Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

DOĞUM SONRASI CİNSELLİK MESELESİ…

DOĞUM SONRASI CİNSELLİK MESELESİ…

Hamilelik, doğum travması ve bebekli yaşama geçiş süreci, size, “Daha önce bir seks yaşantım var mıydı?” bile dedirtebilir. Bu süreçte nelerin doğal olduğunu öğrenmenizde fayda var. Bırakın, eskilerin deyimiyle 40’ınız çıksın. Doğumdan sonra ruhen ve bedenen kendinize gelin. Sonra mı? Birkaç küçük ipucuyla seks periniz yine yanınızda. Unutmadan, bu süreçte erkeklere çok iş düşüyor!


Evet, artık yuvanızı paylaştığınız bir yabancı var ve ilişkiniz, -buna cinsel yaşamınız da dahil- üçüncü kişinin (bu ilk çocuğunuz değilse daha fazlasının) gölgesinde devam edecek. “Romantizm kayboldu” diye trip yapacak, “Benimle eskisi kadar ilgilenmiyor zaten” diye takacak, “Yoksa beni artık beğenip, istemiyor mu?” diye paniğe kapılacaksınız. Ve muhtemelen, en azından bir süre -bu uzun bir süre olabilir-  başka bir şey hissedemeyecek kadar kendinizi yorgun hissedeceksiniz. Üstelik bütün bunlar, doğum yapan siz olsanız bile kocanız için de geçerli olacak. Fakat hisleriniz ve istekleriniz hangi yönde olursa olsun, gerçekleri bilirseniz, yaşamınızın ve elbet seksinizin de, nasıl ve ne zaman normale döneceğini bilirsiniz. İşte, doğumdan sonra doyurucu bir cinsel yaşam için size ve eşinize kılavuzluk edecek bilgiler...

BUNLAR ÇOK DOĞAL!

- Geçici fizyolojik değişiklikler cinsel hayatınızın yoğunluğunda azalmaya yol açabilir.
- Doğum sonrası hormonlarınızın düzenlenmesi sırasında, hatta süt verme döneminde cinsel istekte azalma olabilir.
- Yorucu günler, uykusuz geceler ve bebeğinizin bitmeyen ihtiyaçları her ikinizin de libidosunu ister istemez düşürür.
- Doğumdan sonraki ilk cinsel deneyiminizde acı ya da ağrı hissetmeniz gözünüzü korkutabilir. Fakat bu tür ağrılar perine iyileştikten sonra bir süre daha devam edebilir.
- Cinsel ilişkiye ilk dönüşünüz mükemmel bir orgazmla sonuçlanmayabilir. Doğumdan sonra kadınların çoğu haftalarca orgazm olamazlar.
- Emziren annelerde hormonal değişimlerin sonucu olarak, vajinal kayganlığın azalması nedeniyle duyulan rahatsızlık da cinsel isteği azaltabilir. Bu sorun, süt vermeyen kadınlarda da altı ay kadar sürebilir.
- Ön sevişme sırasında göğüslerinizden süt gelmesi sizi ya da eşinizi fiziksel ve psikolojik olarak rahatsız edebilir.
- Annelik ve emzirmek hem sevgi, hem de cinsel ihtiyaçlarınızı doyurabilir. Bu nedenle eşinize istediği yakınlığı gösteremeyebilirsiniz.
- Bebek hayatınıza girdiğinden beri yapmanız gereken o kadar çok şey vardır ki, boş bir zaman diliminde seks yapmak ilk tercihiniz olmayabilir.

NELER YAPABİLİRSİNİZ?

- Hormonal değişimleriniz vajinanızda kuruluk yaptığından, salgılarınız normale dönene kadar, kayganlaştırıcı bir ürün kullanabilirsiniz.
- Doktorunuzdan, vajinanızdaki ağrı ve hassasiyeti azaltması için yüzeysel bir östrojen kremi yazmasını isteyebilirsiniz.
- Kegel egzersizleri, pelvis kaslarınızı güçlendirmenize yardım edeceğinden çok işinize yarayabilir.
- Seks sırasında yan yana ya da kadının yukarıda olduğu pozisyonları tercih etmek yeni doğum yapan kadının lehinedir. Çünkü bu pozisyonlar sırasında hassas perineye daha az basınç uygulanır.

ERKEKTEN BEKLENEN!

- Tabii ki, erkekten ilk beklenen eşine duyduğu sevgiyi ve ilgiyi taze tutarak bu geçiş döneminde sabır ve hoşgörü göstermesidir. Zamanla eski heyecan geri dönecektir ve seks eskisi kadar doyurucu olacaktır. Telaşa mahal vermeyin, verdirmeyin.
- Doğumdan sonraki geçiş dönemi sırasında, aşkınızı cinsel ilişki kurmaksızın da ifade etmenin yollarını bulun. Kadının cinsel güveninin canlanması için buna ihtiyacı vardır.
- Bebeğiniz her uyuduğunda, eşinizle geçirebileceğiniz özel zamanlardır. Romantik planlarınızı bu zaman dilimlerine denk getirin.
- Kendinize ve eşinize güvenin. Gerekiyorsa, ilişkiniz ve cinselliğiniz hakkında konuşun. Ama eşinizin cinsel isteksizliğinin devam edeceği, artık seks istemeyeceği konusunda endişelenmeyin. Endişelenmeniz ve bunu ona yansıtmanız sadece süreyi uzatacaktır. Siz, romantizmi elden bırakmayın yeter...
- Her zaman sevgiyi sevişmekten ön planda tutun. Ve cinsel ilişkinin sayısının değil niteliğinin önemli olduğunu göz ardı etmeyin. Öpüşmek, masaj, yatakta film seyrederek bir şeyler içmek, birlikte banyo yapmak, bebeği büyükanneye bırakabilirseniz bir akşam yemeği kaçamağı... İşte bu ve benzeri, anne-baba olmayı öğrenme sırasında yapılan sevgililik antrenmanlarının, size iyi bir cinsel yaşam olarak geri döneceğini bilin.

Acıbadem Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Özay Özdemir:


“CİNSEL TERAPİ ÖNERİYORUZ”
 “Doğum sonrasındaki değişimler en çok kadını etkiliyor. Doğum, başta cinsel isteksizlik olmak üzere, disparoni ve vajinismus gibi önemli pek çok soruna yol açabiliyor. Aslında bu durumdan kadınlar kadar olmasa da erkekler de etkileniyor. Cinsel isteksizlik ve ereksiyon kaybı, doğum sonrasında erkekler arasında en sık görülen cinsel sorunları oluşturuyor. Doğumun ardından geçirilen uykusuz geceler, iki-üç saatte bir tekrarlanan emzirme işlemi, bebeğin sık sık hastalanması derken, ailenin yaşantısı tam anlamıyla altüst olabiliyor. Bununla birlikte o güne dek sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltiyor. Bir yandan yeni bir yaşama uyum sağlamaya çalışmanın gerginliği, bir yandan da eşinden eskisi kadar ilgi görememenin yarattığı sıkıntı cinsel isteksizliğin oluşmasına yol açıyor. Doğum sonrasında daha fazla salgılanan ve bebeğin emzirilmesinde büyük rol oynayan ‘prolaktin’ hormonu da cinsel isteksizlik ve vajinal kuruluğuna neden oluyor. Kadında doğal olarak bu hormonun aşırı salgılandığı emzirme dönemi boyunca cinsel isteksizlik sorunu baş gösteriyor. Bebeğin doğumuyla birlikte cinsel partner imajına bir de aile kavramının eklendiği düşünülürse, özellikle kadınlar annelik rolünü gereğinden fazla kutsallaştırabiliyor ve doğumdan sonra cinselliğe karşı daha mesafeli yaklaşabiliyorlar. Doğum sonrasında ortaya çıkan cinsel isteksizlik sorunlarında estetik kaygılar da son derece önemli rol oynayabiliyor.


Cinsel sorunların tedavisi, altta yatan nedene göre değişiyor. Kimi zaman kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile psikiyatristin birlikte çalışması yarar sağlıyor. Erkekte bir sorun varsa, devreye ürolog da girebiliyor. Önce kadın ve erkeğin iç dünyasında ne tür sorunlar yaşadığı saptanıyor. Cinsel soruna yol açan faktörler tespit edildikten sonra çifte cinsel terapi uygulanabiliyor, nefes ve gevşeme egzersizleriyle bazı cinsel egzersizler veriliyor. Genellikle 6-12 hafta sonrasında tedaviden başarılı sonuçlar alınabiliyor. Bunların yanı sıra, kadın ya da erkeğin iç dünyasında bastırılmış olan ruhsal çatışmalar ön planda ise tıbbi tedaviyle birlikte yoğun bireysel psikoterapi öneriliyor.”


Opr. Dr. Yasemin YAKUT
Kadıköy Şifa Ataşehir Tıp Merkezi Başhekimi:

“4 İLA 6 HAFTA SEKS YOK!”

“Doğumun sonuçlanması ile başlayan ve gebelikte meydana gelen anatomik ve fizyolojik değişikliklerin ortadan kalktığı sürece loğusalık denir. Gebelikte meydana gelen değişikliklerin geriye dönmesi için gereken süre 6-8 haftadır. Bu dönemde miktarı giderek azalan, rengi ve kıvamı açılan, loşi adı verilen vaginal kanama olur.

Normal doğum sonrası, vagen dokusu ödemlidir. Doğum sırasında vagende yırtıklar oluşmuş ise pelvis tabanında da zayıflık söz konusudur. Doğumdan yaklaşık 6 hafta (40gün) sonra bu dokular kendini toplar ve cinsel yaşam başlayabilir. Sezaryen ile doğumda ise vagen dokusunda herhangi bir hasar oluşmamıştır. Bu nedenle cinsel yaşam vaginal doğum ve dikişli doğuma göre biraz daha erken başlayabilir. Loğusalık kanamasının aktifliğini yitirdiği 3. haftadan sonra, cinsel birleşme çiftlerin isteğine bağlı olarak sakıncasızdır. Beslenme ve hijyenine dikkat eden yeni anne, vücudundaki değişikliklerin yavaş yavaş toparlandığını gördükçe, kendine güveni gelecektir.”

 

TADİLAT NEDENİ İLE KAPALIYIZ!

Lohusalık kanaması bittiğinde ( 4 ila 6 hafta) tıbbi açıdan cinsel yaşama dönülmesi için bir sakınca olmayabilir. Fakat, doğum dikişleri, hormonal değişimden kaynaklanan vajina kuruluğu, yine o bölgede ağrı hissedilmesi… Üstüne süt dolu göğüslerinizin ağrı ve ateş yapması… Hamilelik, doğum ve yenidoğanın yarattığı yorgunluk… Kalçada, bacakların üst kısmında toplanan kilolar, şiş bir karın ve çocuğun yanında promosyon olarak kazandığınız çatlaklarla yeni dış görünümünüze alışmaya çalışmak… Bitmedi! Bütüüün bu değişimlerin üstüne taşımak ve becermek zorunda olduğunuz çocuklu yaşam stresi, kadınlarda "Tadilat dolayısıyla kapalıyız" yazılı bir pankartla dolaşmak isteği uyandırabilir. Fakat, buna bile ne vakitleri ve ne de mecalleri kalmamış da olabilir. Ve bu bahsettiklerimizin hiç biri -ne görünüş ne de hissediş olarak- bir kadın için hiç de seksi değildir!

Erkekler hemen, "Ama bizim için de bütün bunlar hiç seksi değil" diye ortaya atılmasın, fena olur. Çok enerjileri varsa, (çünkü doğum travması onlar için de az stres kaynağı ve yorgunluk değildir) derhal bebek bakımına yönelsinler de (asla yavrularından başka birine değil!), yeni annenin de kendini daha seksi hissedebilmek ve en yakın tarihte yeniden seks yapabilmek için zamanı ve enerjisi olsun!

CİNSELLİK & İLİŞKİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.