Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
ÇOCUĞUN DÜNYASI
DUYGU ÇALIŞIR
Pedagog/Psikolojik Danışman
Yazı Boyutu:
1-2 yaşında konuşma ve dil gelişimi

Konuşma ve dil gelişimi bebek henüz anne karnındayken iç kulağın gelişimi ile başlar. Bebekler altıncı aydan itibaren çevresel sesleri duyabilir ve annelerinin seslerine tepki verebilirler. Doğumdan kısa bir süre sonra da anne babalarının ya da bakım veren kişilerin seslerini tanıyıp diğer kişilerin seslerinden ayırt edebilirler.

Dil gelişimi sadece konuşma davranışını değil dinleme, anlama, söyleneni uygulama ve taklit etme gibi sözel olmayan becerileri de ifade eder. Bu becerilerin gelişimi nörolojik ve fizyolojik bir sorun olmadığı takdirde konuşma gelişimini de olumlu yönde etkilemektedir.

KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİ BASAMAKLARI
* Yeni Doğan Dönemi (0-3 ay ): Çocuğun ilk çıkardığı sesler onun istek ve ihtiyaçlarının göstergesidir. Bütün yeni doğan bebekler ağlar. İkinci haftanın sonunda ağlama miktarında bireysel farklılıklar görülür. Üçüncü haftanın başlarında normal olarak daha az ağlama olur. İkinci aydan sonra bebeğin ağlamasının şiddeti, tonu, niteliği ve ritmi değişir. Sesin farklılığına göre ağlamanın nedeni belirlenebilir.

Ağlamayla birlikte bebekler birçok basit sesleri de çıkarırlar. Bu sesler evrenseldir. Bu seslerden bir kısmı rahatsızlık durumunu, bir kısmı da mutluluk ve memnuniyet durumunu ifade eder. Seslere başını çevirir, mırıldanma ve gülümsemeyle karşılık verir. İki aylık bebek ağız hareketlerini başlatıp durdurabilir. İkinci ve üçüncü ayları kapsayan bu dönem gülme ve gığıldama dönemidir. Bebekler bu dönemde s, k, g gibi yumuşak damak ve gırtlak sesleri çıkarırlar. Başkalarının konuşmalarını dinlemek için susabilirler. Bazı sesleri (u, o, a) uzatabilirler.

* Mırıldanma dönemi (3-6 ay): Bu dönemde dili yuvarlama ve ileri uzatma becerisi görülür. Başlangıçta refleks olarak çıkan sesler bu dönemde tamamen amaçlı hale gelir. Bebek b, m, p gibi dudak sesleri çıkarır. Uzun oyun sesleri, çığlıkları ve seslenmeler geliştirir. Çocuğun çıkardığı seslerin sayı ve türünde artmalar görülür. Kendi kendine konuşma başlar.

* Mırıldanmanın Tekrarı Dönemi (6-9 ay): Bebeğin ağız hareketlerinde çeşitlilik gözlenir. Bebeğin çıkardığı sesler hece tekrarına dönüşür ve daha çok çevredeki dilin niteliklerini kazanır. Başlangıçta p, b, d gibi dudaksı ve dişeti patlamalı sesler çoğunluktadır. Hece tekrarları "ba ba ba", "de de de" şeklinde görülür. Mırıldanmanın tekrarı döneminde çocuk değişik sesler çıkarır. Kelimeleri söylemeye başlayıncaya kadar bu hareketi teşvik edilmelidir. Annenin bu sesleri çocukla beraber tekrar etmesi teşvik edicidir.

* Ses Sözcük Dönemi (9-12 ay): Bebek artık yetişkinlerin konuşmalarındakilere benzer tonlamalar kullanır. Önce açık bir isteme biçimi ortaya çıkar. Bir şeye bakar ve sonra yetişkine bakar; işaret ile veya ses çıkararak ne gördüğü hakkında bilgi verir. Yetişkinle bir iletişime girmek için ses çıkarır, iletişimi başlatır. Öksürmek, göz kırpmak veya dil çıkarmak gibi yüz hareketlerini taklit edebilir; özellikle ses ile birleştirilen hareketleri taklit etmekten hoşlanır.

Çocuk sık sık mırıldanarak yetişkin konuşmasına benzeyen uzun diziler oluşturur. Bunlar anlaşılmayan düz cümle ya da soru cümlesine benzeyen mırıldanmalardır. Bu dönemdeki mırıldanmalar çocuk için sözcük yerini tutar.

* İlk Sözcük Evresi (12-18 Ay): Kelimeler genellikle bir yaş civarında oluşmaya başlar. Bu dönemde çocuk sanki karmaşık düşünceleri ifade eden cümleler gibi tek kelimeleri kullanır. Başlangıçta bu kelimeler konuşma ve etkinliğin birleşmesini sağlar. Örneğin “atdaa” kelimesi sokağa gitmeyi ifade eder. Bu dönemin sonlarına doğru kelime haznesi hızla gelişir. Çocukların ilk kullandıkları sözcükler nesne isimleri ya da fonksiyonları ile ilgilidir. Bebeklerin ilk sözcüklerini geliştirmeleri uzun sürer. Ancak on ya da daha fazla sözcük kazandıktan sonra sözcük dağarcıkları hızla gelişir.

Bu evrede çocukların yaklaşık 50 kelimelik sözcük dağarcıkları vardır. Seslerin sayısında artış görülür. Hecelerin birleşimlerinden oluşan kelimeler çoğalır. Bu dönemin en önemli özelliği bazı çocukların belli bir nesne için belli bir kelimeyi kullanmaya başlamasıdır.

ARTIK SOHBETTEN ZEVK ALIYOR!
Bebek artık "sohbetten" zevk alıyordur. İnişli çıkışlı seslerle iletişim kurar ve konuşmayı devam ettirir. Diğer bir kişiye eşya veya oyuncak vermekten hoşlanır. Bunu yaparken sesler de çıkarabilir. Bu aşamadan itibaren selamlaşma ve vedalaşma için tutarlı sesler ve hareketler kullanır. Kelimeleri, onlara yakın seslerle taklit eder. Su için "u" gibi. Tam olmamakla birlikte, yakın olan iki kelimeyi kullanabilir. "Bu nedir?" sorusuna bir kelime veya kelimeye yakın bir sesle cevap verebilir. Ses vurguları gitgide daha olgunlaşır, gelişir. Bir şey isteme veya soru sorma ile ünlem vurguları ayırt edilebilir.

Çocuk artık 4 - 6 kelime söyleyebilir. Bunlar genellikle isimler karşı çıkma kelimeleri ve "merhaba","bay bay" gibi sözcüklerdir. Kelimeyi söyleyemediği zaman göstermek, vermek veya el sallamak gibi hareketlere ses ekler. Sık sık duyduğu şarkıları söylemeye çalışır. Artık başarılı bir taklitçidir. Yetişkinlerin sık sık kullandıkları veya konuşmalardaki sözcükleri "yankı" gibi tekrarlarlar.

* İki Sözcüklü İfadeler Dönemi (18-24 Ay): İkinci yılın sonuna doğru çocuklar sözcüklerin birbirleriyle olan ilişkilerini kavrar. Onları yan yana getirerek farklı anlamları ifade etmeye başlar. İlk cümleler çoğunlukla isim ve fiillerin birleşmesinden oluşur.

20 sözcük üretebildiğinde iki üç sözcüğü yan yana getirebilir. Hikaye dinlemekten hoşlanır, kendi adını söyler. Kullandığı sözcük sayısı 200’e ulaşabilir.

Çocuk artık 25 kelime söyleyebilir. Bunlar eşya ve insan isimleri, "selam","bay bay" sözcükleri, hareket belirten en az iki kelime, daha çok istemek ve reddetmek üzerine kelimeleri içerir. Kendisi kullanmasa da iki kelimeli cümleleri taklit eder. Kendisini iyi tanıyan yetişkinler için konuşması anlaşılır düzeydedir; en azından %70'i.

Sözcük dağarcığının gelişmesi çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için önemlidir. Kendini ifade etmekte zorlanan çocuk sosyal ilişkiler kurmakta, özellikle de yaşıtlarıyla ilişkilerde zorlanır, dışlanır.

DİL GELİŞİMİNDE ROL OYNAYAN ETKENLER
Tüm bebekler kullanılan dili öğrenmeye sesleri öğrenerek başlarlar. Seslerden hecelere, cümlelere ve dilin tam olarak anlaşılmasına kadar giden sürecin sıralamasında değişiklik olmazken dil gelişiminin hızı aşağıda belirtilen etkenlerden etkilenmektedir.

Genetik: Bütün sağlıklı çocuklar dili öğrenme yeteneği ile dünyaya gelirler. Ses farklılıklarına karşı duyarlıdırlar.

Fizyoloji: Konuşma ses organları aracılığıyla seslerin çıkarılıp oluşturulmasıdır. Konuşma organları olan larinks, ses telleri, dil, damak, dudak ve dişlerin sağlığı dil gelişimi açısından önemlidir.

Algısal, Bilişsel ve Nörolojik Gelişim: Görme ve işitme algılarının normal olması sağlıklı dil gelişimi açısından önemlidir. Dilin kazanılmasında çocuğun bilişsel gelişimi de ön planda rol oynamaktadır. Yapılan araştırmalarda iki yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle zekası arasında ilişki olmamasına rağmen, iki yaşından sonra dil gelişimi ile zeka arasında sıkı bir ilişki saptanmıştır.

Fiziksel ve Ruhsal Durum: Fiziksel ve/veya ruhsal bakımdan sağlıklı gelişen çocuklarda dil gelişimi de sağlıklı olmaktadır.

Anne-Bebek Etkileşimi ve Sosyal Çevre: Dil gelişimi sosyal çevreden etkilenmektedir. Bebekle erken dönemden itibaren kurulan sözel iletişim anadilin öğrenilmesi açısından önemlidir. Özellikle annenin bebeği ile kuracağı sözel iletişim hem dil gelişimi, hem de sosyal etkileşim becerilerinin öğrenilmesinde temel oluşturur. Çocukla konuşmak, ona kitap okumak, onunla oyun oynamak çocuğun dili düzgün ve etkin şekilde kullanmasını sağlar.

Cinsiyet: Toplumumuzda yaygın bir inanış olan erkek çocuğun geç konuşması durumu bilimsel açıdan doğru değildir. Ancak yapılan araştırmalar annelerin kız çocuklarıyla daha çok konuşarak, erkek çocuklarıyla da dokunarak iletişim kurduklarını göstermektedir. Bu nedenle kız çocuklarının sözel uyaranlara, erkek çocuklarının ise görsel uyaranlara daha fazla tepki verdikleri görülmüştür.

Aile Yapısı ve İki Dillilik: Kalabalık ailelerde yetişkinlerin bebekle konuşmaya daha az zaman ayırabilmeleri nedeniyle konuşma konusunda gecikmeler görülebileceği düşünülmektedir. İkiz kardeşler birbirleriyle iyi bir iletişim göstermeleri ve yetişkinle iletişim gereksinimlerinin daha az olması nedeniyle konuşmaya daha geç başlamaktadırlar. İki farklı dilin konuşulduğu ortamlarda yaşayan çocuklarda ise tek dili öğrenen çocuklara göre daha yavaş bir gelişim olmaktadır.

Sosyokültürel ve Sosyoekonomik Etkenler: Yapılan araştırmalarda eğitim düzeyi düştükçe fiziksel uyaran, eğitim düzeyi yükseldikçe sözel uyaranın arttığı görülmüştür.

DİL GELİŞİMİNİ DESTEKLEYİCİ TUTUMLAR
•    Giyinirken, yemek yerken, oyun oynarken yaptığınız işleri ona anlatın.
•    Yaşıtlarıyla bir arada olmasını sağlayın.
•    Konuşurken düzgün cümleler kurmaya özen gösterin. Bebeksi ifadeler kullanmayın.
•    İsteklerini sözel olarak ifade edebilmesi için fırsatlar yaratın.
•    Konuşması için zorlamayın, motive edin.
•    Resimli kitaplara bakıp gördüklerinizi anlatın.
•    Kısa şarkılar söyleyin. Jest ve mimiklerinizi taklit etmesini isteyin.
•    Fotoğraf albümünde gördüğünüz kişileri isimlendirin.
•    Basit ve kısa cümleler kullanın. Uzun açıklamalardan kaçının.
•    Resimli olay ya da nesne kartlarıyla grup oyunları oynayın, bulmacalar çözün.
•    Eğer çocuğunuzun çıkarabildiği bir ses varsa (örneğin; baa), bu sesle başlayan ve çevresinde bulunan nesneleri öncelikle sözcük dağarcığına kazandırmayı hedefleyin. Örneğin; bardak gibi. Bu sözcüğü basit cümlelerde ve duruma uygun ifadelerin içinde kullanın.

KONUŞMA GECİKMESİNDE ROL OYNAYAN ETKENLER
Sağlık: Şiddetli ve uzun süren hastalıklar dil gelişiminin gecikmesine neden olabilir. Hastalık nedeniyle çocuğun isteklerini dile getirmesine fırsat verilmeden her isteğinin yerine getirilmesi konuşma gelişimini geciktirir.

Zeka: 2 yaştan önce çocuğun çıkardığı seslerin zeka ile bağlantısı olmadığı, 2 yaşla birlikte dil gelişiminin zeka gelişimi ile doğru orantılı olduğu düşünülmektedir.

Cinsiyet:
Erkek çocukların dil gelişimi kızlara oranla daha geriden gelmektedir. Kızlara oranla daha kısa cümleler kurarlar. Sözcük dağarcıkları da kızlarınkine oranla daha kısıtlıdır.

Aile İlişkileri: Sağlıklı anne çocuk ilişkisi dil gelişimini olumlu yönde etkiler. Çocukla konuşmak, ona kitap okumak, onunla oyun oynamak çocuğun dili düzgün ve etkin şekilde kullanmasını sağlar.

Konuşmaya Teşvik: Dilin iletişim aracı olarak kullanılabilmesi için çocuğun bunu bir ihtiyaç olarak hissetmesi gerekir. İsteklerini ifade etme olanağı verilmeden her istediği anlaşılan ve yerine getirilen çocukların dil gelişimlerinin yaşıtlarına oranla geriden geldiği görülmektedir.

Genetik Faktörler: Baba, amca, dayı, birinci derece kuzen gibi aile bireylerinden bir ya da birkaçında geç konuşma sorununun olması durumunda çocukta görülen konuşma sorununun genetik bir yatkınlıktan kaynaklandığı düşünülebilir.

Gelişimsel Problemler: Yaygın gelişimsel bozukluk ya da otizm gibi dil gelişiminin etkilendiği durumlarda çocuk ya hiç konuşmaz ya da dili etkin şekilde kullanamaz.

Televizyon: Televizyon karşısında çok uzun süre geçirilmesi, özellikle reklam ve klip gibi hızlı geçişlerin olduğu görüntüler dil gelişiminin gecikmesine neden olmaktadır.

Nörolojik Problemler: Beyinde konuşma merkezinde var olan bazı sorunlar da konuşma, dili etkin şekilde kullanma sorunları yaratır.

KONUŞMA SORUNU OLDUĞUNDA NELER YAPILABİLİR?
Öncelikle konuşma sorununun kaynağını bulmak gerekir. Konuşma sorunu anne baba tutumlarından kaynaklanıyorsa yani çocuğa dili etkin şekilde kullanması için yeterli fırsat tanınmadıysa, anne baba çocukla çok fazla iletişim kurmuyor, konuşmuyor, kitap okumuyor, oyun oynamıyorsa, çocuk televizyon karşısında çok fazla zaman geçiriyorsa bu durumda
•    Anne baba çocuk ilişkisinin süre ve kalitesini arttırmak,
•    Çocuğun televizyonla ilişkisini sınırlandırmak,
•    Dil gelişimini destekleyici oyunlar oynamak,
•    Birlikte resimli kitaplara bakmak,
•    Konuşmanın bir ihtiyaç haline gelmesini sağlamak gerekir.

Dil gelişiminin yanı sıra zihinsel, motor ve psiko-sosyal gelişim alanlarında da gecikme yaşandığı, göz kontağı kurmama, adına tepki vermeme, kendi etrafında dönme, sallanma gibi davranışların sergilendiği durumlarda ise bir uzmandan yardım almak gerekir.


Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.