Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Özgürlük ve canlılık

06 Ağustos - 12 Ağustos 2018 haftası

7 Ağustos Salı Güneş- Jüpiter Karesi, Venüs Terazi Burcuna Geçiyor ve Uranüs Geri Hareketi "Kaynaklar, Hayatın Dansı ve İçsel Devrim"
İnsan birçok potansiyele sahiptir. Kimse neler yapabileceğinin ya da neleri yapamayacağının, nelerin onu aşacağının çok da farkında değildir. Öğrenme aşamaları şu şekildedir: bilinçsiz yetersizlik, bilinçli yetersizlik, bilinçli yeterlilik, bilinçsiz yeterlilik. Son aşama, ustalık aşamasıdır. İlk aşamaysa kişinin konfor alanıdır. "Bilgi suç, bilgi ceza!" sözü buradan geliyor olsa gerek. Bir kez bir konudaki yetersizliğinizin farkına vardığınızda artık bunun hiç farkında değilmişsiniz gibi yaşayamazsınız. Ya bu durumu böylece kabul ederek boşluğu dolduracak başka çözümler bulmanız ya da bu konuda gerekli yeterliliği sağlamanız gerekir. Bir gündem size bunu fark ettirir. Bu gündemler çok kez hayatın kriz diye isimlendirdiğimiz dönemeçleridir. Ya harekete geçemeyişinizle, ya kendinizi sağlama alamayışınızla, ya konu hakkında çok da bilgi sahibi olmayışınızla ya da iç dünyanızdaki çalkantılarla yüzleşirsiniz. Burası ya sizi tutsak eder ya da sizi burayı aşarken geliştirdiğiniz yeterlilikle parlamaya götürür. Bir hamle yapıp duruşunuzu bularak belli bir perspektif sağlarsınız. Daha farklı hissetmeye başlarsınız. Bu hisler yeni bir sürecin başlangıcıdır. Çamura yatmayı da seçebilirsiniz. O zaman benzer döngüler birbirini takip eder. Kaynaklarınızı kullanmak ya da varlığının farkında bile olmadan hatta bunu reddederek yaşamak… Hayatın dansı, hayatın içindeki herkes, her şeyledir. Birliktelikler bize kendi karanlığımıza, kendi bilinmeyenimize bakma şansı verir. Farklı düşünceler, bakış açıları ufkumuzu genişletir. Kendi merkezimizi koruyarak seçici geçirgen olduğumuz bu renklilik bizim paletimizi zenginleştirir. Bu daha canlı bir yaşam demektir. İçsel devrim, insanın kendi kalıplarının dışına çıkabilişidir. Bunu başarmadan hayatımızda bir şeylerin değişmesini beklemek çok da gerçekçi değildir.

8 Ağustos Çarşamba Venüs- Mars Üçgeni "özgürlüğün elli tonu"
Aşk neydi? Tutku neydi? İnsana ne kendini özgür hissettirirdi? Özgürlük neydi? Ne için bir araya gelirdi iki insan? Onları birbirine yakınlaştıran neydi? Birbirinden uzaklaştıran neydi? Nasıl severdik? Bu sevgide kanatlarını açabilmesi için ne kadar alana ihtiyacı olurdu bir insanın? Buna özel alan mı deniliyordu? Ne kadarında birlikte, ne kadarında herkes kendi halinde… "Özgürlüğün elli tonu" filmini hatırlıyor musunuz? "Grinin elli tonu" filmiyle başlıyordu seri, "karanlığın elli tonu" ile devam ediyordu. Kahramanımız ilk filmde tutsaktı. İkinci filmde bunun artık farkındaydı ve tutsaklığı devam ettiren kabukları kırıyordu. Bu karanlığı kabul ediyor, kalbini sevgiye açıyordu. Burada bir şeyler kötü, bir lanet olmaktan çıkıp bir hal oluyordu, bir fantezi, çocukça bir şey… Siz de seri katillerin içinde bile aslında sadece canı çok yanmış bir çocuk olduğunu düşünür müsünüz? Acımasızlığın yerini şimdi sevginin şefkatli suları alıyordu. Birine kendini olduğun halinle açmayı deneyimliyorlardı. Üçüncü filmdeyse artık her ikisi de kendi kararlarını alabilen, birlikteliği derinleştirmiş, burada yeni korkularla burun buruna iki yetişkin olarak kendilerine ve birbirlerine karşı kazandıkları güvenle yolculuklarını devam ettiriyorlardı. Korku, son değildir. Yükseldiği an, yeni bir döngünün başlangıcına çağrıdır. Korktuğunuz şeyden kaçmayın, sadece ona ilerleyin ve kalbinizin aslında ne için çarptığını, sizi hayatta tutanın ne olduğunu hatırlayın.

9 Ağustos Perşembe Güneş- Merkür Kavuşumu "kendini anlamak, hayatı anlamak"
Neyi kendim olarak tanımlarım? Kendimden bahsederken nelerle doldururum bunun içini? Neler beni gururlandırır? Neleri saklama ya da maskeleme ihtiyaç duyarım? Nerelerde sabırsızken nerelerde hep bir erteleme içindeyimdir? Kendime bakmak, hayata bakmak; hayata bakmak, kendime bakmak gibi midir? Ben de, hayat da mükemmel değiliz ve olma şansımız da yok mudur? Benim de, hayatın da varlığını devam ettirmesi mi gerekir? Bunun için ne yapılabilir? Hangi potansiyellere sahibiz? Görmezden geldiğimiz nedir? Nasıl bir üstünlük kurmak için neleri es geçeriz? Kaç defa pirince giderken eldeki bulgurdan oluruz? Hem de bulgur besin değerince daha zenginken… Nerede durduğumuzu, bunun ne anlama geldiğini, kim olduğumuzu, kim olarak, kim olmak için yaşadığımızı, bunun bize ne kadar mutluluk verip ne kadar mutluluğumuzdan çaldığını, tüm bunlara değip değmediğini sorguluyoruz.

10 Ağustos Cuma Venüs- Satürn Karesi "seçenekler ve gereklilikler"
Seçim yapmak ne zaman anlam taşır? Seçim şansı, seçeneklerin varlığıyla mümkün olur. Biz bu seçeneklerin ne kadar farkındayız? Ne bizim için değerli? Önceliklerimiz neler? Bir seçim yapmış olmanın beraberinde getirdiği sorumluluğun ne kadar farkındayız? Sadakat bizim için nedir? Nerede, kim ile nasıl bir mesafede durmak onunla kurduğumuz ilişkiyi daha akışkan bir boyuta taşır? Sevmek, her şeye evet demek midir yoksa nerede, neye hayır diyeceğini bilmek midir?


11 Ağustos Cumartesi Parçalı Güneş tutulması (12:57) (18⁰ Aslan 41’) "kaderin kapıları"
Kader, bir potansiyeldir. Soyut bir şeydir kader, onu somutlaştıracak olan çabadır. "Biz kaderlerini onların çabalarına bağlı kıldık." Toplum, insanı zincirler. Bu zincirler, doğrular ve yanlışlardır. Bunların bir kısmı hayatı kolaylaştırıyorsa da bir kısmı her şeyi zorlaştırıyordur. Nasıl ki insan değişime direnen bir parçaya sahiptir; çünkü bu konfor alanından çıkmak anlamına gelir, toplum da değişime direnen bir parçaya sahiptir. Var olanı korumak ister. Tıpkı bireyler gibi, toplumların da karmaları vardır. Onlar da bir çemberin dışına çıkma arzusundadır. Bu sayede fikri hür, vicdanı hür bir toplum oluşacaktır. Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak budur. Böylelikle "yurtta sulh" olur, karma kapanır ve o toplum tek bir beden olarak yarına uzanır. Bu da bizi "cihanda sulh"a taşır. Her birimiz küçük bir dünyayız. Ailemiz, daha geniş bir dünya, içinde yaşadığımız toplum daha da geniş ve bu toplumları bir araya getiren dünya... Daha kim bilir nice kapsayıcı boyutlar var, uzay boşluğunda… Biz bu boşlukta yol alıyoruz. Her neyse kendimize kattığımız, onu hayata katıyoruz. Benimle yaşıyor her şey, ben her şeyle yaşıyorum. Kader, bize sorulan soru ve bu sorunun, sorunun sorulduğu insan sayısı kadar cevabı olabilir. Benim çocukluğumda üzerinde "serüvenini kendin yarat" yazan kitaplar vardı, bilmem hatırlar mısınız? Hala var mı bilmiyorum. Kitaba başlıyordun ve bir yerde eğer böyle diyorsan bu sayfaya böyle diyorsan şu sayfaya geç diyordu. Aynı kitap içinde bir sürü başka hikaye okuyabiliyor, daha farklı ilerleyen bir sürecin kahramanı olabiliyordun. Bir seçim yapıyordun, bu seçimin seni nereye götürebileceğini çok da bilmeden… İçin durmuyordu, sonra bir daha başlıyordun kitaba, bu kez diğer seçenekten ilerliyordun, iki yeni seçenek çıkıyordu sonrasında önüne ve sonrasında, iki yeni seçenek daha… Bazen daha önce okuduğun bir sayfada buluyordun kendini, bu kez denemediğin bir seçenekten ilerlemek istiyordun. Derken bir bakıyordun son yazıyordu, farklı bir son; bununla birlikte yine bir son… Hayat da böyle bir şey olsa gerek… Herkes seçimler yapıyor, birbirimize dışarıdan bakıyoruz ve onun yerinde olup olmamız bazen birkaç saniyeye bağlı oluyor. İnsan sevmeyi ve kabul etmeyi tam da burada öğreniyor. Doğru ya da yanlış olmaktan öte, sadece bir şeysin ve bu seni tam da çizdiğin yolca bir yere taşıyor. Geri dönebilirsin, daha farklı bir yöne dümen kırabilir, her şeyi geride bırakabilirsin. İşin büyüsü, ne olduğumuz, ne olmadığımız olsa gerek. İşin gerçeğiyse, nasıl olduğumuz, nasıl olamadığımız… İşte bize anlatılmak istenen bu!

6 Ağustos Pazartesi (Ay günü)
Ay: İkizler (04:31 itibariyle) (02:45 boşlukta)
Güneş: Aslan

Hava enerjisi / Ay- Venüs üçgeni Ay- Mars üçgeni "aşkın matematiği"

İnsan bilmek, öğrenmek ister. Farklı olan onda merak uyandırır. Bu rutini kırmak demektir ki bir yanı hep buna özlem duyar. Rutin, insanın parmaklıklarıdır. Hem güvende hissettirir hem de insanı çürütür. İnsan yenilenmeye ihtiyaç duyar. Bu yenilenmenin temellerini atacak olan bilgidir. Bilgi bir kapı aralar. Bu bir çatlaktır ve buradan içeriye ışık sızar. Biz daha büyük bir dünyanın varlığını hatırlarız. Kanatlarımız burada belirir. Öyle bir yolculuğun içinde buluruz ki kendimizi, bu yolculuk kanat açmak içindir. Bunun ilk aşaması etrafımızda olanları görmeye başlamaktır. İkinci aşaması daha yakın bir ilişki kurmayı seçtiğimiz kişiyle kendimizi tanımaktır. Üçüncü aşama yaşamanın bizim için anlamını keşfederek bizi zamanın ötesine taşıyacak süreci başlatmaktır. "Hayatta en büyük devrim aşktır." Çünkü aşk sizde varlığının farkında olmadığınız bir gücü uyandırır, saklı benliğinizle buluşursunuz, bu sizin karanlığınız, bilinmeyeninizdir. Karanlığına ışık düştüğünde insanın, sevmeyi öğrenir; kendini, hayatı, insanı… Bir şeyleri yapma şekliniz değişir. İnsanlaşma süreci budur. Özgürlük, en iyiyle değil, süreçlerin içindeki iyileşmeyle olur ve bu iyileşme bizi büyük resmi hatırlamaya götürür. Bir kez bunu sağladığınızda, eskisi gibi küçücük bir yerden bakıp küçücük bir şeye takılmak mümkün olmayacaktır. Özgürlük, insan olmanın sorumluluğunu almaktır.

7 Ağustos Salı (Mars günü)
Ay: İkizler (10:53 boşlukta)
Güneş: Aslan

Hava Enerjisi / Ay- Güneş sekstili Ay- Neptün karesi Ay- Merkür sekstili "dev dalgalarda sörf"

Bir şey yapman gerekiyor. Bir sürü şey yapmak istiyorsun aslında da, nereden başlayacaksın? Altyapı oluşturmaktan, gerekli ile gereksizi birbirinden ayırmaktan, kendine bir liste yapmaktan, söz konusu projen ve bunun alt basamakları için gerekli bilgi birikimini sağlamaktan… Emeksiz yemek olmaz! Sahnede parlamak, öncesinde bir sürü hazırlık gerektirir. Bir anda şan, şöhret sahibi olanlar, kısa zaman sonra bir kenara itilmiş olurlar. Belli bir birikimi olmayan, kendini yenilemeyen, kendini geliştirmeyen, ufkunu genişletmeyen yok olmaya mahkum olur. Hayatın dev dalgaları, odak ve denge kabiliyetini artırman içindir. Bir sörf tahtan olduğunu hatırla, ya boğulmamak için çırpınacak, ölmemek için yaşayacaksın ya da oyunun tadını çıkaracak, işin püf noktasını öğrenecek, enerjini şikayet etmek yerine bunun için harcayacak ve eğlenmeye başlayacaksın. Eğlenen parlar, parlamayan gittikçe daha da sönükleşir ve sonunda gömülür. "Canlan biraz, canlan biraz, kıpırda, kıpırda!" Kabına sığmayanlara da "Hişt, pişt sakin ol, sinirlerine hakim ol!"

8 Ağustos Çarşamba (Merkür Günü)
Ay: Yengeç (07:00 itibariyle)
Güneş: Aslan

Hava enerjisinden Su enerjisine / Ay- Venüs karesi Ay- Uranüs sekstili Ay- Satürn karşıtlığı "hisler, düşünceler, zeka ve sorumluluk"

Bazen kendinizi öyle çok duygunun içinde bulursunuz ki… Bir savunmasız hissedersiniz kendinizi, dokunsalar incineceksiniz sanki... Buluttan nem kaparsınız. Bir içinize çekilirsiniz. Ne yapsanız olmuyor gibi gelir, bir türlü mutlu edemiyorsunuzdur ne kendinizi ne de kimseyi… Sevilmiyorsunuz gibi gelir, zaten siz de sevemiyorsunuzdur. Kabul edemiyorsunuzdur bazı şeyleri, düşündükçe bir sürü şey zihninize üşüşmeye başlıyordur. Böyle zamanlarda yapılabilecek en güzel şey derin derin nefesler alarak bunun bizimle ilgili ve geçici bir şey olduğunun farkına varmaktır. Bu halin de tadını çıkarabilir misiniz? Hüznün insana iyi gelen, insanı yıkayıp arındıran, gizli kalmış duygularını açığa çıkarıp onları iyileştiren bir yanı vardır. Hepimizin saklı yaraları var. Bu yaraları iyileştirmeye çalışırken, iyileştirecek olanı ararken bir hayat inşa ediyoruz. Biz bu hayatı, bu hayat da bizi yaratıyor. Kutsal metinler "Tanrı, yaratılanda yaratıldı." der. Ne yarattığınızın ne kadar farkındasınız? Beyninizde çakan şimşekler Tanrının ilhamı! Gerçekleştirememek mümkün değil, yeter ki insan aklını kullansın! Kur’an’da da "akıl sahipleri" diye geçer. İnanç, gücün ilk basamağı! İnanç, istikrar, bilgi, beceri, gözlem ve deneyim bir araya geldiğinde hayalinizi gerçekleştirmek kaçınılmazdı. Ha gerçekleşen neydi? Gerçekleşen mutluluktu. Bu ancak tutku ile olurdu.

9 Ağustos Perşembe (Jüpiter günü)
Ay: Yengeç (14:19 boşlukta)
Güneş: Aslan

Su enerjisi / Ay- Jüpiter üçgeni Ay- Neptün üçgeni Ay- Pluto karşıtlığı "karanlık ışığın yakıtıdır"

Bilgi, bilinmeyenin yaptığı doğumdur. Anlamadıklarımız, anlayamadıklarımız, takılıp kaldıklarımız bizi belli döngülerin içine sürükler, tekrar tekrar aynı yerde buluruz kendimizi, cevabı bulamamış, çemberin dışına çıkamamışızdır. Öyle bir yerdir ki burası, kendimizi suyun akışına bırakmamız, bir şeyi kabul etmemiz gerekir. Karşımızda yenemediğimiz bir düşman var, ne yapsak olmuyor, onun gücü bizden çok daha fazla, önümüze taş duvarlar dikilmiş. Bazı gerçekleri değiştirmek mümkün olmayabilir, o zaman biz değişiriz. Aslında ne istediğimizi, onu daha farklı ne şekillerde gerçekleştirebileceğimizi düşünürüz. Ne kadar şanssız olduğumuzu düşünmekten vazgeçeriz de daha farklı hangi şanslarımız olduğunu fark etmek için daha geniş bakarız. İşte sessiz bir potansiyel tam da burada yükselmeye başlar.

10 Ağustos Cuma (Venüs günü)
Ay: Aslan (07:17 itibariyle)
Güneş: Aslan

Su enerjisinden Ateş enerjisine / Ay- Mars karşıtlığı Ay- Uranüs karesi Ay- Venüs sekstili "aynada kendine bakmak"

İnsanın içinde kükreyen vahşi bir hayvandır id, sadece isteğini gerçekleştirmenin peşindedir. Toplumsal dinamiklere karşılık gelir süperego, elalem ne der onun işidir. Ego, yaratıcılığımızdır, bu çatışmaya bir çözüm getirir. Böylelikle idin ve süperegonun ağzına bir parmak bal çalarken kendi farkını ortaya koymuş olur. Nasıl çözümler bulduğumuz, egomuzun nasıl bir yol izlediğiyle ilgilidir. Ego sağlıklı bir gelişim sağlayamadığında, egosantrik tutumlar kendini gösterir. Assolist kaprisleri, kişiselleştirmeler, hata yapabileceğini kabul etmemelerle karşı karşıya kalırız. İçimizdeki vahşi hayvan bizi ele geçirir. Kontrolümüzü kaybederiz. Kendimizi zekamızı kötücül kullanırken buluruz. Süreçleri ve bu süreçleri deneyimleyen kendimizi, dışarıdan gelen geri bildirimlere de açık olarak tartıya koyabilirsek, birçok şey çok daha yerini bulur ve biz aklımızı kullanmış oluruz. İnsan çok yetenekli olabilir; bununla birlikte yetenek hamdır, pişmesi gerekir. Kendini buna açan, olur. Ne olur? Gerçek olur. Değilse sadece öyleymiş gibi davranır ve yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

11 Ağustos Cumartesi (Satürn günü)
Ay: Aslan (12:56 boşlukta) (Parçalı Güneş Tutulması 18⁰ Aslan 41’)
Güneş: Aslan

Ateş enerjisi / Ay- Jüpiter karesi "küllerinden doğmak"

Tam bitti dediğin yerde başlar her şey, öleceksek neden yaşıyoruz diyemiyoruz, yaşıyoruz; çünkü can tatlı! Kim bilir kaç kez ölüyor, kaç kez doğuyor insan… Herkes ne zaman öleceğini merak eder. Gitmek istediği zaman, artık burada olmanın onun için bir anlamı kalmadığı zaman, ölüm de programını başlatır. Beden kapanışa geçebilir ya da bir gündem bu sürecin kendisi olabilir. Her şey kontrol dahilindedir. Ömür dediğimiz şey Kur’an’da nefes ile tanımlanır. Kaç nefestir benim ömrüm? Bir nefesin dünya zamanıyla karşılığı nedir? Zaman sırdır. Nefes tüketmek, son nefesini vermek deyimlerini hatırlayın. Nasıl yaşıyorsunuz? Nefes mi tüketiyorsunuz? Nefes nefese kalmak, burnundan solumak… Telaşlarımız, öfkelerimiz… "Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi…" Hava almak denir mesela, hava elementi düşünce boyutuna karşılık gelir. Demek ki ölüm de doğum da düşünce boyutunda gerçekleşir. Son sabit burç kovadır. Kartal burcu olarak da bilinir. İnsan olmak, bu aşamaya karşılık gelir. Kartal, bilincin kanatlarını açtığı yerdir. Balık aşamasında sınırlar ortadan kalkar ve ruha varılır. Koç yeniden doğumu ebedi çarkının başlangıcıdır. Her kış sonrası gelen bahar gibi… Kozmosun sırrı…

12 Ağustos Pazar (Güneş günü)
Ay: Başak (06:58 itibariyle)
Güneş: Aslan

Ateş enerjisinden Toprak enerjisine / Ay- Uranüs üçgeni Ay- Satürn üçgeni "temizlik zamanı"

Temizlik nerede yapılır? Önce zihinde… Sonra bedende…  Sonra hayatta… Zihni dağınık olanın, bedeni de bundan etkilenir. Sürekli bir sinirlilik hali içindedir. Beden dağıldığında, yaşam kalitesi düşer. Eskiler sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur der. Kafası sağlam olanın, vücudu da sağlam mı oluyor dersiniz? Sağlam, sağ salim, sağlıklı, sağduyulu… Sağ tarafa güçlü bir vurgu var ki sağ tarafımızı yöneten sol beynimizdir. Planlı, programlı yanımız… Sağlık, düzen gerektiriyor demek! Kozmos da düzen demektir biliyor musunuz? Bir düzen var. Biz bunu fark etsek de fark etmesek de… Zihnin bir düzeni var, bedenin bir düzeni var, hayatın bir düzeni var. Bunun farkında olup buna kulak vererek ilerlediğimizde her şey yerini buluyor, değilse kendimizi bir kaosun ortasında bulmak işten bile değil! Bu kendi kaosumuz! Bir yapbozun parçaları gibi, her birinin gireceği yer belli, bizim sadece o parçaların yerini bulmamız gerekiyor. Bu bize kendimizi çok sınırlandırılmış hissettirebilir, sınırları bilmeyenin özgür olma şansı yoktur; çünkü özgürlük, sınırların ötesine geçmektir ve bu disiplin gerektirir. Sınır, temeldir. Bir yapının temelinin sağlam olması önemlidir. Eskiler had bilmenin güzelliğinden, hadsizliğin çirkinliğinden bahseder. Had, sınırdır. Mevlana Celaleddin Rumi "Nefsini bilen kendini bilir, kendini bilen haddini bilir, haddini bilen Rabbini bilir." der. Rabb, efendi, malik, sahip, terbiye eden, yetiştiren, düzene koyan, düzelten, tedbir alan, sorumluluk üstlenen, yöneten, nimet veren, ihtiyaçları gideren, kefil olan, seçkin, sözü dinlenen, otorite sahibi, efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen kişi anlamına geliyor. Nefs bizim en alt boyutumuzdur. İd gibi çalışır. Sadece ister ve isteğine nasıl ulaştığı onun için önemli değildir. Kendini bilmek, had bilmek süpergo ile ilgilidir, o da toplumsal değerleri göz önünde bulundurur. Rabb, kendi kendinin efendisi olmak anlamına geliyor. Ego; yaratıcılık, canlılık ve samimiyet ile burada kendini gösterir. Sınırların ötesine geçebilecek yapı budur.

Dosta selam olsun,

Hüseyin Akdağ

Kaynak: www.anneoluncaanladim.com

Bireysel Doğum Haritası Analiziniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz:

0212 274 08 47 / 0544 798 52 07
www.heraakademi.com

Doğum haritası analizimiz ile kim olduğunuzu, dışarıdaki kişinin sizi nasıl gördüğünü, neyin size iyi geldiğini, bunların bir araya geldiklerinde birbirlerini nasıl etkilediğini, sahip olduğunuz potansiyelleri, yakın çevrenizi, ailenizi, iç dünyanızı, aşkın sizin için ne olduğunu, yaşama nasıl hizmet edebileceğinizi, partnerinizden aslında ne beklediğinizi, onunla olmanın size sağladığı fırsatları ve bu durumun sizi karşı karşıya bıraktığı sınavları, yaşamda sizi neye çağırdığını, neyin sizin ufkunuzu genişletebileceğini, iş ve kariyer hayatınızın önemli sırlarını, arkadaşlık ilişkilerinizi, neye teslim olmanız gerektiğini ve ruhsal olarak nereden nereye ilerlemenin önemini bulabilirsiniz.


Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.