ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

HAMİLELİK SÜRECİ, PSİKOLOJİNİZİ NASIL ETKİLER?

HAMİLELİK SÜRECİ, PSİKOLOJİNİZİ NASIL ETKİLER?

İçinde yeni bir hayatın filizlendiğini hissetmek, kendi canınla ve kanınla onu beslediğini bilmek sadece biz kadınlara mahsus çok özel bir duygudur ve hamilelik kendimizi çok özel hissettiğimiz bir dönemdir. Belki de bu yüzden çevremizden daha fazla ilgi ve ihtimam bekleriz, hormonal bazı değişiklikler nedeniyle de çok karmaşık duyguları bir arada yaşarız. 9 ay 10 gün boyunca anne adayının psikolojisi ile ilgili değişimleri, yaşanan sıkıntıları ve çözüm yollarını Psikiyatrist Berfu Akbaş anlatıyor…



Her kadının hamileliğe bakışı farklıdır. Kimilerimiz daha ilk aylarda hemen hamile kıyafetleri giymeye başlar, kimilerimiz ise son aylara kadar eski kıyafetlerinde kalmaya çalışır. Ancak, genel anlamda hamilelik süresince anne adayının kendini psikolojik olarak iyi hissetmesi gerek kendi sağlığı, gerek gebeliğinin seyri ve gerekse doğacak bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir. Stresli bir anne adayında rastlayabileceğimiz düzensiz beslenme, uyku bozuklukları, sigara ya da alkol kullanımı gibi faktörlerin erken doğuma ya da bebeğin doğum kilosunun düşük olmasına sebep olduğu bilinmektedir.

İstenen bir hamileliğin başlangıcında hem anne hem de baba adayı kendisini heyecanlı, mutlu ve güçlü hisseder. Erkek bir kadını hamile bırakabilme yeteneğini göstermiş ve iktidarını perçinlemiş, kadın da en temel anlamda dişiliğini ve doğurganlığını kanıtlamıştır. Her iki tarafın da kendilerine olan güvenleri artar. Ancak gebelik ilerledikçe ve hayatlarının nasıl bir değişikliğe uğrayacağını idrak etmeye başladıklarında, çiftler farklı duyguları da bir arada yaşamaya başlar. Bu son derece doğal bir tepkidir ve çoğu insan bu bedensel ve psikolojik değişikliklere adapte olup, etkili başa çıkma stratejileri geliştirebilir.


TEBRİKLER, ANNE-BABA OLUYORSUNUZ!
Gebelik aslında iki boyutlu bir süreçtir. Fiziksel gebeliğin yanında bir de psikolojik gebelik yaşanır. Çünkü dünyaya sadece bir bebek değil, bir anne ve bir baba da gelecektir.
 Evlilik hayatındaki roller de değişecektir. Bundan sonra sadece karı-koca değil, anne-karı ve baba-koca olunacaktır. Hayat tarzı, arkadaşlar ve akrabalarla olan ilişkilerde ve iş yaşamında  değişiklikler olacaktır. Her iki ebeveynin de bu konularda endişe duymaları ve yeterliliklerini sınamaları doğaldır. Burada önemli olan; eşlerin bu duygu, düşünce ve tedirginlikleri paylaşmalarıdır. Aksi takdirde, bir taraf kendini yalnız ve yardımsız hissedebilir ve olumsuz tutumlar ortaya çıkabilir.

Evliliğin temel taşlarından olan cinsel hayat da hamilelik süreci ve sonrasından etkilenecektir. Kimi kadınlar hamilelik döneminde o bölgedeki kan akımının artmasına bağlı olarak, kimileri ise artık gebe kalma endişesi ortadan kalktığı için daha istekli olabilir. Bazıları ise yüksek östrojen seviyesinin etkisiyle ya da kendini çekici bulmama ve bebeğe bir zarar verme korkusu gibi nedenlerle daha isteksiz olabilirler. Kimi erkekler ise hamile kadınları kutsal sayarak cinsel ilişkiye girilmemesi gerektiğini düşünebilir ya da yine bebeğe zarar verme endişesiyle cinsel ilişkiden kaçınabilirler. Doktorlar ise, ortada bir sağlık sorunu yoksa son aylara kadar cinsel ilişkiyi yasaklamamaktadır.


KADININ OLGUNLAŞMA DÖNEMİ
Psikolojik olarak sağlıklı kadınlar, hamileliği genellikle bir kendini gerçekleştirme olarak değerlendirirler. Gebelik hayatın devamını sağlayan çok önemli bir yetenektir, maneviyatının büyüklüğünün yanında fiziksel yükü de ağırdır. Bir çok kadın hamileyken kendini daha iyi tanıdığını, bir anlamda “kendini bulduğunu” söyler. Bu bir olgunlaşma dönemidir, eşimizle olan ilişkimiz, annemizle olan ilişkimiz, kendimizle ilgili düşüncelerimiz, hayattan ne beklediğimiz gibi konular sık sık masaya yatırılıp incelenir.


ANNEMİZLE İLİŞKİMİZİN ÖNEMİ BÜYÜK!
Gelişimimizin erken dönemlerinde annemizden uzaklaşmaya başlayıp kendi kimliğimizi ortaya koyduğumuz bir dönem vardır. Bu dönemi nasıl geçirdiğimiz, kendi annelik yeteneklerimiz için çok önemlidir. Eğer bir kadının annesi iyi bir model olamamışsa, bu kadının kendi anneliği ile ilgili şüpheleri ve güvensizliğinin olması da muhtemeldir. Erken gebelikteki belirsiz korkuların çoğunun altında kendi annemizle olan ilişkimiz yatar.


Gebeliğin erken dönemlerinde ilgi ve dikkat daha çok bedensel değişiklikler üzerindedir. Hormonlardaki belirgin değişikliklere bağlı olarak memelerde hassasiyet, bulantı ve kusmalar, sürekli uyku isteği, halsizlik, duygusal dalgalanmalar anne adayının ilk etapta adapte olması gereken konulardır. Bu dönemde anne adayının bir diğer sıkıntısı ise, düşük yapma korkusudur. Bu nedenle hamileliklerini sevdiklerine haber verip vermeme konusunda bir takım kararsızlıklar yaşanabilir.


EN KEYİFLİ DÖNEM…
İkinci üç ay anne adayı için en keyifli dönemdir. Anne adayının genel sağlığı düzelmiştir, daha enerjiktir, en önemlisi hamile gibi görünmeye başlamıştır. Bu dönemde ilgi daha ziyade, bebeğin odası ve ihtiyaçları gibi konulara kaymaya başlar. Hayvanlarda da gebelik boyunca yuva yapma gibi hazırlıkların olması bu olayın da biyolojik temelleri olduğunu düşündürür. Aynı zamanda maddi durum, doğum öncesi ve sonrası iş yaşamıyla ilgili değerlendirmelere de bu dönemde başlanır. Bu dönemin en keyifli yanı bebeğin hareketlerinin hissedilmeye başlanmasıdır. Bebeğe karşı psikolojik bağlanma başlamıştır ve bebeğin hayali bir resmi kafamızda oluşur. Daha doğmadan bebeğimize bir kişilik ve kimlik yakıştırırız, içimizde büyüttüğümüz bu küçük canlı artık bizim ümitlerimizi ve korkularımızı yansıttığımız bir ekran gibidir. Çoğu anne doğmamış bebeğiyle konuşur, bu konuşmaların anne-bebek ilişkisinin yerleşmesine ve annenin sağlıklı bir hamilelik geçirmesi için (örneğin; sigarayı ya da aşırı kahve içmeyi bırakmak gibi çabalar içine girmesine) yardımcı olduğu saptanmıştır.


DOKTORUNUZLA KURDUĞUNUZ GÜVEN İLİŞKİSİ  ÖNEMLİ!
Son üç aya girildiğinde fiziksel sıkıntılar yeniden ön plana çıkar. Vücudun hemen bütün sistemleri bundan etkilenir. Sırt ve bacak ağrıları, varisler, solunum sıkıntıları, kalpte üfürüm, mide yanmaları ve hazımsızlık, kabızlık gibi problemler nedeniyle anne zor günler yaşar. Doktorun üzerine düşen, bu sıkıntıların doğum sonrasında geçeceğini açıklayarak anneyi rahatlatmak olmalıdır. Bu dönemde annenin doğumla ilgili korkuları da belirginleşir. Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır. Hem bebek için sağlıklı olan, aynı zamanda kendisinin de en az acı ve sıkıntıyla karşılaşacağı doğum yöntemi, hastane seçimi, acil bir durum başgösterdiğinde hastaneye ya da doktoruna ulaşamama gibi endişeler anne adayının kafasını en fazla meşgul eden konulardır. Aynı zamanda, bu dönemde ebeveynler bebeğin sağlığıyla ilgili yoğun endişeler yaşayabilirler ve bunların çoğunu sözel olarak ifade edemezler. Bu nedenlerle anne adayının doktorunun tecrübesine, bilgisine ve belki de en önemlisi ilgisine güven duyması çok önemlidir.


İSTENMEYEN HAMİLELİKLERDE…
Yukarıda bahsettiğimiz konular normal seyrinde giden bir hamilelik sürecinde karşılaşılan durumları açıklamaktadır. Oysa, bir hamileliğin birçok farklı özelliği olabilir. Örneğin; hamileliğin dramatik, duygusal ve psikolojik özellikleri olsa da, altta yatan başka bir neden yoksa ruhsal sıkıntılara karşı koruyucu bir özelliği vardır. Örneğin; gebelik intihara karşı koruyucu bir dönemdir. Tabii ki bu durum istenen gebelikler için geçerlidir. Özellikle ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız çok genç yaşta, hatta ensest ya da tecavüz sonucu gelişen hamileliklerde bu durum tam tersi şeklinde gelişebilir. Çaresizlik içindeki anne adayı, ya bebeği uygunsuz şartlarda düşürmeye çalışarak kendi canını tehlikeye atmakta ya da intiharı seçerek hayatına son vermektedir.

Başka bir konu da kısırlık tedavisi sonucu ya da tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerdir. Bu anne adaylarında da genellikle endişe, heyecan ve stres düzeyi yüksektir. Çok zor elde ettikleri bu başarıyı kaybetme korkusuyla yaşarlar ve genellikle hayatlarını normal seyrinde devam ettiremezler; fiziksel aktivitelerini kısıtlarlar, fazla titiz ve evhamlı olurlar ve çevrelerinden daha fazla ilgi bekleyebilirler. Bu durum, ikili ilişkilerde ve sosyal hayatta bir takım sorunlara yol açabilir. Bu anne adaylarının psikolojik destek görmezlerse, doğum sonrasında ve gelecekte çocuklarıyla ilgili problemler yaşamaları da muhtemeldir.


VE SONUÇ…
Sonuç olarak ebeveynlik; son derece mutluluk verici, tatmin edici ve ödüllendirici bir olay olmasına rağmen çok büyük bir sorumluluktur. Bir miktar kaygı ve endişe duymak normaldir, çünkü böylece dikkatimizi ve enerjimizi önemli sorumluluklar üzerinde yoğunlaştırabiliriz. Asıl önemli olan nokta, ebeveynlerin kendilerini anne-baba olmanın sonsuz keyfiyle ilgili fantazilere fazlaca kaptırmayıp; bir çocuk yetiştirmenin günlük, sıradan ve sıkıcı gerçeklerine de uyum sağlamaya hazırlamalarıdır.

HAMİLELİK BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.