Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
BRADLEY MUTFAĞI
Dr.  YASEMİN BRADLEY
Beslenme Danışmanı
Yazı Boyutu:
Kadınlar bana bir şey olmaz diyor?!

Kadınlarda genç yaşta kalp-damar hastalığı erkekler kadar sık görülmediği için çoğu kadın menopoza kadar yan gelip yatıyor. “Bana bir şey olmaz” havası içindeler.

Yumurtalıklarımızdan salgılanan östrojen hormonunun kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi var . Ancak nasıl ki menopoza giriyoruz, östrojen salınımı da duruyor. İşte o zaman kadınlar aynı erkekler gibi kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon gibi sorunlarla uğraşmaya başlıyorlar. Kardiyoloji Profesörü Dr. Saide Aytekin hepimizi uyarıyor .

*Kadın kalp-damar hastalıkları açısından nelere dikkat etmeli ve ne zamandan itibaren başlamalı?
Kadınlarda kalp hastalıklarının menapoza kadar hiç olmadığı veya az olduğu algısı genel olarak tüm dünyada yerleşmiş bir düşünce. Oysa yapılan istatistikler, kadınların ölüm nedenleri arasında en sık nedenin kalp hastalıkları olduğunu gösteriyor.

Avrupa da yapılan analizler  kadınlarda kalp - damar hastalıklarından ölümlerin yüzde 55’ler civarında olduğu şeklinde...  Aynı analizde erkeklerin oranı yüzde 43 bulunmuş.

Ayrıca yaş ortalaması 35-65 yaş gurubu kadınlar arasında kalp damar hastalığı sıklığına bakıldığında tüm ülkelerde hiç de azımsanmayacak oranlar açığa çıkmaktadır.

Konuya böyle baktığımız zaman kadınlarda  menapoza kadar rahat olup, deyim yerinde ise yan gelip yatıp, menapoz kapıya gelince her şey başlıyor gibi bir algı, son derecede yanlıştır.

TÜRK KADINI ÖNDE!
*Peki ülkemizde durum nedir?
Ülkemizde de durum çok farklı değil. Her yaş grubunda  kardiyovasküler hastalıklarda kadın ve erkek oranları hemen hemen aynı gibi görünmektedir. Daha da enteresan olan, Avrupa da yapılan bir çalışmada; 45-75 yaş arası her 100 bin erkek ve kadın hastada, kalp damar hastalığından ölüm oranları Türk kadınlarında açık ara önde görülmektedir. Bu nedenle öncelikle menopoza kadar bize bir şey olmaz, ya da kadınlarda kalp damar hastalığı olmaz algısının kırılması gerekmektedir.

Tüm dünyada aynı algının kırılması amacı ile Amerika da başlatılan “go red for women” kampanyası tüm dünyada ilgi görmüş ve her yıl 6 şubat’ta  kadınların kırmızı giysiler giyerek, kadınlarda kalp damar  hastalığına dikkat çekilmesi amaçlanmıştır.

TANSİYONU YÜKSEK!
*Neden kadınlarda bu oran yüksek ve her geçen gün yükseliyor?
Kadınların  yüzde 80’ i geleneksel risk faktörlerine sahiplerdir. Özellikle kadınlarda obezite oranları 40 yaşından sonra yüzde 50 ‘leri bulmaktadır. Buna bağlı olarak insülin direnci erkeklere göre daha yüksek, şeker hastalığı oranları ciddi olarak erkeklerden daha önde ve şeker hastalığına bağlı gelişen kalp  damar hastalıklarında ölüm oranları erkeklerden çok daha yüksek görülmektedir.

Ayrıca yapılan çalışmalarda, her yaş gurubunda hipertansiyon oranları kadınlarda çok daha yüksek bulunmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda, tüm bölgelerimizde kadınlarda hipertansiyon oranları çok yüksektir. Bunlara tedavisiz kalma faktörü de eklendiğinde patlama kaçınılmaz olmaktadır.

TANSİYON İLACINI DÜZENSİZ KULLANIYORUZ!
*”Bugün kendimi iyi hissediyorum” diye tansiyon ilacını atlamaya çalışan çok kişi gözlemledim. Bu felç riskini artırıyor, değil mi?
Doğru. Çoğunlukla ilaçlar düzenli kullanılmamakta, komşu tavsiyesi , ya da TV programlarındaki tavsiyelerle ilaç alımları değişmekte ve ülkemizde kadınlar, her geçen gün tüm dünyada olduğu gibi daha fazla hasta olmaktadırlar.

SİGARA HER YIL 1,5 MİLYON KADINI ÖLDÜRÜYOR!
Gene kadınlarda ki düzenli egzersiz oranları da çok düşüktür. Menopoz sonrası kolesterol değerleri kadınlarda çok daha yüksek seyretmektedir. Erkeklerde birincil risk faktörü kabul edilmeyen trigliserid yüksekliği kadınlarda risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Kadınlarda HDL yani koruyucu kolesterol oranları da erkeklerden daha düşüktür.

İşte bütün bu faktörlere bir de tüm dünyada ve özellikle ülkemizde kadınlarda sigara içiminin artışı da eklenince pek de şaşırmamak gerektiğini anlıyoruz. Her yıl 1.5 milyon kadın sigara içimine bağlı hayatını kaybetmektedir. Bunun ileri ki yıllarda 8 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.

ÇOK TUZ TÜKETİYORUZ!
* Tansiyon denince aklımıza tuz geliyor. Katıldığım uluslararası bir  kongrede dünyada en fazla tuz tüketenlerin Hintliler ve Türkler olduğu açıklandı.
Evet, diğer bir faktör de tuz alımının çokluğu ve tüketiminin giderek artışı... Bu da bire bir hipertansiyon sıklığını ve regülasyonunu bozmaktadır. Gene karbonhidratlı yani unlu gıdalar, transyağlar, alkol tüketimi, şekerli gıdalar insülin direncini arttırarak hipertansiyona sebep olmakta ve vücutta su ve tuz tutulumunu artmaktadır. Bu tedavi düzenini de etkilemektedir.

*Menopoz sonrası daha sağlıklı olmak için beslenme şekli de çok önemli?..
Genç yaşlardan itibaren beslenmeye dikkat edilmesi, karbonhidratlı gıdaların daha az ve sağlıklı karbonhidratlar ile alınması, spor alışkanlığı, obeziteden şişmanlıktan kaçınılması, özellikle ailede hipertansiyon varlığında zaman zaman tansiyon kontrolleri, tuz tüketiminin azalması gibi önlemler menapoz sonrasında daha sağlıklı olmamızı sağlayacaktır. Menapoz dönemine girildikten sonra da aynı önlemlerin sürdürülmesi, düzenli sağlık ve tansiyon kontrolleri hiç şüphesiz ki kalp damar hastalıklarının azalmasında çok önem taşımaktadır.

*Kalp-damar hastalıklarından korunmak için öneriniz nedir?
•    Zeytinyağı
•    Yağlı balıklar
•    Ceviz
•    Semizotu
•    Tam tahıllar
•    Koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak,pazı,  dereotu, maydanoz gibi)
•    Glisemik indeksi düşük meyveler( elma, armut, portakal , greyfurt, kivi gibi)
•    Hareket


Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.