Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

HAMİLELİKTE SAKINCALI DURUMLAR VE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR NELER?

HAMİLELİKTE SAKINCALI DURUMLAR VE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR NELER?

Saç boyatmak , kahve içmek, teknolojik aletler kullanmak, ev işi yapmak gibi gebelik sürecinde anne adayında endişe yaratan durumların gerçek etkileri neler? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alper Mumcu, hamilelik süreci boyunca kaçınılması gereken ve kaçınılmasına gerek olmayan durumlarla ilgili olarak anne adaylarını bilgilendirdi.


Hamilelik sırasında normal ev işi yapmanın sorun olup olmayacağı en çok sorulan sorulardan birisidir. Kanama, yani düşük tehdidi olmadığı sürece hamilelikte ev işi yapmanın herhangi bir riski saptanmamıştır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta çamaşır suyu, kimyasal temizleyiciler gibi maddeleri uzun süre solumamak ve evi iyi havalandırmaktır.

ÇAMAŞIR SUYU VE DİĞER DETERJANLAR
Hamilelikte eğer bulunduğunuz ortam iyi havalanıyorsa, temizlik malzemeleri ve çamaşır suyu kullanmanın bebeğiniz üzerinde olumsuz bir etkisi olmaz. Ancak özellikle çamaşır suyu kullanırken cildinizin ve ellerinizin zarar görmemesi için mutlaka eldiven kullanmalısınız. Hamileliğiniz sırasında fırın gibi havalanmanın kısıtlı olduğu ve içerideki havayı solumak zorunda kaldığınız dar alanları temizleme işini başkasına bırakmanız yararlı olur. Eğer temizlik malzemesinin kokusu sizi rahatsız ederse ve özellikle bulantıya neden olursa sirke gibi doğal maddeleri kullanmayı denemelisiniz.

HAMİLE KALINCA EVCİL HAYVANDAN VAZGEÇMEK GEREKİR Mİ?
Evde beslediğiniz evcil hayvanınız eğer düzenli veteriner kontrolünden geçiyorsa, belirli hastalıklara karşı düzenli olarak ilaçlarını alıyor ve aşılanıyorsa, sizin ve bebeğiniz için tehlike oluşturması çok uzak bir olasılık. Ancak tehlikeyi en aza indirmek yine sizin elinizde. Alacağınız bazı basit önlemlerle kendinizi ve bebeğinizi koruyabilirsiniz. Örneğin, hamilelik boyunca kedi ya da köpeğinizin kum kabını siz temizlemeyebilirsiniz.

GÜVENLİK KONTROLLERİ, RÖNTGEN VE CEP TELEFONLARI...
Güvenlik kontrollerindeki metal detektörlerinde oluşan manyetik alan manyetik rezonans (MR) uygulamalarındakinden kat kat daha azdır. Yapılan bilimsel çalışmalar, hamilelerde gerek bebeği değerlendirmek gerekse anne adaymdaki bazı patolojileri saptamak amacıyla yapılan MR incelemelerinin bebek üzerinde herhangi bir zararlı etkisinin olmadığını ortaya koyar. Üstelik özel kapıdan geçiş sırasında manyetik alana maruz kalma süresi MR ile kıyaslanamayacak kadar kısadır. Kısaca, binaların girişlerindeki kontrollerin bebeğiniz üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Ancak özellikle ülkemizde uygulayıcılar da dahil olmak üzere pek çok kişinin yeterli bilgiye sahip olmaması nedeniyle ve hamilelere karşı olan hassas yaklaşımın bir sonucu olarak hastane girişlerinde dahi görevliler bu kapılardan geçmek istemeyen hamilelere kolaylık gösterirler. Bu, gereksiz ve anlamsız bir yaklaşımdır. Ama yine de farklı olduğunuzu hissetmek için bu tarz bir yaklaşımın bir zararı yoktur. Bu tür bir kapıdan geçmek zorunda kaldığınızda hamile olduğunuzu söyleyerek ayrıcalık talep edebilir ve bunun tadını çıkarabilirsiniz.

Hamilelikte röntgen ışınları güvenli olarak kabul edilse bile yine de gereksiz yere ışın almamak için film çekilirken, karın üzerine kurşun gömlek konulması da önerilir.

Cep telefonları son 15 yıl içinde hayatımıza giren ve bir anda günlük yaşantımızın olmazsa olmaz elemanlarından biri haline gelen teknolojik cihazlardır. Yaygın olarak kullanımı başladıktan sonra insan sağlığı üzerindeki olası etkileri konusunda pek çok araştırma yapılmıştır. Bu konu ile ilgili uyarıcı yönde bazı araştırmalar olmasına rağmen, cep telefonu kullanımına bağlı ortaya çıktığı kanıtlanmış bir yan etki saptanmamıştır. Günümüz şartlarında hamilelikte cep telefonu kullanımı güvenli kabul edilir. Cep telefonları çok düşük oranda mikrodalga elektormanyetik radyasyon salarlar. Bu radyasyon, röntgen ışınlarından ya da insanda kanser ya da doğumsal bozukluklara neden olan radyasyondan çok farklıdır. Çok düşük dozda olan bu radyasyon bebeğe herhangi bir risk yüklemez ve doğumsal anomali riskini de arttırmaz. Ancak unutulmamalıdır ki, 35 yaşın altındaki herhangi sağlıklı bir kadının doğum anaomalili bebek doğurma riski yüzde 3 civarındadır ve bu risk her türlü dış etkenden bağımsızdır, engellenemez ve azaltılamaz.

HAMİLELİKTE DİREKSİYON BAŞINA GEÇMEK GÜVENLİ Mİ?
Hamilelik bir hastalık süreci değildir. Dolayısıyla düşük riski, erken doğum riski gibi fazladan bir risk olmadığı sürece normal yaşantıdan uzaklaşmak gerekmez. Araba kullanmak, doğal olarak kaza riskini de beraberinde getirir. Hamile olunsun ya da olunmasın bu risk her zaman vardır ve göze alındığı sürece de araba kullanmanın bir sakıncası yoktur. Ancak hamileliğin ilerleyen dönemlerinde reflekslerde ve karar verme hızında azalma olacağı dikkate alınmalı ve buna göre davranılmalıdır. Özellikle son 3 ayda araba kullanırken son derece dikkatli olunmalı, normal hız limitleri ve genel trafik kuralları asla göz ardı edilmemelidir. Unutulmaması gereken bir başka nokta ise, her ne olursa olsun, seyahat edilecek mesafe ne kadar kısa olursa olsun, mutlaka emniyet kemerinin bağlanması gerektiğidir.

Tabii, eğer hamileyken otomobil kazası geçirirseniz mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Kazanın hafif olması durumunda bile bunu ihmal etmemelisiniz.

UÇAKLA SEYAHAT KONUSU
Tıbbi bir komplikasyon ya da artmış risk söz konusu değilse hava yolculuğu hamileliğin son 3 ayı da dahil olmak üzere hamileliğin her döneminde güvenlidir, ancak dikkat etmeniz gereken bazı noktalar vardır:
• Uçakta oturacağınız koltuğu belirlerken koridor tarafında olmasını isteyin. Bu sayede hem daha geniş bir hareket alanına sahip olursunuz, hem tuvalete gitmeniz kolaylaşır, hem de ayak ve bacak hareketleri için yeterli yer kazanırsınız
• Hava yolculukları vücudun su kaybetmesine neden olur, bu nedenle yeterli miktarda sıvı almalısınız.
• Uçuş öncesi mutlaka doktorunuzun onayını almalısınız. Eğer şeker hastalığınız, yüksek tansiyonunuz ya da önceden erken doğum öykünüz varsa veya çoğul hamilelik yaşıyorsanız, doktorunuz bu dönemde uçak ile seyahat etmenize izin vermeyebilir.

HAMİLELİKTE SAÇ BOYATMAK
Yapılan çalışmaların hiçbirinde hamilelikte saç boyatmanın zararlı olabileceğine yönelik herhangi bir bulgu elde edilememiştir. Saç boyaları, hakkında en çok araştırma yapılan kozmetik ürünleridir. Kadınların ayda 1 ya da 2 kez saçlarını boyattıklarında kullanılandan çok daha fazlası ile yapılan hayvan deneylerinde gelişmekte olan fetusta herhangi bir anomaliye sebebiyet verici etki saptanamamıştır.

Bilinen bir başka gerçek ise saç boyalarındaki kimyasal maddelerin hemen hepsinin yüksek düzeyde toksik olmadığıdır. Konu hakkında dünyadaki en saygın kurumlardan biri olan ve üreme sistemi üzerindeki potansiyel riskleri inceleyen Amerikan Teratoloji Enformasyon Ser-
visi, “eldeki veriler sınırlı olmasına rağmen çok büyük bir olasılıkla hamilelikte saç boyatmak güvenlidir” şeklinde fikir bildirir. Benzer şekilde Amerflap Obstetrisyenler ve Jinekologlar Cemiyeti (ACOG) de hamilelikte saç boyatma ve permanın sakıncalı olmadığını yayınladığı bültenlerde duyurmuştur.

Bazı doktorlar anne adaylarına bitkisel özlü saç boyaları önerirler, ancak bu tür boyalarda da tıpkı kimyasal boyalarda olduğu gibi pek çok katkı maddesi bulunur.

KAHVE, ÇAY VE BİTKİSEL İÇECEKLER…
İlk önce akılda tutulması gereken, kafeinin bir vitamin ya da besin maddesi olmadığıdır. Kafeinin hiçbir besleyici değeri yoktur. Yapılan çalışmalar, hamilelikte yüksek miktarlarda kafein alımının (günde 6 fincandan fazla kahve) özellikle ikinci 3 aylık dönemde düşükler başta olmak üzere düşük ile ilişkili olabileceğini gösterir. Hamile olmayan kadınlarda kafeinin asıl etkisi, kalp ve dolaşım sistemi ile sinir sitemi ve davranışlar üzerindedir. Hamilelik ya da emzirme süresinde alınan kafein, fetus ve yenidoğanda da benzer etkiler yaratır. Hamilelikte kafeinin yarı ömrü 11 saate kadar uzayabilir. Fetusta ise durum daha ürkütücüdür: 100 saat. Bu ne demektir? İçtiğiniz kahveden bebeğe geçen kafeinin yarısından fazlası 100 saat sonra bile, hala karnınızdaki bebeğin kanında dolaşır. Bebeğiniz ne kadar küçükse onun kafeini detoksifiye etme yeteneği de o kadar azdır.

 

Her zaman değil, ama aşırıya kaçmamak kaydıyla kafein içeren içeceklerin keyfine varabilirsiniz. Yapılan pek çok araştırma, hamilelik sırasında alınan az ya da orta düzeyde kafeinin bebek ya da anne adayına zarar verme riskinin düşük olduğunu gösterir. Orta düzeyde kafein (300-400 mg) günde 2-3 fincan granül kahveye denk gelir.

Kafein, tahmin ettiğinizden daha fazla maddenin içinde bulunur. Örneğin; çikolata ve bazı bitkisel çaylarda da kafein vardır. Bazı soğuk algınlığı ilaçları ile ağrı kesiciler de kafein içerir. Benzer şekilde alerji ilaçlarında da kafein olabilir.

Çay ve kahve gibi içeceklerin içerdiği kafein miktarı demleme ya da hazır olmasına ya da kahvenin türüne göre değişebilir. Bilinenin aksine, piyasada satılan pek çok meşrubatta da kafein bulunur.

Gün içinde aldığınız kafein miktarını bazı küçük değişikliklerle azaltabilirsiniz. Örneğin; sallama çay içiyorsanız poşeti suda 5 dakika yerine 1 dakika bekleterek kafein oranını yarı yarıya azaltmanız mümkündür. Bitkisel çay tercih ediyorsanız, mutlaka kutusundaki uyarıcı etiketleri kontrol edin. İçindeki kafein ve diğer maddelerin miktarını kutusunda yazmayan markaları tercih etmeyin. Bu şekilde hamilelikte kullanılması sakıncalı olabilecek katkı maddeleri içermediğinden de emin olabilirsiniz.

Eğer Türk kahvesi tiryakisi iseniz, günde 1-2 fincan kahve ile herhangi bir zarar görmeniz çok uzak bir olasılıktır. Eğer kahve sizi zihinsel açıdan rahatlatıyorsa ya da sabah ritüeliniz ise kafeinsiz kahveleri tercih etmeye çalışın. Meşrubat seviyorsanız, limonlu sodayı tercih edebilirsiniz.

Hamilelikte bitki çayları ve şifalı otların tedavilerinin etkinliği konusunda bilimsel çalışmalar olmadığı gibi bunların hamilelik ve emzirme dönemlerinde kullanımı ve etkileri ile ilgili de elimizde hemen hemen hiç veri yoktur. Ayrıca bu tip ilaç etkisi olan şifalı bitkilerin bazıları, hatta çok masum gibi görünenleri bile yüksek dozlarda alındığında zehir etkisi ya da istenmeyen etkiler oluşturabilir.

 

ŞİFALI OLDUĞU İDDİA EDİLEN OTLARA DİKKAT!
Kesin olarak güvenli olduğu bilinmeyen bu tür şifalı olduğu ileri sürülen ot ve bitkileri hamileliğinizin ilk ve son trimesterlarıda tüketmemeniz yararlı olabilir.

Bitkisel çay içmek isterseniz, satın alırken içerdiği maddelere göz atın. İçindekiler, eğer diyetinizde zaten bulunan portakal kabuğu, limon, adaçayı gibi bildik maddeler ise içmenizde sakınca yoktur. Ancak bilmediğiniz maddeler içeriyorsa, kullanmamanız daha uygun olabilir.

Bazı maddeler ise düşük miktarlarda alındığında yararlı olabilirken yüksek miktarlarda olumsuz etkiler yaratabilir. Bu tür bitkilere en güzel örnek sinamekidir.

Bir başka konu da ithal çaylardır, ithal çayların içinde ülkemizde yetişmeyen bazı otlar bulunabilir. Bu nedenle içeriğinden emin olunmayan çayların kullanılmaması daha uygundur. Kısaca özetlemek gerekirse, yiyecek olarak kullanılan bitkilerin çay şeklinde de alınmasında bir sakınca yoktur.

HAMİLELİKTE KULLANILMASI SAKINCALI BİTKİLER
Aloe vera, sarı çiğdem, cohosh, fesleğen (reyhan), yıkan otu, aslan kulağı, karanfil yağı, eşek kulağı, karakafes, pamuk kökü, dong quai, koyungözü, kırlangıç otu, ardıç ardıç yağı, ökseotu, yarpuz, kın, ardıç ve ardıç yağı, yalancı ginseng, sedefotu, kafuriye, ada-soğam, solucan otu, yabani yer elması... Bunların hemen hepsi rahmi uyarır ve rahim kasılmalarını başlatabilir. Doğum anomalilerine neden olabilir. Diğer bitkileri içeren çaylar da aşırı miktarlarda tüketilmemelidir.

YAPAY TATLANDIRICILAR
Günümüzde pek çok yapay tatlandırıcının içinde aspartam adı verilen bir madde bulunur. Yapılan çalışmalarda aspartamın doğum defektlerine neden olduğu gösterilmemiştir. Bu nedenle hamilelikte aspartam kullanımı güvenli kabul edilir.

Yapay tatlandırıcıların ölçülerinden olan sakarin ise günümüzde artık çok daha az kullanılır. Sakarinin doğum defektlerini arttırdığına dair bir bulgu olmamakla birlikte hem annede hem de bebekte mesane kanseri riskini arttırdığı bilinir. Anne adayı sakarin aldığında bu sakarin plasenta yoluyla bebeğinin de kan dolaşımına geçer. Bebek sakarini anne adayından çok daha yavaş yıkar. Anne adayı fazla miktarda sakarin tükettiğinde bu sakarin bebeğin mesanesinde daha uzun süre kalacağından, mesane kanseri riskini arttırabilir. Bu nedenle hamilelikte sakarin kullanımı önerilmez.

HAMİLELİKTE TON BALIĞI YENİR Mİ?
Büyük balıklar içerdikleri yüksek civa miktarları nedeniyle genellikle hamilelikte önerilmezler. Ton balığı ise büyük olmasına rağmen genelde düşük civa içeren balıklar sınıfına dahil edilir.

Yüksek oranda Omega 3 içermesi, doymuş yağ oranlarının düşük olması ve yüksek kaliteli proteini nedeni ile deniz ürünleri ve özellikle ton balığı tüketilmesi hamilelikte önerilir. Ancak Amerikan Gıda ve Haç Dairesi, haftalık ton balığı tüketiminde sınırlamalar koymuştur.
Ton balığı hazır kutulanmış konserve şeklinde tüketilebileceği gibi bütün eti biftek gibi ızgara şeklinde de yenilebilir. Hamilelikte konserve ve light olarak adlandırılan yağsız ton balığı tüketilmelidir. Tüm hamilelik boyunca haftada 2 defayı geçmemek kaydı ile 80 gramlık kutu light ton balığı yenmesinde fayda vardır.


HAMİLELİK BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.