncesi dönemde  ise öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi astım benzeri şikayetler çocukların yüzde 50-60’ında rmevcut. İyi haber bu çocukların önemli bir kısmında büyümekle bu şikayetler kayboluyor.  Özellikle anne babasında astım olmayan , alerjisi olmayan, hasta olmadığı zamanlarda şikayetleri olmayan (örneğin egzersiz ile öksürük vb.)  çocukların önemli bir kısmı büyüdüğünde astım olmaz.

Tanıda gecikme ve yanlış tanı…
Önce tanıda gecikme, çok sık karşılaştığımız sorunlardan biri budur. Bazı hastalar  her üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben öksürük, balgam, hırıltı nefes darlığı gibi tipik bulgular olmasına rağmen astım tanısı almaz. Bütün kışı öksürerek geçiren, ya da ayda 1-2 kez antibiyotik kullanan, defalarca bronşit hatta zatürre gibi tanılar ile gece yarıları acillere giden ve hastanede yatmak zorunda kalan hastalar var. Çocukluk çağı astımının erken ve doğru tanısı, uluslararası ve  ulusal tedavi rehberlerinin önerilerine uygun olarak kullanılan ilaçlar sayesinde hem çocuğun hem de ailenin yaşam kalitesi iyileştirilebilir. Ve tüm bu şikayetler ortadan kalkabilir.

Bir diğer önemli konuda yanlış tanıdır...
Bazı çok önemli hastalıklar astım benzeri bulgular ile karşımıza çıkabilirler. Kapıdan içeri giren her hastaya onlarca test yapılmasına gerek yoktur Ama, kullanılan tedavilere rağmen şikayetlerinde belirgin düzelme olmayan, büyümesi gelişmesinde sorun olan, bol balgam çıkaran çocuklarda mutlaka altta yatabilecek  diğer hastalıkların araştırılması gerekebilir.

Parasetamol astıma yol açar mı?
Son 10 yıldır çok tartışılan bir konu bu... Arada sırada da sanki çok yeni bir tartışma imiş gibi sosyal medyada endişeli mesajlar yer alıyor. Evet bazı çalışmalar annenin hamilelik sırasında  parasetamol kullanmasının ya da  erken çocukluk çağında  parasetamol içeren ilaçların yaygın kullanımının çocuklarda astım gelişimi ile ilişkili olabileceğini ileri sürmüştür. Ama parasetamol kullanımı ile astım arasındaki ilişki sadece basit bir birliktelik  mi?  Yoksa parasetamol gerçekten astıma yol açıyor mu bunu kesin olarak söylemek zor ne yazık ki…
Bu neden ile biz ailelere şunu öneriyoruz:  “Ateş ya da  ağrı çocuğun genel durumunu belirgin olarak etkiliyor ve gerçek bir ihtiyaç var ise kullanalım…”

Eğer çocuğumuzun ilaca ihtiyacı yok ise en basit, en zararsız olduğunu düşündüğümüz ilaçları bile gereksiz yere vermeyelim.

Çocuğumun astımı var yüzmesinde bir sakınca var mı?
Astım ilaçlarını kullanan ve düzenli yüzme derslerine devam eden astımlı çocuklarda astım semptomlarında, hastaneye yatış ihtiyaçlarında, acil servis ziyaretlerinde azalma olduğu gösterilmiştir. Hastalıkları nedeni ile okula gidemedikleri gün sayısı da düzenli olarak yüzen  astımlı çocuklarda daha az bulunmuştur. Yüzme ayrıca  astımlı hastalarda akciğer kapasitesini arttırır ve  nefes alma tekniklerini geliştirir.

Astım açısından riskli çocuklarda astım gelişimini engelleyebilir miyiz?
Çok sayıda genetik ve çevresel faktör astım gelişiminde rol oynar. Son 40-50 yaşam tarzımızdaki değişiklikler ile birlikte birçok çevresel faktörün genetik ile de etkileşerek astım başta olmak üzere alerjik hastalıkları arttırdığı düşünülmektedir. Ne yazık ki mucizevi bir reçete yok. Ama anne ya da babasında astım hikayesi olan ve tekrarlayan öksürük balgam, hırıltı ve veya nefes darlığı olan çocuklarda bazı önerilerimiz olabilir... Hem dünyada hem de ülkemizde en sık rastlanılan iç ortam alerjeni ev tozudur. “Bizim evde olmaz!” demeyin.  Bu küçük  böcekler gözle görülmez, ne kadar temiz olursa olsun bütün evlerde vardır. Nemli ve ılık ortamları severler, insan ve evde hayvan var ise onların derisinden dökülen artıklar ile beslenirler. Aslında ev tozu böceklerinin artıklarının alerjik olmayan çocuklara bir zararı yoktur ama astımlı çocuklar için, özellikle de ev tozu alerjisi olan çocuklar için sorun olabilir.  Evin iyi temizlenmesi, sık aralıklar ile  süpürülmesi, sonrasında ise iyi havalandırılması önemli. Anti- alerjik yatak, yastık kılıflarının kullanılması kolay uygulanabilir  olan ve önerilen yöntemler arasında. Ev tozu düzeyini sıfıra indirmek mümkün değil ama şunu söyleyebiliriz; basitçe en etkin yöntem sıcak su ile yıkama. Yıkayabileceğiniz her türlü yatak materyalini  (>55 C) su ile yıkayın. Evi temizleyelim derken abartmayalım; bazı temizlik malzemeleri, hava temizleyici spreyler, parfümler  gibi kimyasal bazı irritanların da çocuklarda astım semptomlarını arttırabileceğini unutmamak gerekir

Beslenme ve astım arasındaki ilişki…
Çocuğunuzun beslenmesinde dikkat etmeniz gerekenler noktaları da şöyle sıralayabiliriz. İlk 6 ay anne sadece anne sütü verilmesi, katı gıdalara 6 aydan sonra başlanması  önemli. Ailede alerjik hastalık hikayesi olan çocuklarda  inek sütü - yumurta beyazı ve soya  gibi gıdaların 1 yaşından önce başlanmaması  öneriliyor. Ayrıca deniz ürünleri (balık) ve fıstık gibi  gıdalardan da 1 yaşından önce kaçınmak yerinde olur. Bebeğin sigara dumanına maruz kalmaması çok önemli. Çok sayıda çalışma var sigaraya maruz kalma tek başına astım gelişimi için önemli bir risk faktörü. Hem hastalığın ortaya çıkmasına neden oluyor hem ed zaten astımı olan çocuklarda hastalığın şiddetini arttırıyor.

Astım tedavisinde  kullanılan Bitkisel tedaviler güvenilir mi?
Doğadan gelen her şey zararsız demek değildir. Astım tedavisinde kullanılan  bitkisel karışımlar özellikle içinde ne olduğu bilinmeden aktarlardan alınan gelişigüzel karışımlar ise çok  dikkatli olmak gerekir...

Bir çok bitkisel ilaçta bulunan Gingko biloba (Bu bitki ülkemizde gümüş kaysı, fil kulağı, kız saçı, Çin yelpaze çamı gibi isimler ile anılmaktadır) özellikle kan sulandırıcı başka tedaviler alan insanlarda kanamalara yol açabilir. Meyan kökü kan basıncını arttırabilir, yine  birçok bitkisel ilaçta yer alan ve nefes borularını genişleten efedra  (deniz üzümü) kullanımının bazı beklenmedik ölümler ile birlikte olduğunu ileri süren yayınlar mevcuttur. Sonuç olarak bitkisel tedaviler bazen hafif bazen şiddetli hatta hayatı tehdit edici yan etkilere yol açabilirler.

Eğer bitkisel ilaçları kullanırken bulantı, kusma, kalp atımında hızlanma, ishal, döküntü, uykusuzluk gibi yan etkiler ortaya çıkar ise ilacın alınmasının durdurulması ve hemen hekim ile bağlantıya geçilmesinde fayda var. Ayrıca unutulmaması gereken noktalardan biri de şudur ki bazı bitkisel ilaçlar hastaların kullanmakta olduğu diğer ilaçlar ile etkileşime geçebilir. Bu neden ile çocuğunuz ya da sizi izleyen hekimi kullanmakta olduğunuz tüm bitkisel ilaçlardan haberdar etmeniz uygun olacaktır.

Çocuklarınız ile birlikte sağlık, mutluluk ve huzur dolu günler dileği ile,

Sevgi ve selamlarımla…


Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.