Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
GÜLE OYNAYA BÜYÜMEK
SEDEF TEZER
Fizyoterapist, Nörogelişimsel, Duyu Bütünlemesi DIR/Floortime
Yazı Boyutu:
Yeni bir okul dönemine başlamak!

Uzun bir tatilin ardından, hem anne-babalar hem de çocuklar için heyecanlı olduğu kadar kaygılarımızı da barındıran belirsizlikleri çok olan yeni okul dönemi başlıyor. İster çocuğunuz ilk kez okula başlıyor olsun ya da uzun yaz tatilinden sonra okula dönüyor olsun, bu yeniliklere hem kendimizin hem de çocuğumuzun nasıl uyum sağlayacağını düşündüğümüzde, bu süreç heyecanlı olduğu kadar bazen korkutucu da olabiliyor.

Yetişkinler olarak bizler yaşadığımız deneyimlerden, okuduklarımızdan ve çevremizden duyduklarımızdan gelecek günlerde neler olabileceğini öngörebiliyoruz. Bizi daha çok kaygılandıran çocuğumuz için uygun okulu bulabildik mi, eğitim sisteminden bizim çocuğumuz için planladığımız verimi alabilecek miyiz vb. geleceğe ilişkin sorgulamalarımıza aradığımız cevaplar olabilir. Küçük çocuklarımız için ise, yeni arkadaşlar, yeni sınıflar, yeni öğretmenler, yeni kitaplar, yeni kıyafetler… Belirsizliklerle dolu, öngöremedikleri, anlam kazandırabilmekte zorlandıkları bu okula başlama ve yaşamlarındaki  değişime ayak uydurabilmeleri  zorlayıcı olabiliyor.

Yaz tatilinin ardından okul döneminin başlamasıyla birlikte onlardan sakince oturmaları ve öğrenmeleri istenecek. Bugünkü yazımda çocuklarımızın penceresinden bakarak yeni okul dönemine keyifle girebilmelerine yardımcı olabilecek, yeni hayatlarına daha kolay uyumu sağlayabilecek ve kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olabilecek bilgilerimi paylaşmak istiyorum. Çocuklarımızın hayatlarındaki her türlü yenikliklere onları hazırlamak ve uyumlarını sağlayabilecek desteği verebilmek anne-babaların ve yetişkinlerin en önemli görevi olduğunu düşünüyorum.

GÜNLÜK YAŞANTININ DÜZENLENMESİ
Çocuklarımız günlük yaşantılarında, okul tatillerinde de, aynı saatlerde yemek yemek, uyumak ve uyanmak gibi, alışık oldukları ve öngörebildikleri düzenli rutinleri olmasını isterler. Tatillerde günlük rutin çabuk bozulur ve geç yatmalar ve tabii ki uyanışlar ilk başlarda keyifli gelebilir, ancak alışık oldukları düzeni sürdürebilmeleri ve bildikleri programa devam edebilmeleri sakinliklerini devam ettirerek odaklanabilmeleri açısından çok önmelidir. Eğer çocuğumuz bu tatil sürecinde geç uyuyor ve uyanıyorsa, yavaş yavaş uyku-uyanma düzenini yeniden ayarlamak için 10-15 dakika önce yatma ve uyanmasıyla normalde okul zamanı düzeni kazanıncaya kadar devam etmekle işe başlayabiliriz.

Okulun açılışına kadar olan süreçte, çocuğumuzun yaşantısının planlanlanması, yemek zamanı, onların istediği oyunları oynadıkları zaman, bizim istediğimiz okula hazırlık olarak düşündüğümüz, boyama, verilen okul ödevleri, okuma vb. aktivitelerin çocuğumuzla birlikte planlanması hem çocuğumuzun kendi hayatının planlanmasına katkısıyla özgüvenini geliştirebilmesi, hem de okul saatlerine uyum sağlamasına yardımcı olabilmesi açısından çok önemli. Birlikte yaptığınız bu programın azıcık esnemelerle uygulanabilmesi okul döneminde, odaklanabilmeleri ve öğrenmeye hazır olabilmeleri açısından, zamanlama, sıralama ve bir aktiviteden diğerini geçişlerdeki uyum deneyimleriyle biyolojik sistemlerini hazırlamalarına yardımcı olur.

OKUL ALIŞVERİŞİ
Okula başlarken kuşkusuz en heyecanlı dönem okul malzemelerinin seçimi ve okul alışverişi yaptığımız zamandır. Bu heyecanımıza çocuklarımızı katmak, imkanlarımızın elverdiği kadar birlikte onların istediklerini seçmelerine yardımcı olmak, hem sorumluluk almalarına hem de özgüvenlerini arttırmada yardımcı olur. Eğer vaktimiz varsa, bu alışverişimizi dükkanların en tenha olduğu zamana planlayabiliriz ve çocuğumuzun rahatlıkla seçim yapabilmesi için sabırla ona zaman tanırken, almak istedikleri üzerinde düşünebilmesi için uygun sorular sorarak en doğru seçimi yapmasına yardımcı olabiliriz. Kendi seçtikleri ve onlar için gerçekten heyecan verici bu yeni malzemeleri okullar başlamadan önce kullanmalarına izin vererek, yerlerinin belirlenmesinden ve bunlara alışabildiklerinden ve kolaylıkla kullanabildiklerinden emin olabiliriz.

Çocuğunuzun yeni öğretmenleri ve yeni arkadaşlarına uyumunu istediğiniz bu dönemde, açamadığı çok güzel bir kalem kutusundan huzursuzluk duymasını ve dikkatinin dağılmasını hiçbirimiz  istemeyiz. Aynı kurallar kıyafet alışverişi için de geçerlir. Özellikle, okulun ilk günlerinde, serbest ve yıkanmaktan yumuşamış, alışık oldukları rahat tatil kıyafetlerinin yerine, yeni iç çamaşırları ve okul formaları, onları çok sevseler ve sevinseler bile, sistemlerini huzursuz edebilir ve strese girebilirler. Yeni alınan kıyafetlerdeki  kumaşın kokusu ve sertliğini almak için, çocuğumuzun kokusuna ve dokunuşuna alıştığı evde kullanılan malzemelerle yıkanması, hem kumaşlarda kullanılan kimyasallardan ve kokularından arındırır, hem de çocuğumuz kıyafetlerini kullanırken kendisini daha iyi hisseder. Alınan bu yeni okul kıyafetlerini, okul başlamadan birkaç gün önce giydirmeye başlayabiliriz. Ayna karşısında, yeni görünümü, nasıl durduğu, kime benzediği, neler hissettiğiyle ilgili karşılıklı konuşabilir ve kendisini ifade edebilmesine yardımcı olabiliriz.

ÇOCUĞUN GÖRSEL GELİŞİMİ NE DURUMDA?
Akademik becerilerin kazanılmasında, çocuğunuzun sinir istemindeki bağlantıların neredeyse yüzde 65’ini kullanan görsel sistemin etkin kullanabilecek gelişimi yapılandırabilmiş olmasının önemi büyüktür. Çocuğunuz, özellikle görselliği temel alan gördüklerini sabitleyebilme, kötü harf formasyonu okurken görsel takip edebilmede zorluklar yaşıyorsa; okullar başlamadan önce ya da mümkün olan en kısa zamanda bir göz muayenesi yaptırmanız ona nasıl yardımcı olacağınız hakkında bilgi verir. 

Hatta, ince motor aktiviteler olarak düşündüğümüz, yazı yazma, boncuk dizme, makas kullanma gibi aktiviteler de görsel sistemlerin güçlü etkisi vardır. Görsel sistemlerde yaşanan tanımlanmamış yetersizlikler, top yakalama, merdiven inme gibi kaba-motor hareketlerin de kalitesini düşürür. Ben, çocuklarımız için genellikle görsel sistemin fonksiyonel becerilerini değerlendiren çocuk göz doktorlarını tavsiye ediyorum.

OKULA İLK DEFA BAŞLIYORSA…
Çocuğumuz ilk defa okula başlıyorsa ya da bu yeni bir okul ve yeni bir sınıfsa, okullar açılmadan önce okula çocuğumuzla birlikte giderek onun bu yeni okuluna kazandırdığı anlamı karşılıklı paylaşmak ileride çıkabilecek problemleri çözebilmemizde bize ipuçları kazandırır. Böylelikle çocuğunuz, okula gidiş yolunu,ne kadar zaman aldığını, binanın nasıl olduğunu, olası sınıfların yerini, koridorları, bahçesini ve spor salonunu, öğretmenini öğrenir ve kendisini bekleyen ortama sistemini hazırlar. Uyum problemlerini en aza indirebilmek için fotoğraf ya da video çekebiliriz ve okul açılana kadar bu görüntülerle okul hakkında konuşabilirsiniz. Ayarlayabiliyorsanız yeni sınıf arkadaşlarından biri ya da birkaçıyla birlikte oyun ve gezme programı yapabilmek büyük şehir yaşantısında hayalmiş gibi görünse de, böyle bir olanağın çocuklarımıza kazandırabileceklerini hayal etmeliyiz.

Günümüzde sayıları çok az da olsa bazı okullar, öğrencileriyle öğretmenleri tanıştıran programlarıyla çocukların olası uyum problemlerini azaltmak ve öğretmenin de çocukların bireysel farklılıklarıyla ilgili daha fazla bilgilenmesi ve çocukları yakından tanımasını sağlıyor. Çocuk-aile-öğretmen buluşmaları, öğretmenleriyle çocuğunuzun ilgi alanlarını, kuvettli olduğu ya da zorlandığı alanlarını paylaşabilmek için size fırsat veriyor. Böyle bir imkan yoksa bile, bilgi paylaşımı yapabilmek için, okullar başlamadan önce ya da dönemin başlarında, öğretmenle bire bir konuşabilme fırsatı yaratabilmek önemli.

FARKLI GELİŞEN ÇOCUKLAR
Farklı gelişen çocukların sayısında son yıllarda izlenen artış ile ilgili olarak dikkatinizi biraz da bu gruba çekmek istiyorum. Gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalar, duyusal işlemleme düzensizliğinin genel çocuk nüfusunda yüzde 5-16, otizm spekturumundaki çocukların yüzde 75-80’lere kadar çıkan oranda yaygınlığını gösteriyor. Duyusal ayarlama ve işlemlemede düzensizlikler yaşayan çocuklar, algısal yetersizliğe bağlı olarak hem kendisini sakinleştirebilmede hem de davranışlarını kontrol edebilmede zorlanıyor ve belirgin bir öğrenme güçlüğü yaşıyor.

Bu kadar çok sayıda öğrencinin etkilenmiş olması artık öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin de dikkatini çekiyor ve ülkemizde de gelişimin duyusal parçasıylada ilgilenen öğretmenlerin sayısı hızla artıyor. Eğitim sistemimizde, öğrencinin uyumunu sağlayabilmek için ellere hareketler, ortak dikkatin devamlılığı için, önceden zıplama, masa aktivitelerinde sakin oturabilmesi için hızla çıkılan birkaç basamak merdiven ya da tenefüslerde dayanılmaz seslerden koruyabilmek için kulak pamukları takmak gibi çözümlerin çocukların ihtiyacı olabileceğini öğretmenlerine anlatabilmemiz gerekiyor.

ÇOCUĞUN UYUM PROBLEMLERİ VARSA…
Duyusal işlemleme düzensizlikleri ve uyum problemleri, çocuklarımızın odaklanabilme ve öğrenebilme becerilerini etkilediğinden öğretmenlerimizin  bu konuda aydınlanması ve eğitim politikalarında uygun stratejiler geliştirebilmesi çok önemlidir.

Ne olursa olsun, çocuğumuz yaygın eğitim kurumunda eğitim alıyor ya da özel eğitim programında olsun, okulların çoğu ve eğitimcileri duyusal işlemleme düzensizlikleriyle ilgili belki çok az bilgileri olabilir. Çocuğumuzun duyusal işlemlemesi alanındaki farklılıkları ile ilgili bilgilerin paylaşılması onun eğitimine ve günlük işlevselliğine katkısı büyük olur. Mesela, eğer çocuğunuz, görsel uyaranlar onun kaldıramayacağı kadar çoğaldığında, ellerini yüzü hizasında çırpmaya başlıyorsa ve siz de eğitim ortamında floresan ışığı, duvarlarda baştan sona doldurulmuş renkli şemalar ve resimler varsa, çocuğunuzun bu hareketliliğine anlam kazandırabilir ve bu bilgiyi öğretmeni ya da terapistiyle paylaşabilirsiniz. Çünkü, çocuğunuzun, normal masa lambası, görsel uyaranları azaltılmış sade, düzenli bir çalışma alanında daha kolay öğrenebileceğini ve ellerini çırpmayacağını bilirsiniz.

Eğer çocuğumuz birden fazla duyusal sistemlerden eşzamanlı aldığı bilgilere anlam kazandırabilmede zorlanıyorsa, öğretmeniyle konuşurken göz temasını devam ettirmesi gibi, eşzamanlı duyusal işlemleme gerektiren davranışlar  istendiğinde şaşırır ve  bunalır. Çünkü, söyleneni anlamak yerine görsel dikkatini yönlendirebilmede yaşadığı zorluklar ya da karşısındaki kişinin yüzündeki mimiklerin hareketliliğine dikkatini odakladığı için konuşmanın içeriğine anlam kazandırabilmede zorlanır. Bu çocuğumuza da öğrenebilmesini kolaylaştırabilmek için konuşurken ya da dinlerken göz temasını kesmesine izin vermemiz gerekir.

Bazı çocuklarımız, birebir çalışmalarda öğretmenleri ya da terapistleriyle uyumlu çalışabilir ama, kalabalık ortamlarda ya da tenefüslerde bedenlerini ve beyinlerini saldırı altındaymış gibi hissedebilir. Bu çocuklarımız kendisini huzursuz hissettiği ya da acı duyduğu her anda yeterli duyusal girdiyi alamıyor ya da gereğinden çok fazlasına maruz kalıyor demektir. Ve ne kadar iyi ve çocuğunuza uygun düzenlenmiş bir eğitim programı olursa olsun bu programdan beklenen verimi sağlayamaz.

Duyusal uyaranlara aşırı duyarlılığı olan öğrenciler, kulaklarını rahatsız eden sesinin izlenimi nedeniyle yangın alarmı ya da gözlerini rahatsız eden ışıkların kaygısıyla kolaylıkla dikkatleri dağılır. Gereksinimi olan ona yeterli duyusal uyaranları alamayan bir öğrenci, derslere odaklanmak yerine, onun için temel gereksinimlerine, yani kendisine yönelir. Bu durum çocuğumuz için öğrenme güçlüğü yarattığı gibi sınıf düzenini de bozarak normal süren eğitimi de negatif etkileyebilir.

ÖĞRETMENİNİ BİLGİLENDİRİN!
Çocuğunuzun duyusal durumuyla baş edebilmeyi öğrenmiş ve kolaylıkla  üstesinden gelebiliyor olsanız da çocuğunuzun öğretmeninin sizin gibi bu durumu bildiğini ve anladığını varsayamayız. Öğretmenler, çocuğunuzun duyusal durumu ve sınıftaki davranışları arasında bağlantıyı kurmaya başladığında, duyu-motor aktiviteleri ve duyusal diyet önerilerinize yönelik düzenlemeleri yaparak kullanmaya daha çok istekli olacaklardır.

Aileler, öğretmenler, terapistler ve çocuğumuza günlük bakımını verenlere, duyusal sorunların çocuğun okul işlevselliğine etkisinin farkındalığının arttırılması açısından hazırladığım öğrenci öndenetim listesini www.sedeftezer.com sitesinde bulabilirsiniz. Bu öndenetim listesini, sınıf öğretmenine, okul müdürüne, terapistine, okulda çocuğunuzla düzenli olarak etkileşime girenlere verebilirsiniz. Bu dağıtıma, korna çalma, ya da sessiz olmaları için uyarma amaçlı ıslık çalma vb. istenmeyen duyusal uyaranlar yapabilen servis şoförleri de dahildir. Bu maksatlı olmayan duyusal uyaranlar, gün içinde birikir ve tüm günün öğrenme kapasitesini ve hayat kalitesini negatif etkiler.

Hareketlilik fırsatları sadece duyusal ayarlama zorlukları yaşayan çocuklarımız için değil, bütün çocuklarımız için gereklidir. Bedenlerimiz ve sistemlerimiz hareketliliğe göre programlanmıştır ve sistemlerini geliştirmeye devam eden çocukluk döneminde vazgeçilmezdir. Okuldan önce, okulda ve sonrasında barlardan asılmak, birşeyleri itmek-çekmek, koşmak, zıplamak, fırlatmak vb. doğru yönlendirilmiş hareketliliğe gereksinim duyarlar. Belirli aralıklarla kısa yürüyüş, elleri çırparak zıplama ya da duvarları itme gibi çok basit hareketlilik planları yapılabilir. Başka türlü tüm öğrencilerin sınıflarda sakinleşerek odaklanabilmesi, sınıf aktiviteleriyle ve davranışsal beklentilerinin eşleşmesi çok zorlaşır.

Gelişmiş ülkelerde, daha da gelişmiş okulların programları, beyin jimnastiği, yoga ya da diğer eğlenceli sınıf içi aktiviteleri gibi hareket deneyimlerini de kapsayarak, tüm çocukları sınıfta öğrenmeye hazır tutar. En iyi öğretmenler, çocuklardan beklenen oturmaları ve o günkü dersin talimatlarını dinlemelerini istemeden önce, birkaç ritmik zıplamayla onların enerjilerini boşaltmalarına izin verenlerdir.

ÇOCUĞUN DERS DİNLEMESİNE KÜÇÜK YARDIMLAR
Sınıfta, en çok dikkati dağıtan çocuklarımızın hareketli elleri ve parmakları için, küçük sünger toplar, cep içine dikilmiş bir parça kumaş ya da başa takılan bir bant gibi bu hareketli ellere uğraşacak bir amaç vermek,  çocuğunuzun sakinleşebilmesine ve derslere daha iyi odaklanabilmesine yardımcı olur. Masada otururken, masanın ayaklarına gerilmiş elastik bir bantı, çocuğumuzun ayaklarıyla itip çekerek yaptığı hareketlerle, ayak hareketliliğini yönlendirir ve şişme bir mindere oturması uzun süreli dikkatini devam ettirebilmesini her çocukta kolaylaştırır.

Okullar açıldığında da çocuklarımızın oyun oynama zamanına ve özgürlüğüne ihtiyacı vardır.Oyun bir gösteriş değil, kendilerini geliştirebilmeleri için vazgeçilemez gerekliliktir.

Hepimize başarılı ve keyifli bir eğitim yılı diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla…


Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.